Başa Dön

Kosta Rika

blank

Kosta Rika

Okuma süresi 7 dakika

Bu yazımda sizlere volkanları, yağmur ormanları, milli parkları, bereketli vadileri ve güzel plajları ile dünyanın en güzel köşelerinden birisi olan Kosta Rika’yı tanıtacağım.

Kosta Rika  küçük bir Orta Amerika ülkesi. Yüz ölçümü sadece 51.100 km2 olan bu ülkede nüfus dört buçuk milyona yakın. Kuzey komşusu Nikaragua ve güneyinde Panama ile kara sınırı var. Ülkenin en yüksek yeri 3810 metre yüksekliğindeki Cerro Chirripo zirvesi. Doğusunda Karayipler Denizi ve batısında  Kuzey Pasifik Okyanusu bulunmakta. Resmi dili İspanyolca olan ülkede yaşayan az sayıdaki yerliler sekiz etnik gruba ayrılmış ve kendi dillerini konuşuyorlar. Nüfusun yüzde doksan dördü ya beyaz ya da melez. Afrika ya da Afro-Kayip kökenliler de yüzde üçünü oluşturmakta. Daha çok Karayip kıyılarında yaşıyor Afrika kökenli Kosta Rika nüfusu.  Kolombiya ve Nikaragua’dan gelen yasal olmayan göçmenler yaklaşık altı yüz bin kişi ve ucuz iş gücünü oluşturmakta. Yasal mültecilerin de sayısı yaklaşık dört yüz bin. Hıristiyanlık ana dinleri ve Katolik kilisesi 1949 Anayasasına göre devletin resmi dini. Hıristiyanlık haricinde Müslümanlık, Musevilik ve az da olsa Budizm ve Bahailik gibi diğer dinlerde ülkede bulunmakta.
Kristof Kolomb 1502 yılında Orta Amerika kıyılarına geldiginde aslında buralarda binlerce yıldır insanlar yaşamaktaydı. Bu insanlar kuzeyde Guatemala ve Meksika gibi Maya kültürüne ya da güneydeki İnkalara doğanın doğal engelleri nedeniyle güçlü bağlarla bağlı olmadı. Güneyde Pasifik kıyılarında yaşayan Chibchaslar altın işlemede çok iyi bir medeniyet iken yükseklerde, platoda Coribiciler yaşamaktaydı. Gene tarımla iç içe yaşayan Chorotegalar da kuzeybatının alçak ovalarında yaşamaktaydı. Chorotegalar yeşimden güzel eşyalar üreten, maya yazısını ve takvimini bilen bir grup insandı. Dördüncü keşif gezisinde buralar gelen Kristof Kolomb yerel şeflerin giydiği altın takılardan çok etkilenmiş, bu daha sonraları bölgeye gümüş ve altın bulma umuduyla bir çok insanın gelmesine neden olmuşsa da ne altın ne de gümüş bulunabilmiş Kosta Rika’da. Ülkeye ilk gelen İspanyollar zor şartlarda Pasifik kıyılarını araştırmış ve yerlilerin de saldırılarıyla çok kayıp vermişler. Ancak 1522’ler sonrası İspanyol Gonzales Davila ve adamları yerlilerin elindeki altın ve değerli eşyaları ele geçirmiş ve bölgeye “Costa Rica” yani “zengin kıyı” ismi verilmiş. Bu yeni koloni daha sonra Guatemala ve Meksika üzerinden yönetilmiş ve uzun yıllar ihmal edilmiş.
Yerlilerin nüfusu ya hastalıklardan ya da Bolivya’nın gümüş madenlerinde çalışıp, oralarda ölmekten hızla azalmış. Bugün ülkede altmış binden az yerli yaşamakta. Tarlalarda çalışması için getirilen siyah Afrikalılar ve Hintliler de yerli nüfusun çok azalmasından dolayı ülkeye getirilmişler. Ülkenin kuzey ve batısında büyük çiftlik sahibi İspanyollar, doğusundaki Karayiplerde ise siyah Afrikalılar ve yer yer korsanlar yaşamış. 18-19 yüzyılda elit bir orta ve üst sınıf geliştirememiş olan Kosta Rika’ya tütünün gelmesi de bu yıllarda olmuş. İspanyolların 1821 yılında Orta Amerika ülkelerine bağımsızlık verdiğinin haberi bile en son Kosta Rika’ya ulaşmış. 1823 sonrası bir federasyon kuran bu Orta Amerika ülkeleri daha sonra birbirlerine düşmüş ve 1838 yılında Kosta Rika bu birlikten ayrılmış ve 1837 yılında başkentini San Jose’ye taşımış. Gene kahvenin büyük miktarlarda yetişmeye başlaması 1830’lu yıllara denk geliyor. Kahve baronları ülkenin yönetiminde söz sahibi olmuşlar. 1890’larda demir yolu inşa edilen Kosta Rika’da liberal bir anayasa taslağı da 1889 yılında kabul görmüş. 1897 yılında kahveye konan ek bir vergi ile inşa edilen San Jose’deki opera binası bügün de ülkenin en güzel mimari eserleri arasında. 1930’larda ABD kökenli United Fruit Company (Birleşik Meyve Şirketi) ülkede etkisini giderek arttırmış. İkinci Dünya Savaşı sonrası kısa bir iç savas yaşayan ülkede denetimi ele geçiren Figueras, sosyal reformlar yaptıktan sonra demokratik seçim için çekilmiş ve o gündür bu gündür ülke demokrasi ile yönetilmekte. 1950’lerde meşhur çevre yolu Pan Amerikan ülkeyi Nikaragua ile birbirine bağlamış. Özellikle kuzey komşuları Nikaragua ve Honduras, El Salvador gibi ülkelerdeki iç savaşlardan kendinisoyutlayan Kosta Rika dış politikasında ABD yanlısı bir çizgiyi benimsemiş. Barışın Orta Amerika’ya gelmesinde çok emeği olan Kosta Rika Devlet Başkanı Arias 1987 yılında Nobel Barış Ödülü’nü aldı.

Kosta Rika’da iklim her daim güzel. Ne çok sıcak ne de soğuk bütün yıl boyunca. Aralık ile nisan ayları arasında kurak dönem yaşanıyor. Mayıs ile kasım ayları arasındaysa yağışlı. Yağışlı dönemde aynı zamanda Atlantik Okyanusu’nda kasırgalar da olduğu için turizm açısından belki biraz daha az tercih edilen bir dönem.

Dünya Bankası verilerine göre kisi başı geliri 11.000 USD civarında olan ülkede yüzde dokuz civarındaki enflasyon Latin Amerika ülkeleri içinde oldukça yüksek. Yüksek işsizlik oranı da hükümetlerin çözmeye çalıştıkları en büyük sorunlardan. Yüzde beş kadar bir ticaret açığı ve düşmekte olan bir ekonomik büyüme sıkıntılar arasında. Ülke para birimi olan Colon’un USD’ye göre daha fazla kullanılmasını amaçlayan hükümet, aldığı kararlar sonrası paranın yüzde seksen altısının devalue olmasına neden olmuş. Bazı yüksek teknoloji şirketleri ülkede bilgisayar çipleri dahil üretim yaparken, bazı eczacılık şirketleri de ülkeye yatırım yapmış son yıllarda. Turizmde iki milyar doları aşan geliri de ülke için önemli. 2008 yılında iki milyondan fazla turist gelmiş. Gelen turistlerin yüzde kırk altısı ABD ve Kanada’dan gelmiş.

Dünyada eko turizme en çok yatırım yapan, ülke topraklarını yüzde olarak kıyaslandığında milli parklara en çok ayıran ülke Kosta Rika.
Gene kaliteli Kosta Rika kahvesi dünyada talep gören en iyi kahveler arasında. Arabika türü kahve üretimi daha çok San Jose ve belli yüksekliklerde ülkenin orta kesimin de yoğunlaşmış.

Kosta Rika’ya İberia Hava Yolları ile Madrid aktarmalı gidebilirsiniz. San Jose Uluslar arası hava Alanı’ndan şehre gelmek fazla zaman almıyor. Genel olarak Orta Amerika ve Latin ülkelerindeki malınıza her yerde sahip olma, üste başta gereksiz para ve pasaport taşımama, otelde, kasada bırakma, gece yalnız bilmediğiniz mahallelerde sokaklarda dolaşmama gibi tedbirler Kosta Rika için de geçerli.

Başkent San Jose ticaretin ve kültürlerin kesişme noktası. Özellikle Altın Müzesi’ni, Paseo Colon Mahallesi’ni ve Ulusal Müze’yi görmenizi tavsiye ederim.
Karayipler kıyısındaki Cahuita yakınlarında Cahuita Ulusal Parkı denize bitişik bir tropikal orman. İçinde birçok kuş türü barındıran bu ormanda deniz kıyısında yürürken, ağaçlarda Sloth denen uyuşuk hayvandan Spider( örümcek) maymunlarına birçok canlıyı görebilirsiniz. Kosta Rica’nın Karayip kıyılarında Jamaika etkisini ve Reggea müziğini bulabilirsiniz.

Karayipler’den biraz içerlere girdiğinizde sizleri yağmur ormanları karşılayacak. Bu ormanların büyük bir kısmı milli parklar ve bu parklarda bir çok aktiviteye katılabilirsiniz. Teleferiklere binip yağmur ormanı faunasını değişik yüksekliklerden gözlemyebilirsiniz.

Birçok aktif volkanı barındıran ülkede, Poas Yanar Dağı kraterine yukardan bakabilir ya da Arenal Yanar Dağı’na yürüyerek yaklaşabilirsiniz. Hala oldukça aktif olan Arenal size içten gelen gürültüleri ile “hoş geldiniz” diyebilir.

Ülkenin kuzey batısındaki çifliklerden birinde geceleyebilir ve Rincon de la Vieja Harikalar Parkı’nda gayzerleri görebilirsiniz. Eğer vaktiniz el verirse Punta Arenas’tan bineceğiniz gemi, sizleri Nikoya Yarım Adası’na götürür ve Tambor’da eşsiz manzaralı Balina Koyu’nda denize girebilir ve dinlenebilirsiniz.
Kosta Rika’ya götürdüğüm turu organize eden acente, önümüzdeki yıl Kosta Rika’yı Panama Kanalı ile birleştirmeyi planlıyor.

Yazar Hakkında /

Teoman Cimit (d. 1968, İstanbul) fotoğrafçı ve profesyonel gezi uzmanı. Boğaziçi Üniversitesi Turizm ve Otel Yönetimi – Seyahat Acentacılığı Bölümü mezunudur, 1989 İstanbul sınavlarıyla kabul edildiği 20. dönem Kültür ve Turizm Bakanlığı profesyonel Turist Rehberliği Kursunu bitirerek İngilizce ve Japonca dillerinde Turist Rehberi olmuştur. Kariyeri boyunca Henry Kissinger ve Ürdün Kralı II. Abdullah gibi birçok Dünya liderine ve diğer ünlü kişilere rehberlik yapmıştır. Almanca ve İtalyanca da bilen Teoman Cimit’in fotoğrafa ilgisi ise üniversite yıllarında başlamış, 40 Haramiler fotoğrafçılık grubuna katıldıktan sonra profesyonel düzeye ulaşmıştır. Yurtdışı gezi yazı ve fotoğrafları Rehber Dünyası, Mag Dergi gibi dergilerde yayınlamaktadır. Dikkate değer fotoğrafları Fotokritik, Memlekent, 1x, Fotoiz gibi saygın sitelere seçilmekte, olumlu eleştiriler almaktadır. Muammer Yanmaz ve Fikret Atalay ile birlikte iki uzmanlık alanı olan Turizm ve Fotoğrafçılığı bir araya getirdiği 40 Renk Fotoğraf Projesi‘ni yürütmektedir. Ayrıca şu sıralar Yüz Kumbarası Fotoğraf Projesi‘nde yer almaktadır.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: