Başa Dön

Kalıplara Sığmayanlar

blank

Kalıplara Sığmayanlar

Okuma süresi 4 dakika

Sıra dışı insanları seviyorum. Bazen benim yapamadıklarımı yapma cesaretini sergiledikleri, bazen de kalıpların dışında bir hayatın da mümkün olduğunu gösterdikleri için. Her iki durumda da beni şaşırtıyorlar ve bu çok hoşuma gidiyor.

 

Müzik dünyasında da mevcut standartları ters yüz eden, olması gerekeni değil yapmak istediğini yapan ve bu şekilde kendini kanıtlayan isimler var. Bakınız: Ramadan.

Müziği, imajı, sahne şovları ve iletişim stratejisiyle ana akım müzik piyasasından oldukça uzak ve farklı bir duruş sergiliyor. Kimi zaman bu halinden ötürü garipsendiği ve anlaşılmadığını hissettiği oluyordur ancak büyük resime baktığımızda tam da olmak istediği yerde duruyor. Alternatif müzik yapıyor fakat kendini yer altına hapsetmiyor. Dinleyicilerini kategorize etmeden, müziğini dinlemek isteyen herkesi dünyasına kabul ediyor.

Ramadan hakkında daha fazla detay vermeme gerek yok. Bu köşeyi takip eden herkesin onu ve müziğini tanıdığına eminim. Öyleyse size güzel bir haber vereyim. Başarılı müzisyen remix sürprizi ile kış depresyonunu dağıtmaya geliyor. Sanatçının geçtiğimiz yıl yayımlanan ilk albümü “Hazır mısın?”da ön plana çıkan “Tarzına Kurban” ve “7/24” isimli şarkıların yeni versiyonları, DJ/Prodüktör Süpermatik’in aranjörlüğünde hazırlandı.

“Tarzına Kurban”ın disko house versiyonunda çok daha eğlenceli bir Ramadan ile karşılaşacaksınız. Süpermatik, yaptığı aranje ile parçaya muzurluk katmış. Bu şarkı yeni flörtlerin fon müziği olabilir.

“7/24”ün lounge versiyonu ise son günlerde dibe vuran enerjinizi yükseltecek, ruhunuza çok iyi gelecek. Sözlerdeki melankoli bu versiyonda da kendini hissettiriyor ancak sound ve düzenleme melankoliye/hüzne asla izin vermiyor. Nasıl anlatmalı… Kendinizi sadece seçkin davetlilerin katıldığı özel bir partide hayal edin. Elinizde buzlu kadehiniz, etrafınızda keyifli insanlar, tüm gözler sizin üzerinizde… İşte tam böyle bir ortamda çalması gereken bir şarkı olmuş. Başka bir deyişle, baştan çıkarıcı!

Şimdi hemen bir ara verin ve ramadanmuzik.com’a girip Ramadan’ın yepyeni remikslerini dinleyin. Dilerseniz bu parçaları bilgisayarınıza ücretsiz olarak indirebilirsiniz.

Türkiye’nin reggaeton neferi
Müzik dünyasında yeni bir Ankaralı: Alper D. Uzun yıllar Saklıkent vb. mekanlarda hip-hop partilerinde sahne almış. Ankara’da ne uzayıp ne kısalacağını anlayınca İstanbul’a gidip Discorium, Airport, Supper Club ve Rıddım gibi kulüplerde performans sergilemiş. Bir albüm yapıp sesini kitlelere duyurmak istediğinde de şansı yaver gitmiş ve karşısına Seyhan Müzik’in sahibi Bülent Seyhan çıkmış.
Alper D.’nin ilk albümü “Karnaval” piyasada. Yaptığı müziğe “reggaeton” adı veriliyor. O da ne demeyin! Hip-hop ve reggae’nin birleşiminden oluşan, içine pop ritimleri döşenmiş eğlenceli şarkılar olarak tanımlayabiliriz kısaca.

Herkesin bildiği/sevdiği, dillerden düşmeyen pek çok reggaeton parça var aslında. Don Omar’ın cep telefonu melodisi olacak kadar popüler hale gelen dünyaca ünlü hiti “Dale Don Dale” de onlardan biri. Bu janrın dünyadaki en başarılı temsilcilerinden Don Omar, ilk albümünde Alper D.’ye destek olmak istemiş ve “Otra Noche” isimli şarkısının müziğini Türkçe sözlerle kullanmasına izin vermiş. Bu desteğin sonucunda da ortaya Alper’in albümündeki “Kukla” isimli şarkı çıkmış.

Alper D.’nin Türkiye’de reggaeton neferliğine soyunması ve yeni bir isim olmasına rağmen farklı bir müzik türüyle çıkış yapma riskini göze alması takdire şayan. Ayrıca albümün çıkış şarkısı “Kulüpte Bir Gece”ye çekilen klip de pek bir renkli, eğlenceli. Klibin görsel gücü, şarkının dinleyici üzerindeki pozitif etkisini artırıyor.

Peki, Alper neden soyadını kullanmıyor? Gazeteci Hakan Gence’nin bu konudaki tespiti çok doğru. Alper de Ankaralı diğer ünlü isimler gibi soyadını kullanmayı tercih etmiyor. Mercan’ın, Berksan’ın ya da Kutsi’nin soyadını kaçınız biliyorsunuz? Öyleyse bu geleneği bozmamak gerek. Bugünden itibaren bana da “Serkan T.” demenizi rica ediyorum.

Flört Bilekliği
İstanbul kulüplerinde yeni bir moda başladı. Mekana girişte dağıtılan fosforlu bileklikleri taktığınızda, “Tanışmak için yanıma gelebilirsiniz, sosyalleşmeye açığım” mesajı veriyorsunuz. Başka bir deyişle, açık açık flörte davet ediyorsunuz.

Artık hiçbir şeye gereğinden fazla zaman ayırmaya tahammülümüz yok. Tanışma süreci de ne kadar hızlı gelişirse o kadar iyi. Bu bilekliklerin tanışmayı kolaylaştırıp bize hız kazandıracağı kesin. “Flört bilekliği” modası çok geçmeden Ankara’ya da sıçrayacaktır. Kim akıl ettiyse helal olsun!

 

Yazar Hakkında /

Yazarımız hakkında kısa özgeçmişi çok yakında sayfamızda olacaktır.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: