Başa Dön

Hepimize Birer Psikolog

"Yurt dışında herkesin bir psikoloğu var." cümlesi yılların klişesi.

Hepimize Birer Psikolog

Okuma süresi 3 dakika

“Yurt dışında herkesin bir psikoloğu var.” cümlesi yılların klişesi. Hemen herkes en az bir kez telaffuz etmiş ya da duymuştur bu cümleyi. Yurt içindeyse herkesin bir psikoloğu yok ama hepimizin psikoloğa ihtiyacı var. Peki psikologlara neden ve ne kadar yaklaştık?

2011’de her 5 kişiden 1’inin psikolojisinin bozuk olduğu raporlanmış, 2015’te ise son 5 yılda psikolojik rahatsızlıklarla psikoloğa başvuranların sayısının % 330 arttığı açıklanmıştı. 2018’e geldiğimizde işler nasıl değişti, nereye nasıl evrildi henüz bilmiyoruz ama yurt dışında herkesin bir psikoloğu olmasıyla bizim psikologlara çok daha fazla rağbet ediyor olmamız arasındaki fark çok açık. Biz çıldırmayı bekliyoruz, onlarsa psikoloğa gitmeyi, insanın kendine bakmasının bir parçası olarak görüyorlar belli ki… Son yıllarda daha hızlı çıldırdığımız apaçık ortada. Peki psikolojik danışmanlık almak bir ihtiyaç mıdır? Talebimiz neden bu denli arttı ve artıyor? Çünkü bireysel sorunlarımız toplumsal sorunlarımızın birer neticesi ve toplumsal sorunlarımız bitmek bilmiyor, katlanıyor. 

 

Ekonomik problemler, sosyal tıkanmalar, gelecek kaygısı, kültürel çatışmalar, yalnızlık duygusu, kutuplaşma, ikili ilişkilerdeki sorunlar derken herkes yanı başında ikişer psikolog arar hale geldi. Üstelik bu ihtiyaç, sosyal sınıf ayırt etmeksizin kabararak yayılıyor. Çünkü toplum, etkileşim içinde bir bütün ve birey olarak bizler, iyileşmeden iyileştirmeye muktedir değiliz. Birbirimize iyi gelmeyi henüz tam olarak öğrenemedik. Daha fazla unutmasak bari bildiklerimizi. 

Bu yazımın amacı, psikolojik ya da sosyolojik gözlemlerimi aktarmak değil; psikolojik danışmanlık almanın normalliğini anımsatmak. Yani bu işi şakalardan, ah vahlardan bir adım öteye götürmek. Yurt dışında herkese düşen, psikologlardan bize de düşsün demek… Biriktirmeden dökmenin öneminden bahsetmek… Tadında bir nezaketle rol yaparak kendini yeme arasındaki farkın bize neler ettiğini göstermek. 

 

Su alıyor bindiğimiz sandal ve biz, bize yanlış verilen sabır derslerinden, omuzlarımıza yüklenen vericilik yükünden mütevellit, sırrımızı dökmeme, hep güçlü durma takıntımızdan, sandal iyice suya gömülene dek bekliyoruz. Boğulmaya hazır değiliz ama kurtulmak için de çabalamıyoruz. En olmadık yerde öyle çırpınıyoruz ki; yanlış hareket etmekten, panikten iyice gömülüyoruz suya. En başında kulaç atmaya başlamalı ya da su aldığımız yerden onarmalıyız sandalı. 

 

Dertlerimiz boyumuzu aşmadan, çaresizliğimizi, çözümsüzlüğümüzü, düşündüklerimizi, bulduğumuz çıkar yolları, kırgınlıklarımızı, kızgınlıklarımızı ve dahi cesaretimizi ta başında paylaşmayı alışkanlık haline getirmeliyiz artık… Bir bilenle, bir anlayanla, bir uzmanla… Hepimiz onarılsak, sakinlesek, huzura yürüsek, dünümüzden çıkardığımız dersleri bugüne uygulayabilsek ve anı yaşamayı bırakmadan yarını hesaplayabilsek ve bazen umarsızca salabilsek, kendimizi daha çok sevebilsek, hak ettiklerimize inansak ve hak edenlerin hakkını teslim edebilsek her şey başka olabilir çünkü…

Metroda bacaklarını öyle iki yana açmaz o adam… Tuvaleti kirli bırakmaz alışveriş merkezindeki kadın… Tabağı masaya çakmaz genç garson… Olmadık yerde indirmeye çalışmaz taksici… Geçmiş bir hatanızdan dolayı yazılıda not kırmaz öğretmen… Yemeklerinize burun kıvırmaz oğlu tarafından çok sevildiğiniz kayınvalide… İki günlük gecikme için kalp kırmaz ev sahibi… Size bir eşyaymışsınız gibi davranmaz patron… Ve siz çocuğunuzla hesaplaşmazsınız çocukluğunuzla hesaplaşır gibi… 

 

Birer psikoloğumuz olsun mu bizim de vakitlice? Böylelikle şaşırtan artışlar göstermez çıldırma seviyemize dair anketler. 

Yazar Hakkında /

Diva Kadın Sağlığı Merkezi'nin kurucusu Op. Dr. Gökçen Erdoğan, kadın hastalıkları ve doğum uzmanıdır.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: