Başa Dön

Ürdün Haşimi Kırallığı

blank

Ürdün Haşimi Kırallığı

Okuma süresi 8 dakika

Ürdün denince aklımıza belki de ilk gelenler arasında; gizemli Petra ve onun “Indiana Jones ve Son Haçlı Seferi” filminde birden karşımıza çıkan hazine binasının zihinlerimizde kalan etkisi… Sinemanın ve genel olarak görsel medyanın ne kadar önemli olduğunu kanıtlarcasına…

Türkiye sadece Efes Antik Kenti olmadığı gibi Ürdün de sadece Petra değil. Ülke tanıtımında olmazsa olmaz yerlerin, örneğin Mısır denince Piramitlerin, Fransa, Paris denince Eyfel Kulesi’nin, Kamboçya denince Ankor Tapınakları’nın ya da Hindistan denince Taj Mahal gibi ölümsüz bir anıtın olması turizm açısından çok önemli.

Ürdün Orta Doğu’da, kuzeyinde Suriye, kuzey doğusunda Irak, doğusunda ve güneyinde Suudi Arabistan, batısında Batı Şeria ve İsrail’in bulunduğu 92.300 kilometre karelik küçük bir ülke. Akabe Körfezi’ne ve Ölü Deniz’e toplam 26 kilometre kıyısı var. Ülkenin en yüksek yeri 1854 metre yüksekliğinde ve kışın karla kaplı Jabal um all Dami ve en alçak yeri deniz seviyesinin 420 metre altındaki Ölü Deniz. Suriye’nin kuzeyinden Anadolu’nun güney doğusundan başlayan ve Afrika’da Mozambik’e kadar uzanan 6000km.lik Büyük Rift Vadisi’nin bir kısmı ve Ürdün Nehri günümüzde Ürdün ile Batı Şeria ve İsrail sınırını oluşturmakta.

Yazın sıcaklık ortalamasının 35 derecelere çıktığı ülkede kışın sıcaklık ortalaması 13 derece civarında. Ülkeyi ziyaret için en ideal kış sonu ve ilkbahar ayları. Sıcak ve kuru yaz ayları, serin ve daha yağışlı kış ayları ile Akdeniz iklimini andırır.

Ürdün tarihine baktığımızda Petra Krallığı’nı da kurmuş olan Nebatileri görüyoruz. Nebatiler Arap kökenli, semitik bir halk ve Suriye’den başlayıp Arap Yarımadası’na kadar uzanan “Bereketli Hilal” üzerindeki ticaret yollarını Pers ve daha sonra Roma İmparatorluğu’nun bölgeye hakim olmasına kadar kontrol etmiş önemli bir uygarlık. İncil’de adı geçen Ammon, Moab, Judah, Hashmonean gibi krallıklar hep bu bölgede kurulmuşlar. Yunan ve sonrası Roma dönemlerinde ticareti de kontrol altında tutmak için kurulan Decapolis-On Şehir’den birisi olan “Jeraş” bugün Ürdün’ün Efes’i konumunda çok güzel bir antik kent. İslamiyet’in yayılması ile Emevi ve Abbasi Devletleri’nin yönetiminde kalan bölge Abbasilerin zayıflaması sonrası Moğol ve Haçlıların bölgedeki varlıklarından etkilenmiş. Mısır’da kurulan Memlük Devleti, Portekizli denizci Vasco de Gama’nın Hindistan’a alternatif deniz yolunu Güney Afrika’daki Ümit Burnu üzerinden bulmasıyla zayıflamış ve neticesinde Osmanlı İmparatorluğu ile 1516 yılında Mercidabık Savaşı’nı kaybettikten sonra bölge Osmanlı’nın yönetimine geçmiştir. 1.Dünya Harbi sonrası, Sykes-Picot anlaşması ile Filistin’de İngiliz Mandası ve Suriye’de de Fransız Mandası kuruldu. Kurulan İngiliz Filistin Mandası’nın %76 Ürdün Nehri’nin doğusundaydı ve “Transjordan” olarak anılıyordu. 2.Dünya Harbi sonrası 1946 yılında İngilizlerin Birleşmiş Milletler’e olan talebi ile Transjordan’daki İngiliz Mandası son buldu ve Kral Abdullah’ın Krallığında bir Haşemi Ürdün Krallığı kuruldu. İngilizlerin Filistin’deki Manda konumunun kalkması ile 1948 yılında kurulan İsrail, daha sonra 1.Arap-İsrail savaşına ve Batı Şeria’nın Ürdün’ün egemenliğine geçmesine neden oldu. Kral Abdullah 1951 yılında Kudüs’te Mescidi Aksa Cami girişinde silahlı saldırıya uğrayacak ve sonra vefat edecektir. Ondan sonra 17 yaşında oğlu Kral Hüseyin olarak tahta geçti.

Ürdün, Mısır’ın Süveyş Kanalı’nı milleştirmesi üzerine yaşanan savaş sonrası ve Ürdün Nehri’nin suyu ve Suriye’de yapılmakta olan baraj ve suyun paylaşılamaması gibi sorunlar ile gelişen 1967 yılındaki “6 gün savaşları” sonrası Batı Şeria ve Kudüs’teki bölgesini kaybetti. Daha sonra Irak-İran savaşı, Körfez Savaşı gibi komşu ülkelerdeki savaşlar dönemi göç ile nüfusu arttı. Körfez Savaşı döneminde Kuveyt ve bölge ülkelerde çalışanlar ülkeye geri geldi. 1999 yılında kanserden vefat eden Kral Hüseyin yerine oğlu Kral Abdullah geçti. Genel olarak bölge ülkeleri ile iyi ilişkiler geliştirmeye ve ticaretini arttırmaya çalışan Ürdün’ün günümüzdeki nüfusu yaklaşık 6 milyon ve başkenti Amman.

Dünya Bankası verilerine göre kişi başı geliri 5100 USD olan Ürdün orta gelir ülkeleri arasında bulunuyor. Kral Abdullah’ın uyguladığı liberal ekonomi ve reformlar, ABD ile 2001 yılında gerçekleşen serbest ticaret anlaşası ve genel olarak dış yatırımlarda sağlanan kolaylıklar sayesinde 2009 yılında yaşanan krizden civar ülkelere kıyasla daha az etkilendi. Enerjide dışa bağımlı Ürdün, uzun bir süre petrolünü Irak’tan almış ama günümüzde Körfez Ülkeleri’nden tedarik ediyor ve Mısır ile de Akabe Körfezi’nden bir gaz-boru hattı ile gaz alıyor. İçme suyu kaynaklarını arttırmaya çalışıyor.

Bugün Ürdün’e THY ile İstanbul’dan Amman’a uçabilirsiniz. Amman’da Kale’yi ve Kale’deki müzeyi gezdikten sonra Jerash Antik Kenti’ne gidebilir orada Hadriyan Kapısı’nı gördükten sonra Roma Şehri’ne giriş yapabilir ve Eski Roma Sokakları’nda yürürken meydanları ve tiyatroyu gezebilirsiniz.
Lut Gölü ya da diğer adıyla Ölü Deniz, dünyanın en alçak yeri ve en tuzlu suyu. Deniz seviyesinden 422 metre aşağıda olan bu gölün tuzluluk oranı yaklaşık % 33.  Göle bir tesisten girmenizi ve özel çamur ile vücudunuzu kapladıktan 15-20 dakika kadar sonra tuzlu suda yıkanıp bir mantar gibi üstünde yüzmenin inanılmaz hafifliğini tatmanızı muhakkak tavsiye ederim. Tabi ağzınıza ve gözünüze bir damla bile bu sudan değmemesine çok dikkat ederek! Daha sonra çok iyi duş almanız şart. Derinizin ne kadar kuru olduğuna ve sanki gerilmiş olmasına şaşıracaksınız.

Ürdün’ün güneyindeki Wadi Rum Çölü’ne gitmenizi tavsiye ederim. Ay Vadisi olarak da bilinen bu vadi Akabe Körfezi’ne sadece 60 kilometre uzaklıkta. Çok güzel kızıl kum ve kayaların dağların bir arada olduğu bu çöl Bedevilerin ve Nebatilerin yaşam alanları olmuş ve “Lawrence of Arabia” gibi filmlerin çekildiği topraklar. Wadi Rum’u sabah erken saatlerde balon ile yapabileceğiniz bir gezi ile yukardan görebilir ve bu sabahı hayatınızdaki unutulmaz anlar arasına yerleştirebilirsiniz. Tabi çölde çadır kamplardan birinde kalmanızı ve çölde büyük şehirlerden uzakta, yıldızlara bakmanın ne kadar farklı ve güzel olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.

Petra ise Ürdün’e geldiğinizde muhakkak görmeniz gereken yer. Olamazsa olmazı Ürdün için. M.Ö.400 ile M.S. 106 yılları arasında Nebatilere başkentlik yapmış bu kent daha sonra uzun yıllar unutulmuş. 1812 yılında İsviçreli gezgin Johann Burckhardt tarafından tekrar bulundu ve 2007 yılında Dünyanın “Yeni 7 Harikası” arasına seçildi. UNESCO’nun da 1985 yılından itibaren Dünya Kültür Mirası Listesinde yerini aldı. Petra’ya mümkünse bir tam gün ayırmanızı tavsiye ederim. Ana girişten sonra kısa bir mesafe ata binebilirsiniz. Ama 1,2 km uzunluğundaki kanyonu yavaş yavaş yürümenizi tavsiye ederim. Hazine binasının kayalar arasından ilk görüntüsü akşam loş ışıkta ya da sabah erken saatlerde çok daha güzel olacaktır. Sadece Hazine binası ile sakın yetinemeyin ve yolu devam edin, Roma şehrini ve tiyatrosunu da gördükten sonra yaklaşık 900 basamak çıkarak El Deir “Manastır” binasını da gezin. Tabi sağlığınız ve bacaklarınız el verdiğince. Yukarıda Bedevi Kahvesi’nde naneli çay ya da güzel bir kahve içip yorgunluğunuzu atabilirsiniz. Eğer ses ve ışık gösterisi için biletiniz varsa, gece mumlar ile aydınlatılmış vadiden yürüyerek inebilir ve Hazine binasını mumlar ile aydınlatılmış halde müzik eşliğinde görebilirsiniz.

Amman’dan Petra’ya ya da Wadi Rum’a giderken gezebileceğiniz Nebo Dağı, Hz. Musa’nın vaad edilmiş toprakları gördüğü ve daha sonra öldüğü ve defin edildiği dağ. Ve tabi gene yakın bir kasaba olan Madaba’daki mozaik harita 6.yy’da Ürdün ve civarını göstermesi açısından çok değerli. Yollarda tepeler üzerinde yapılmış birçok kale görebilirsiniz. Bunlardan belki de en güzeli Kerak Kalesi’dir. Eğer daha çok vaktiniz varsa Akabe’deki güzel otellerden birinde dinlenebilir, denize girebilir ve su altının muhteşem renklerini keşfedebilirsiniz…

Para birimi Dinar. Hava alanındaki bankada hemen edinebileceğiniz gibi ülkede birçok yerde para bozabilir, kredi kartı kullanabilirsiniz.

Falafel ve Humus gibi olmazsa olmaz yiyeceklerden yemenizi, çok güzel tatlılarını tatmanızı ve kahve keyfinden eksik kalmamanızı tavsiye ederim.

Sağlıklı, huzurlu ve dinlenebildiğiniz bir yaz dönemi geçirmeniz dileği ile…

Haberden Görüntüler

 

Yazar Hakkında /

Teoman Cimit (d. 1968, İstanbul) fotoğrafçı ve profesyonel gezi uzmanı. Boğaziçi Üniversitesi Turizm ve Otel Yönetimi – Seyahat Acentacılığı Bölümü mezunudur, 1989 İstanbul sınavlarıyla kabul edildiği 20. dönem Kültür ve Turizm Bakanlığı profesyonel Turist Rehberliği Kursunu bitirerek İngilizce ve Japonca dillerinde Turist Rehberi olmuştur. Kariyeri boyunca Henry Kissinger ve Ürdün Kralı II. Abdullah gibi birçok Dünya liderine ve diğer ünlü kişilere rehberlik yapmıştır. Almanca ve İtalyanca da bilen Teoman Cimit’in fotoğrafa ilgisi ise üniversite yıllarında başlamış, 40 Haramiler fotoğrafçılık grubuna katıldıktan sonra profesyonel düzeye ulaşmıştır. Yurtdışı gezi yazı ve fotoğrafları Rehber Dünyası, Mag Dergi gibi dergilerde yayınlamaktadır. Dikkate değer fotoğrafları Fotokritik, Memlekent, 1x, Fotoiz gibi saygın sitelere seçilmekte, olumlu eleştiriler almaktadır. Muammer Yanmaz ve Fikret Atalay ile birlikte iki uzmanlık alanı olan Turizm ve Fotoğrafçılığı bir araya getirdiği 40 Renk Fotoğraf Projesi‘ni yürütmektedir. Ayrıca şu sıralar Yüz Kumbarası Fotoğraf Projesi‘nde yer almaktadır.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: