© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Vücudu Yağ Yakma Moduna Geçirerek İncecik Olmanın Sırları

Vücudu Yağ Yakma Moduna Geçirerek İncecik Olmanın Sırları

Okuma süresi 3 dakika

Zayıflama süreci her zaman incecik bir vücuda dönüşemeyebilir. Çünkü vücut yağ yakma modunda değilse zayıflama genelde yağ dokusunun altında bulunan kolajen doku ve kasların kaybı ile sonuçlanarak sağlıksız bir görünümle sonuçlanmaktadır. Vücudun yağ yakım dönemine hızla girebilmesi için beslenme ve aktivitede ideal dengeleri iyi yakalamanız gerekir. Pratik bazı yaşamsal değişimler vücutta hormonlarınızın dengesini kurarak yağ depolarının hızla eriyip incecik bir bedene ulaşmanızı da kolaylaştıracaktır.

Kan Kortizol Düzeyini Kontrol Altına Alın

Kortizol performansı artıran, zindelik sağlayan ve yağ yakımını hızlandıran hormonlarımızdan biridir. Kortizol gün içinde saatlere göre değişiklik gösterir. Düşük olduğu zaman dilimlerinde uyuşukluk ve depresyona meyil artar. Böylece metabolizma düşer, atıştırma isteği doğar ve yağ yakma modu bloke olur. Sabah saat 5-7 ve gece 10’da en düşük seviyelerine ulaşır. Bu nedenle sabah yataktan kalkmak istemez gece eve gelince de sürekli atıştırma isteği ile baş etmek zorunda kalırız. Kanda kortizol düzeyini yükseltmek için, düzenli ve az miktarda kahvaltı yapabilir, hormon seviyesinin en düşük olduğu zaman dilimlerinde egzersiz planlayabilirsiniz. Sabah 5-7, gece 10 civarlarında fiziksel aktivitenizi yaparak yağ yakma modunu kolaylıkla harekete geçirebilirsiniz.

Öğünlerinizi Azaltarak Katekolaminleri Harekete Geçirin

Ana öğünlerinizde normal zamanda yediğiniz yiyeceklerin miktarını azaltmaya başladığınızda kanda katekolaminler denilen; adrenalin, epinefrin, noradrenalin ve norepinefrin enerji harcamasını artırıcıları harekete geçirir. Metabolizmanızın hızlanmasını sağlar. Katekolaminler, kandaki insülin seviyelerini düşürerek yağların yakılmasını da hızlandırır.

1 Ara Öğün Yaparak İştah Hormonlarını Dengeleyin

Güne az miktarda kahvaltı ile başlayın ve onu takip eden her 4-5 saatte bir öğle, ikindi ve akşam yemeği düzenini hayatınıza geçirmeye çalışın. Çok ara öğünden uzak durun ve sık yemeyi asla yapmayın. Ara öğünün az olması açlığı tetikleyen ghrelin ve tokluğun oluşmasını sağlayan leptinin normale dönmesini sağlar.

Akşam Öğününü Atlamayarak Büyüme Hormonunuzu Aktive Edin

Vücudumuz akşam yemeklerinden alacağı besin bileşenlerini oldukça önemser. Akşam yemeğini atlamak aşırı açlığı tetikleyeceği için vücudun yağ depolamasını hızlandırır. Bedeni uyuşukluğa sürükler ve yorgunluğun artmasını sağlar. Büyüme hormonu düzeyini azaltır. Büyüme hormonu yağ yakan, kasları yapılandıran ve yaşlanmayı yavaşlatan önemli bir hormondur. Akşam öğünlerinize taze sebzeler, sağlıklı çorbalar ve baharatlar eklemeniz büyüme hormonunuzun 3 gün içinde en üst düzeye ulaşarak yağ yakma moduna hızla geçmenizi sağlar.

Meyve Yiyerek Yağ Yakımını Artırın

Meyveler fruktoz ve glikozun doğal yani işlenmemiş formunu içerirken bunun yanında bolca vitamin, mineral, polifenol, antioksidan ve diyet lifi içerir. Sağlık iksiri olan meyveler fruktozun yan etkilerini nötralize ederek yağ depolayan enzimlerin çalışmasını engeller, tam tersine yağ yakımını hızlandırır. Taze meyveyi öğünlerle birlikte yemek, yağ yakımını artıran pratik bir yoldur.

Polifenoller İle Kasları Koru

Vücut kas dokusunun metabolik olarak yağ dokusuna göre aktif bir yapısı bulunur. Yani 1 kg kas dokusu 1 kg yağ dokusuna göre çok daha fazla kalori yakabilme kapasitesine sahiptir. Bu nedenle zayıflama sürecinde kesinlikle kas dokusu kaybı yaratmamak gerekir. Kasların kaybolmaması için beslenmenin sağlıklı karbonhidrat, sağlıklı yağsız protein kaynakları, bol A, C, E vitaminleri ile çinko, selenyum gibi mineraller ve polifenol adlı antioksidanlardan zengin beslenme uygulamak gerekmektedir. Pancar, nar, siyah üzüm en değerli polifenolleri içerir. Spor günlerinde bu besinleri tercih etmeyi ihmal etmeyin.

Yazar Hakkında /

Selahattin Dönmez Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden 1995 yılında mezun oldu. 1996 yılında American’s Weight Loss Bakırköy Şubesi’nde şişmanlık tedavisinde diyetisyen olarak çalıştı. 1997 yılında T.C. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Gölcük Deniz Hastanesi’nde diyetisyen olarak askerlik görevini yaptı. 1999’da İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Beslenme ve Metabolizma Bilim Dalında “Şişmanlık ve Metabolik Hastalıklarda Beslenme” üzerine bilim uzmanı olarak çalıştı. 2002 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Diyetetik Anabilim Dalı’nda “Doğumsal Metabolik Hastalıklarda Beslenme” üzerine “ Erken Tedavi Başlanan Okul Öncesi Yaş Grubu Klasik Fenilketonürili Çocukların Beslenme Durumu” konulu tezini İstanbulÜniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ile ortak çalışma yaparak tamamlayıp yüksek lisans (M.Sc.) diplomasını aldı. İngiltere’de Royal College of Physicians ve Cambridge Hommerton College’de “Metabolik Hastalıklarda Beslenme” ve “Yetişkinlerde Kilo Kontrolü”, Harvard Tıp Fakültesi Beslenme Bilimlerinde “Enteral ve Parenteral Beslenme” ile “Şişmanlığın Tedavisinde Pratik Tedavi Yöntemleri” ve Amerikan Diyetisyenler Derneği sürekli eğitimlerinde “Şişmanlık ve Tedavisi” üzerine work shop/sertifika programlarına katıldı.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: