Başa Dön

Üretmek Yaşamın Esası

blank

Üretmek Yaşamın Esası

Okuma süresi 6 dakika

Ankara cemiyet hayatının samimi ismi Ender Sevgi Gültekin ile yaşamına dair sıcak bir sohbet gerçekleştiriyoruz…

Sizi tanıyabilir miyiz?

Köklerimiz Sivas Zara’da olmakla birlikte doğma büyüme Ankaralı ve tutkulu bir Çankayalı’yım. Ankara Atatürk Anadolu Lisesi ve ardından Ankara Fen Lisesi’ni bitirdikten sonra, AFS bursuyla Boston Winchester High School ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Tıp okurken bir yandan AST’da tiyatro yaptım. Rutkay Aziz ile çalıştım. Altan Erkekli gibi pek çok önemli tiyatro insanıyla rol arkadaşı oldum. Psikiyatri ihtisasımı Hacettepe’de yaptım ve on yıl bu alanda çalıştım. Uzun yıllardır web tabanlı bireysel franchising, pazarlama, sosyal ve finansal ağ kurma, takım oluşturma konularında kendi işimi yürütüyorum. Alanında dünya lideri bir uluslarası şirketle çalışarak, çevreci ürünler, beslenme destekleri, hücresel sağlık, genetik analize dayalı kilo kontrolü ve anti-aging konusunda eğitimler veriyorum. Takımımla birlikte bilinçli tüketici tabanı oluşturuyoruz. Eşim ise, kalp cerrahisi doçenti. Dünya yüzündeki en güleryüzlü, insancıl ve bilgili doktorlardan biridir. 6, 11 ve 14 yaşlarında üç kızımız var. Hepsi BLIS’te okuyorlar. Ve ben hala Çankaya’dan ayrılamıyorum.

 

Güzel kızlarınızın isimleri de çok hoş. Bundan bahseder misiniz?

Edebiyat, sanat, felsefe ve mitoloji meraklısı bir Fen Liseliyim. Kızlarımın isimleri de hayal dünyamın, yaşadıklarımla, okuduklarımla yoğrulmasından aktı içime. Ayrıca her dili konuşan insanın kulağına hoş gelsin ve kolay söylensin istedim. Büyük kızımın ismi, Artemis Zara. Artemis, Anadolu’nun bereket Tanrıçası. Zara ise, anne babamın doğduğu zengin kültüre sahip şehrin ismi. Zara sözcüğünün Aramice, İbranice kökenlerini buldum. “Günün ilk ışığı, şafağın ilk parlaklığı” demek. Kendisi parlak yüzüne ve güzel ışığına da pek güzel yakışıyor. 

Ortanca çiçeğimin adı, Venüs Lidya. Ona da güzellik Tanrıçası olmak pek uygun. Diğer ismi de, Anadolu’nun en köklü medeniyetlerinden birinden geliyor. Belki içindeki yıldız ışığı da isimlerinden kaynaklanıyor. 

Sürpriz yumurtadan çıkan üç numara ise, “Nar Pera”. Nar; bereket ve şansın meyvesi. Pera ise, Grekçe’de “öte taraf, her şeyin ötesi” demekmiş. İstanbul’un eski halkı, tarihi yarımadanın karşısındaki bölgeye bu ismi vermiş. Nar tanesi de bizim için “her şeyin ötesi”.

 

Her zaman güler yüzlü, bakımlı, fit bir duruşunuz var. Sırrınızı öğrenebilir miyiz?

Bende sır yok! Çünkü zaten sırlarımı herkese öğretme işindeyim. Hacettepe Tıp’ın ezberci olmayan, tüm bedenin işleyişini, biyokimyasal ve fizyolojik süreçlerini, mantığa dayalı bir akış şemasında öğreten sisteminden çıktım. Üstüne psikiyatri eğitimimde beyin kimyasını, zihinsel süreçlerimizin beyindeki otoyolları nasıl oluşturduğunu ve zihin beden ilişkili hastalıkları öğrendim. Üstüne şimdiki işimdeki koruyucu sağlık, evde ve kişisel bakımda kullanılan toksik ürünleri hayatımızdan çıkarma, doğru ve yararlı beslenme destekleri kullanma, çevresel zararlı faktörlerin etkilerini minimuma indirme ve sağlıklı yaş alma nosyonlarını ekledim. Uzun yıllardır zihin kontrolü, zihin-beden-ruh birliği ile ilgili okuyor ve hayatımda uyguluyorum. Sonuçta holistik (bütünsel) yaklaşımı olan bir doktorum. Hiçbir yöntemi bağnazca savunmam, hiçbir fikre klasik tıp öğretisinde yok diye kapımı kapatmam.

 

Spor, yoga, fitness?

Şu sıralar ruhum ve bedenim neyi isterse onu yapıyorum. Bir dönem yağ yakma ve vücudu şekillendirme ağırlıklı olarak haftada 3-4 gün spor yaptım. Bir dönem ruhum sadece esnemek ve dinlenmek istedi, yoga ve pilates yaptım. Bazen de vücudum sadece dinlenmek ister, bolca uyur ve meditasyon yaparım. Aslında hepsini bir dengede yapmayı hedefliyorum. 

 

Bakım, vitamin ya da destekler…

Cildime bakma ve vitamin destekleri konusundaki disiplinim takdire şayandır. Gece yarısı düğünden doğuma gidip, sabah eşinden evdeki cilt bakım kremlerini getirten bir insanım. Kendi çalıştığım markalarda döngüsel olarak kullandığım serumlarım ve kremlerim var. İçlerindeki patentli bileşenleri bildiğim için, cildimin dönemsel ihtiyaçlarına göre kullanıyorum. 

Ama cildi içten beslemek bence daha da önemli. Ben zaten her gün anti oksidanlar, omega, koenzim Q 10 kullanıyorum. Ayrıca genel sağlığım için organik kaynaklı multi vitamin ve meyve-sebze biyoflavonoidleri, kemikler için hiç kuşkusuz kalsiyum desteği, eklemlerim için glucosamine, varise karşı özel bir yaban mersini preparatı, bağışıklık için garlic, çinko; zihinsel ve bedensel dayanıklılık için gingko biloba, ginseng; kan şekerini dengelemek ve kiloyu korumak için krom pikolinat, vücudu sıkılaştırmak için CLA. Daha ne olsun? İş güç, üç çocuk, sosyal yaşam, derken vitamin desteksiz bir yaşam düşünemiyorum. 50’ye geri sayım başladı artık. Bedenimiz, korumamız gereken en değerli hazinemiz. Zamanı durdurmak mümkün değil ama bedeninle dost olmak ve ona cömert davranmakla, geçen yıllardan korkmamak mümkün. 

 

Zihinsel olarak…

Silva zihin kontrolü mezunuyum. Zihnimi alfa dalgasına kolayca getirebilmeyi ve sakinleşebilmeyi, imgelemeyi, uyku bozukluğumu yenmeyi, sezgilerimi güçlendirmeyi öğrendim bu metodla. 

Yoga, hayatımda önemli bir yer tutuyor çünkü zihinle, bedeni ve ruhu bütünleştiriyor. 40 yaşında skolyoz ameliyatı oldum. Omurgamda 2 titanyum çubuk ve 23 vida var ve ben kafamın üstüne kalkıyorum. Bunu her kıtada yapmayı hedefliyorum. Evet, başım dizime değemiyor artık ama ben kendi sınırlarıma kafa tutuyorum. Ayrıca yoga sayesinde hayatıma giren dostlarım, farkındalığı yüksek, kendini hep ileriye taşıyan, beni ruhen besleyen, enerjimi yükselten, yanlarında kendim olabildiğim insanlar… Yüksek titreşimli insanlar birbirini çekiyor bu evrende. 

 

Sizce hayattaki en önemli şey nedir?

Bence hayattaki en önemli şey, üretkenlik. Ben, ürettikçe, insanlara, dünyaya katkıda bulundukça haz alan bir insanım. Birilerine bir şeyler öğreterek sağlıklarına, zihinlerine, finanslarına artı değer ekleyebilmek en büyük mutluluğum. Benim başarı tanımım; her gün öğrenmek, gelişmek, öğretmek ve paylaşmak. Öğrendikçe heyecan duyuyor, öğrettikçe tamamlanıyorum. Seçtiğim işler de hep buna uygun oldu. 

Hayatta bir sloganım var: ” Kitap okumadan ve spor yapmadan geçirdiğin her gün kayıp gündür. ” Ve maalesef geriye dönüp baktığımda benim kayıp günüm kazanç günümden çok. Her gün hem bedenini hem zihnini sulamalı ve beslemelisin. Ama bazen biri, bazen öbürü, bazen hiçbiri oluyor bu yoğunlukta. Hangisini yapabilirsem şükrediyorum. 

 

En büyük hayaliniz? 

Yazmak! Şimdilik doğaçlama, içimden aktığı gibi yazıyorum. Bir gün yazdıklarımı öyküleştirmek, hatta senaryolaştırmak en büyük hayalim. Becerebilirsem ne ala. Beceremezsem kızlarıma bırakırım yazdıklarımı, hiç değilse bir hoş sedam kalır.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: