© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Enerjinin Renge Dönüşümü (Aura’ya Yansıması)

Enerjinin Renge Dönüşümü (Aura’ya Yansıması)

Okuma süresi 10 dakika

İnsanın Yedi Süptil (Eterik-İçsel) Bedeni
Sevgili MAG Okurları,
Ezotorik Bilim (İçsellik) insanın yedi
katlı süptil bedenden oluştuğunu açıklıyor. Ve de Aura bu yapının bir yansımasıdır diye anlatışına devam ediyor. İnsanın sadece bir fiziksel bedenden oluşmadığı, fizik kişiliğin ve hayatın farklı planlarıyla da birlikte olduğu esas kazanıyor. İnsanın, duygusal,(Astral) Zihinsel ve Ruhsal (Etnik) bedenleriyle de birlikte olduğu kabul görüyor. Esasta bu oluşuma beden adını vermekten çok, doğasal uyum adını vermemiz daha doğru.
İnsanın yedi cephesini birbirinden ayrılmış bölümler olarak düşünmemek gerekir. Bir bütün ama bu bütünün parçaları, şuur okyanusunda birbirleri ile çarpışan farklı duygular ve oluşumlardır. Geleneksel bilimin müsaade ettiği doğrultuda bu sistemi incelediğimizde benim kanıma göre pek sıhhatli sonuçlar almak mümkün değildir. Daha da derinliklere inerek bilinmeyenleri araştırmakta büyük yarar olacağını savunuyorum. Ne yazık ki günümüzde pek az insan bu ulvi katları değerlendirebilmektedir.
İnsan doğasındaki yedi katlı bölünme genellikle aşağıdaki şuur düzeyleri olarak değerlendirilir:
a)Fiziksel espri plan,
b)Astral plan,
c)Alt mental plan,
d)Üst mental plan,
e)Spiritüel kozal plan,
f)Sezgisel plan,
g)İlahi ve ya mutlak plan.
Usta bir duru görüş sahibi insanın AURA’sına bakarak, onun karakteri, hissi ve mental yapısı, sağlık durumu, spiritüel  gelişmişlik durumu hakkında  bilgi edinilebilir.
İnsan varlığı kadim bilgelik öğretilerinde öğretildiği gibi hep yedili bir varlıktır. AURA emenasyonu yumurtamsı bir şekil meydana getirerek varlığı saran yedi ayrı ışık veya birim dalgasından meydana gelir. AURA’nın hacmi ve parlaklığı kişinin sağlık durumuna, zihinsel ve hissi durumuna, spiritüel vasıflarına göre değişiklikler gösterir.
BİRİNCİ AURA: Fiziksel esiri bedenden yayılan bulut şeklinde bir oluşumdur. Kaynağı omurganın merkezidir. Fiziksel bedenin kopyası olan esiri beden, prana veya hayat enerjisini atmosferden çekip sisteme yayılmasını sağladığı için önem taşır. Sağlıklı bir beden de birinci AURA bedenin merkezinden çıkıp düzgün doğrular doğrultusunda dışarı doğru yayılır. Hastalık durumunda bu çizgilerin eğrilmiş paratonerler gibi eğilip büküldüğü görülür.
İKİNCİ AURA: Dalaktaki astral veya heyecansal duygu merkezinden çıkarak bedenden dışarıya 30 ila 50 cm kutrunda yayılır. Astral bedenin etrafını çevirir. Uygulama esnasında düşünce ve hislerdeki her farklılaşma AURA salgılaması değiştirir. Sık sık titreşim ve değişim gösterebilir. Duygusal duyum ve kararlılıkta bu AURA parlak bir görünüm alarak turuncu ışık yayar.
ÜÇÜNCÜ AURA: İnsanın zihinsel yapısını ortaya koyar. AURA şiddeti kişinin gördüğü eğitimle de kısmen ilintilidir. Oval bir şekle sahip olan bu AURA geliştikçe daha güçlü bir şekil alır ve açık sarı renk verir. Gelişmiş birinde AURA parlak ve berraktır. Zihinsel güçler olumsuzlaştığında görüntü de donuklaşmış koyu lekeler görülür.
DÖRDÜNCÜ AURA: Yüksek zihinle ilintilidir. Aynı zamanda ruhu oluşumun emanasyonunda görmek mümkündür. Renk olarak kendisini yeşil olarak ortaya koyar. İmajinasyon, ilham, sezgi, sanat ve edebiyatta yaratıcılık bu AURA ile sağlanır.
BEŞİNCİ AURA: Daha önceki AURA’larla ilintilidir. Bir noktada bu kata check-up AURA diyebiliriz. İnsanın ruhsal durumunu açıkça ortaya koyar. Ökült bilim bize şuurun daha kaba seviyelerindeki faaliyetlerimizin spiritüel bedendeki güçlerden kaynaklandığını anlatır. Kötü oluşumların, kaba duyguların dönüp dolaşarak bütünleşip toplandığı bir kattır. Bu AURA kainatın ve bireyin birleşme noktasıdır. Bireysel yaşam ve şuur okyanusu arasındaki geçişler bu noktadadır.
ALTINCI VE YEDİNCİ AURALAR: Bireylerle ilgili olmaktan çok kozmik boyutta anlam kazanan daha yüksek unsurlardır. Ortalama olarak insanın henüz bu kadar gelişmediğini düşünürsek bu AURA’ların bazı inisiye ve ustaların bedenleri etrafında görüldüğü bilinir, bu bakımdan özel bir anlam ve saklılık kazanır.
REİKİ
Reiki evrenin hepimize bir hediyesidir ve Tanrı’nın yeryüzündeki şifalı elleridir. Reiki bir sevgi ve şifa enerjisidir. İnsanoğlunun kendi gücünü ve bütünden ayrı olmadığını yeniden hatırlaması için güçlü bir öğretidir. Kendimizi yeniden yapılandırıp, istediğimiz noktaya ulaşmamızda bize güç verecek, bizim ne kadar özel varlıklar olduğumuzu bize yeniden hatırlatacak ve bütün hücrelerimizi sevgiyle titreştirecek özel bir enerjidir.
Reiki’nin tarihçesine baktığımızda binlerce yıllık geçmişi olan ve ilk olarak Tibetli Lama’ların Raku-Kei adı altında uyguladıkları bir tedavi yöntemi olduğunu görüyoruz. Reiki 19. Yüzyılda Dr.Mikao Usui tarafından Japonya’da yeniden ortaya çıkarılmıştır. Dr.Usui Japonya’nın Kyoto kentinde bir üniversitede görev yapan Hıristiyan bir rahipti. Bir Pazar ayininde öğrencisinin “Hz. İsa şifa enerjisi ile hastaları nasıl iyileştirdi? Buna sadece kitapta yazdığı için mi inanıyorsunuz? Şahit oldunuz mu?” sorularına cevap verememesi, yaşamının dönüm noktasını oluşturdu. Görevinden istifa ederek araştırmalar ve çalışmalara başladı. Farklı ülkeleri gezdikten sonra Japonya’da kutsal bir dağ olan Kori Yama’ya çıkarak yirmi bir gün boyunca çalışmalar yaptı. Yirmi birinci gün trans halinde Reiki şifa enerjisiyle inisinasyonu yaşayarak geri döndü. Dr.Usui daha sonra şifa çalışmalarına başlamış ve öğretmenler yetiştirmiştir. Bunlardan biri olan Dr.Chujiro Hayashi Tokyo’da Reiki Şifa Kliniği’ni kurar ve hocasından aldığı bilgileri öğretmeye devam eder.
Yeni çağla birlikte enerji kapılarının insanlığa açılmasıyla Reiki dünyaya hızla yayılmaktadır. Reiki enerjisi bu öğretiyi almak isteyen herkese aktarılmaktadır. İnsanın ruhsal, duygusal, fiziksel ve zihinsel rahatsızlıklarını, olumsuzluklarını “evrende var olan enerjiyi” kullanarak şifa bulmasını ve yeniden dengelemesini sağlar. Öğretmenden öğrenciye aktarılan bu enerji uyulmama(inisinasyon)sırasında kanalların açılmasını ve kişinin artık enerjiyi kullanılır duruma gelmesini sağlar. Artık kişi elleriyle enerji aktararak, kendisine ve ihtiyacı olanlara enerji ve şifa verebilir. Reiki uygulayan kişi burada kanal olarak evrenden aldığı enerjiyi aktarır. Bu esnada hem kendini, hem de enerji verdiği kişiyi arındırır ve şifa veriri. Reiki enerjisi akıllı bir enerjidir, kendine has bir zekaya sahiptir. Vücudun neresinde enerjiye ihtiyaç duyuluyorsa, enerji oraya akar ve gereken süre orada kalarak hastalığı olumsuzluğu tedavi eder. Uzman Reiki uygulayıcısı enerjinin kendiliğinden o bölgeye çekildiğini ellerinde hissedecektir.
Enerji alan kişinin her zaman olumlu düşünmesi ve düşünce gücüyle destek vermesi şifayı arttırır. Unutmamalıyız ki, kişi ne kadar enerji alırsa alsın, pozitif düşünmüyorsa faydalı bir sonuç alamayacaktır. Kendi içinde şifayı, enerjiyi itecek kabul etmeyecektir.
Evrensel Yaşam Enerjisi hepimizde vardır. İnsanın fiziksel bedenini saran enerji bedeni elektromanyetik dalga beden yani aurası vardır. Bu enerji bedeninde çakra adını verdiğimiz 7 adet birincil enerji merkezleri bulunmaktadır. Bu çakraların dönüş yönleri, renkleri ve ritimleri vardır. Kadın ve erkek çakralarının dönüşleri farklıdır. Çakların dönüş ritimleri bozulduğunda ve renklerini yeteri kadar alamadıklarında hastalıklar ve olumsuzluklar başlar. Doğduğumuzda temiz ve açık olan bu çakraların hayat akışında öfke, hırs, kıskançlık ve egolarımızla kirlenerek ritimleri bozulur. Enerji merkezlerimiz evrendeki var olan kozmik enerjiyi bedenimize yeteri kadar aktaramaz hale geldiğinde problemler yaşarız. Reiki ile bu dengesizliği düzeltmek, enerji merkezlerini açmak, çakralara renklerini yüklemek ve tekrar dengeli, ritimli çalışmasını sağlamak mümkündür. Reiki ile birinci derecede enerjinin varlığını hissedip, kendi enerjinizin farkına varıp, enerjinizi öne geçirmeyi öğreniyorsunuz. Reiki  ikinci derecede sembollerle çalışmayı, uzaktan gönderme tekniğini ve düşünce gücünüzü öne geçirerek yer, zaman ve mekanı ortadan kaldırmayı öğreniyorsunuz. Reiki ikinci derecede kendinizi hazır hissederseniz şifa çalışmalarına başlayabilirsiniz.
Reiki üçüncü derecede doğada yapılan özel enerji çalışmalarıyla daha derin teknikleri deneyimleyebilir, afirmasyon ve vizülasyon çalışmalarıyla da değişim ve dönüşümü yaşayabilirsiniz. Ve master olup bilgilerinizi, deneyimlerinizi ve bu öğretiyi almak isteyen insanlara aktarıp; uyulmama(inisinasyon)yaparak insanların kalplerine ve yaşamlarına sevgiyle dokunabilirsiniz.
REİKİ İLE RENKLERİN MÜKEMMEL UYUMU
Sevgi enerjisi olan, evrensel yaşam enerjisi Reiki’yi içsel olarak hayatımıza aldığımızda kendimizi yeniden keşfederken, bu büyülü yolculukta sürprizlerle ve armağanlarla karşılaşıyoruz. Farkındalığımız arttıkça daha önce yaşamadığımız güzelliklerin, his ve duyguların farkına varıyoruz. Evrenin bize cömertçe sunduğu bu armağanları kabul etmeyi öğreniyoruz. Hatırlayın,  bahar geldiğinde nasıl cömertçe renklerini bizimle paylaşıyor ve kuru dallar yeniden çiçekleniyor, hayat buluyor… Biliyoruz, yaşamın kendisi mucize ve biz mucizelerimizi yeniden yaşamaya başlıyoruz.
Bir bebeğin gözlerindeki saf sevgi ışığını hatırlayın, içinizdeki ışığı orada bulduğunuzu… Yeşil bir çam ormanında patika yolda yürürken, içinizin sonsuz sevgiyle huzur bulduğunu, mavi gökyüzünün sizi sonsuzluğa taşıdığını, turuncu bir gün batımının duygusallığını bütün kalbinizle yaşarken, sabahın yeniden doğuşuyla güneşin ilk ışıklarını bize gönderirken yeni umutlarımızın heyecanını yaşadığınızı.
Şimdi enerjimizin farkındayız. Biz bir enerjiyiz ve enerjimizi kullanmayı biliyoruz… Işığın çarpıp kırıldığı her yerde renge dönüşümü vardır… Reiki renksiz düşünülemez. Görünen fiziksel bedenimiz dışında iç fiziksel bedenimizin rengi kırmızı, duygusal bedenimizin rengi mavi, zihinsel bedenimizin rengi yeşil ve etnik beden dediğimiz ruhsal bedenimizin rengi mordur. Renkler ve enerji varlığımızın kendisidir ve içimizdedir.
İnsan vücudunda omurgamıza simetrik olarak dizilmiş birincil yedi ana çakramız vardır. Her çakra kendi rengiyle bulunduğu bölgedeki organlara renk salgılar. Bu organlar renklerini yeteri kadar almazsa hastalıklar başlar. Reiki’yi renkle uygularken çakralarımızı dengeleyebilir ve bedenimizin ihtiyaç duyduğu rengi belirleyip renk yükleyebiliriz.
Mutlu, sağlıklı, huzurlu, başarılı ve dengeli yaşam için Reiki ve renklerle buluşma zamanı şimdi!!!

Yazar Hakkında /

1944 de İstanbul Kadıköy de doğdu. Kökeni asker olmasına rağmen psikoloji ve felsefe merakıyla yaptığı araştırmalar ve çalışmalarla renk konusunda oldukça ileri mesafeler kat ederek renge duyarlı birey ve kurumların kendisini tanımasını sağladı. Renkler geri geliyor isimli yazdığı kitapla renk duyarlılığını insanımıza aktarmaya çalıştı. Gazete dergi ve mecmualarda yazdığı yazılar hakkında çıkan haberler insanımızın rengi fark etmesini ve merak etmesini meydana getirdi. Yaptığı radyo ve televizyon yayınlarıyla insanımızla renk konusunda sözsel ve görsel iletişim kurdu. Koç, Roch, Borunger, Novartis ve daha bir çok kurumsal sektörde uygulamalı seminerler vererek, renkle insan tanıma sanatı sıcak satış ve başarıyı yakalama eğitimleri fevkalade ilgi gördü. Halen Renk Center Psikolojik Danışmanlık Eğitim merkezi ünvanlı şirkette Darüşşafaka Çetin Berkmen Gymnasium Sport Center Maslak İstanbul adreste görev yapmaktadır.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: