Başa Dön

Skolyoz Tanısında Geç Kalmayın

Skolyoz Tanısında Geç Kalmayın

Okuma süresi 7 dakika

Skolyoz nedir?
Emre Acaroğlu: Omurgaya önden ya da arkadan bakıldığında görülen eğilmelere skolyoz adı verilir (Şekil 1). Normalde bu yönde bir eğriliğimiz yok. Yandan baktığımızda ise normal eğriliklerimiz var, örneğin sırtımızda hafif bir kamburluk (kifoz) ve belimizde de hafif bir çukurluk (lordoz) gibi.

Skolyozun spesifik bir oluşum nedeni var mıdır? Nedenleri nelerdir?

E.A: Skolyoz çok çeşitli nedenlerle ortaya çıkabiliyor. Mesela spastik çocuklarda ya da çocukluk çağına felç geçirenlerde ortaya çıkıyor. Ancak skolyoz dediğimiz zaman genel olarak anladığımız gruplar daha çok onlu yaşlarda ortaya çıkan ve nedeni tam olarak halen bilinmeyen (idyopatik) grup ile anne karnındaki etmenler nedeniyle ortaya çıkan ve doğuştan itibaren bulgu veren doğumsal (konjenital) skolyozlardır. Birincinin nedenini tam olarak bilmiyoruz, diğerinde ise gebelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar, şeker hastalığı ve bazı vitamin eksikliklerinin neden olabileceği düşünülüyor. En sık idyopatik skolyoz görülür, erken çocuklukta başlayan tipleri varsa da en tipik başlama ve görülme yaşı ergenlik öncesi yıllar.

Kaç farklı tip skolyoz vardır?

E.A: Eğer tüm sınıflandırmadan bahsedersek neredeyse yirmi tipe kadar çıkabiliriz. En sık görülenleri; idyopatik, doğumsal (konjenital), çeşitli sinir ve kas hastalıklarına eşlik eden (paralitik) tipleridir. İdyopatik dışındaki tipler ile okurlarımızın günlük hayatta karşılaşma olasılıkları düşük.

Skolyoz daha çok kadınlarda mı erkeklerde mi görülür? Bu konuda yapılmış istatiksel bir bulgu var mıdır elinizde?

E.A: Aslında, kız ve erkeklerde görülme sıklığı eşittir; yaklaşık % 1’lik fark bulunmaktadır. Ancak idyopatik skolyoz kızlarda çok daha yüksek bir oranda klinik olarak bulgu verecek bir büyüklüğe erişiyor.

Skolyozun belirtileri nelerdir? Kendini nasıl ele verir?

E.A: Aileler genellikle çocuklarında bir duruş bozukluğu olduğunu fark ediyorlar ama bunun adını koyamıyorlar. Duruş bozukluğu bir omuzun yüksekliği ya da bel girintilerinde asimetri şeklinde görülebilir. Ancak oldukça ileri bir dönemde sırtta hafif kamburluk belirince aile tarafından bir omurga sorunu olarak algılanıyor. Erken dönemde bu sorunu belirlemek için kolay ve güvenilir bir test yapılabilir. Çocuğumuza kollarını da aşağıya sarkıtarak öne eğilmesini söyleyelim, eğildiği zaman baş tarafından ya da kalçalar tarafından sırtına bakalım. Eğer sırt simetrik ise skolyoz olması ihtimali çok düşüktür. Eğer sağ ve sol arasında birkaç milimetreden fazla fark varsa, o zaman skolyozdan şüphelenip mutlaka bir doktora başvurmak gerekir.

Skolyoz hastası olan bir çocuğun günlük yaşamı nasıl etkilenir? Çocuk ne gibi sıkıntılarla karşı karşıyadır?

E.A: Erken dönemlerde ya da skolyoz eğer ilerlemeden belli bir büyüklükte kalır ise, hayatı hiç etkilemiyor. Zaten çocuklar eğrildiklerini hissetmedikleri için tanı bazen çok geç konulabiliyor. Belli bir dereceden sonra çocuk ve aile görüntü bozukluğunu fark ediyor ve bu ciddi boyutlara varır ise çocukta bir sakatlık hissi oluşturabiliyor. Ancak çok ileri skolyozlarda oldukça nadir olarak göğüs kafesinin daralması nedeniyle kalp ve akciğer sorunları ortaya çıkıyor.

Çocuklarda skolyoz hangi derecedeki eğimlerde artık çok tehlikeli boyuttadır? Tehlikeleri nelerdir?

E.A: Skolyoz eğriliğinin bir ölçümü var ve bu ölçüm sonucunda eğriliğe dereceler veriliyor. On dereceden itibaren skolyozun varlığından bahsediliyor, üst sınırı yok, yüz yirmiyüz otuz dereceye kadar gidebilir. İki tehlike var; birincisi, biz skolyozu teşhis ettikten sonra ilerlemesi, ikincisi de kalp ve akciğer sorunlarına neden olması. İkincisi için doksan  yüz dereceyi geçmesi gerekli ki oldukça nadirdir. İlerleme ise gerçek bir tehlike. Ana neden, çocuğun büyümesinin devam etmesi. Kural olarak skolyoz var ise, çocuk büyüdükçe artmaya devam edecektir.

Çocukta skolyoz olduğunun anlaşılmasından itibaren ne tür müdahaleler yapılır? Cerrahi müdahale gerekmeksizin tedavi mümkün müdür? Hangi aşamada cerrahi müdahaleye başvurulur?

E.A: Tedavi skolyozun tanındığı andaki derecesine ve çocuğun o dönemden sonraki olası büyüme miktarına göre değişir. Ana amaç çocuğun gereksiz bir cerrahi müdahale ile karşılaşmamasıdır. Bu çok ayrıntılı ve farklı doktorlar tarafından farklı anlatılabilecek bir konu ama kısaca kendi uygulamamı anlatmam gerekirse; büyümesi tamamlanmış çocuklarda (iki yıldır adet gören), sırtta elli derece, belde otuz beş dereceyi aşmadıkça cerrahiye gerek yok. Ciddi bir ilerleme şansı yok, hayatını da çok etkilemiyor. Daha küçük yaştaki çocuklar biraz karışık. Her ne kadar genel uygulama büyümesi devam eden çocuklarda yirmi dereceyi aşınca korse tedavisi ise de, ben korse kullanmanın gerçekten çok yararlı olduğuna emin değilim. Kendi hastalarımı kullanıp kullanmama konusunda bilgilendirip serbest bırakıyorum. Halen büyüyen çocukta kırk dereceyi aşınca, erişkin vücudunu kazanmış hastalarda ise biraz önce belirttiğim sırt ve bel derecelerini aşınca cerrahi müdahaleyi öneriyorum.

Günümüzde skolyoz cerrahisinde hangi teknik ve yöntemler uygulanmaktadır. Bu konuda dünya ile karşılaştırıldığında Türkiye nerededir?

E.A: Bu konudaki teknolojiyi biz geliştirmiyoruz ama çok yakından izliyoruz. Doğal olarak bu konuda da dünyada çeşitli akımlar geliyor, yükseliyor, bir kısmından zamanla vazgeçiliyor. Şu andaki en etkili olduğu düşünülen uygulama sırttan omurlara vidalar yerleştirilip bunların bir çift çubuk ile birbirilerine bağlanmasından oluşuyor, Türkiye’nin iyi omurga merkezlerinde yapılıyor (Şekil 2 A ve B).

Cerrahi müdahale sonrası skolyoz eğrisinin düzelmesi yüzde kaç ihtimaldir? Tamamen düzelir ve çocuk günlük aktivitelerini normal olarak yerine getirebilir diyebilir miyiz?

E.A: Tamamen düzelme iddiası gerekli değil, biraz tehlikeli de olabilir. Şu anda iyi ellerde derece olarak düzelme oranı % 70 ila 80’ler civarındadır. Bu pratik olarak röntgene bakıldığında küçük bir skolyozun olması, ancak çocuğa dışarıdan bakıldığında normal görünmesi anlamına gelir.

Cerrahi müdahale sonrası hasta ne kadar zamanda iyileşerek ayağa kalkabilir?

E.A: Hasta ilk gün yatağından ayağa kaldırılır, ikinci ya da üçüncü gün tuvalete gidebilecek hale gelir. Genellikle üçüncü gün, kendi kendine yürüyüp tuvalete gider hale gelince eve çıkar. Birinci aydan itibaren, biraz korunarak okula devam etmelerine izin veriyorum. Üçüncü ayda yüzme, altıncı ayda koşma, bir yıldan sonra her türlü spor serbest.

Ameliyat sonrasında hastanın özellikle dikkat etmesi gereken durumlar nelerdir?

E.A: Erken dönemde çok ağrı oluyor, zamanla geçiyor tabi. Biraz önce bahsettiklerim dışında özellikle dikkat gerektiren bir şey yok, çocuklar zaten ağrıları nedeniyle kendilerini koruyorlar.

Spor ve egzersizin skolyoz üzerindeki etkisi nedir? Egzersiz yapmak sonradan oluşabilecek skolyozu önlemede etkili midir? Ya da skolyozlu bir hastanın egzersiz yapması faydalı mıdır? Ameliyat sonrası hasta egzersiz yapmalı mıdır?

E.A: Bu sorunun iki parçası var aslında. Sıklıkla skolyoz tanısı alan hastalara hemen bir egzersiz programı önerilir, benim bildiğim kadarıyla egzersizlerin hastalığın ilerlemesini yavaşlattığına ilişkin en ufak bir objektif delil yok. Ama bu durum, skolyozlu çocuklar spor yapmasın anlamına gelmiyor. Spor yapan skolyoz hastaları kendi bedenlerini daha iyi algılıyorlar ve özellikle cerrahi müdahale geçirecekler ise cerrahi sonrasında çok daha kolay normal hayata dönebiliyorlar. Cerrahi sonrasında spora dönmelerini teşvik ederiz, ama belirli bir program dahilinde…

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: