Başa Dön

İNCİ KÜPELİ RESSAM ZEYNEP ÇİLEK

İNCİ KÜPELİ RESSAM ZEYNEP ÇİLEK

Okuma süresi 5 dakika

Merhaba,

Sizlere bu ay kendisiyle röportaj ve çekim yapmak için kalkıp arkasından  Tokyo’ ya gittiğim genç bir sanatçımızı tanıtıyorum. İnci küpeli ressamımız Zeynep Çilek. Röportajımın çekimlerini hem Tokyo’da Türk Camisi ve Türk Kültür Merkezi’ ndeki TEKKE OBJELERİ  sergisinde, hem de İstanbul’ da Merkür Galeri’ deki  SAKLI ÇEYİZ adlı sergisinde gerçekleştirdik.

Türk New East Foundation tarafından daha önce Roma ve Washington’ da sergilenen tekke objeleri koleksiyonu geçtiğimiz Ekim ayı içerisinde Tokyo’ya gitti ve ben de bu sergiye katıldım.
Tokyo Camii and Turkish Culture Center içerisindeki alanda sergilenen koleksiyonda, Türk dünyasının çeşitli yerlerinden toplanmış 500 parça esere yer verildi. Japonya’ daki sergi kapsamında, tarihi objelerin yanında, tekke objeleri estetiğinin çağdaş sanat ile yeniden yorumlanan örnekleri de yer alıyordu. Küratör Caridi’nin seçtiği Ressam Zeynep Çilek’in tekke karalamalarından (meşkler) esinlenen ‘contemporary art’ eserleri de, tarihi objelerle bakışımlı olarak izleyiciye sunuldu. Bu eserler arasında, tekke/tarikat şecereleri, keşkül-ü fukarlar, asalar, şifa tasları, tılsımlar, tac-ı şerifler, tekkelerde kullanılan kap kaçak ve müzik aletlerine kadar tamamen tekke estetiği ile üretilmiş eşyalar ve hat eserleri vardı.

Bir sonraki sergisi Contemporary İstanbulda Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayında gerçekleşen, Çin’ den Viyana’ ya, Moskova’ dan, Mozambik ve Nijerya’ ya kadar  dünyanın farklı pek çok şehrinde üne sahip olan sanatçımız Türkiye’ mizin adını yurt dışında başarıyla temsil etmeye devam ediyor. Benim sanatçımızla en yeni  buluşmam İstanbul Nişantaşın’ daki Merkür sanat galerisinde gerçekleşti. Bu kez Saklı Çeyiz adlı sergisiyle gelenek, görenek ve gelecek arasında köprüler kurmaktaydı İnci küpeli sanatçımız Zeynep Çilek. Sanat tarihinde önemli yerleri olan bazı imgeleri, bize özgü desen ve motiflerle harmanlayarak renkli, farklı ve çok derin bir dünya sundu sanatseverlere. Özellikle geometrik çizgileri kullanarak yaptığı çalışmaların içine Hurifi ögeler yerleştirdiği eserler çok yoğun ilgi gördü.

” İnsanın kökeniyle ilişkisi, bir ağacın köküyle ilişkisinden farklıdır. Elbette bu insanın köksüz olduğu anlamına gelmez. Sanatçı için hafızayı yitirmek de hafızanın bir anında donup kalmakta kaybolmak demektir. Tarih, kendisine saplanıp kalacağımız ne de kendisine bigane kalacağımız bir gerçekliktir. Fakat geçmiş günlerin eşsizliği, güzelliği ve zenginliğiyle bahsetmek sanatçıyı eşsiz, zengin ve güzel yapmaz. Çünkü, bir geleneğin yaşayabilmesi içi toplumun en azından bunu sürdürmeyi istemesi gerekir. ” diyerek bize iç dünyasını ifade eden sanatçımızla yaptığımız keyifli röportajımı aşağıda siz sevgili MAG okurlarına sunuyorum.

Sanatla ilk ilişkiniz nasıl kuruldu?

Sanat bir iç ses gibi geliyor bana. Renklerini yitirmiş bir dünyaya renk , kelimeleri yitirmiş duyguların aracısı sanat. Hassas insanlarda ruhlara doğrudan ulaşan bir yol gibi. Sienkiewicz bir romanında ruhsal yaşantıyı yüzmeye benzetmektedir. Yorulmak nedir bilmeden çabalamayan, batmamak için mücadele etmeyen kişinin zihni ve ahlakı dibi boylar.Bir başlangıçtan Gelenekle gelecek arasında köprüler, günümüzün çok anlamlı kavramlarından biri olan bulutlar kurarak kendimi bu inşa sürecine katkıda bulunmak arzusuyla dolu buluyorum. Bir sanatçı olarak misyonumu bu çerçevede tanımlıyorum.

Nelerden ilham alırsınız?

Köklerimden ilham alırım. Özellikle modern zamanlarda kültürel saflıktan söz etmek mümkün değildir. Ayrıca geleneklerin yaşayabilmesi için bir toplumda yaşayan bazı bireylerin onları sürdürmeye gönüllü olması gerekir. Sürekli bir değişimin ortasındayız. Dengeyi sağlamaya kavramları yeniden yorumlamaya çalışıyorum

Hangi ülkelerde hangi sergileri yaptınız?

Roma da kişisel bir sergi yaptım. Japonya, Tokyo ve Washington’ da, resimlerim sergilendi.

İleride yeni sergileriniz olacak mı?

Merkür Galeri ile çalışıyorum. Önümüzdeki dönemlerde yurt içinde ve uluslararası platformlarda güzel projeler yapacağız. Yeni yılda daha çok çalışıyor olacağım kısaca bunu söyleyebilirim.

Türkiye’ de sanata ve sanatçıya verilen değer konusunda neler düşünüyorsunuz?

Türk sanatçılarının desteğe çokça ihtiyacı var

Türkiye de bir sanatçı olarak misyonunuzu nasıl tanımlarsınız? 

Gelenekle gelecek arasında köprüler, günümüzün çok anlamlı kavramlarından biri olan bulutlar kurarak kendimi bu inşa sürecine katkıda bulunmak arzusuyla dolu buluyorum. Bir sanatçı olarak misyonumu bu çerçevede tanımlıyorum.

Yurt içinde ve dışında sıklıkla sergileriniz gerçekleşiyor. Yoğunsunuz. Bir gününüz nasıl geçer?

Sabah kalktığımda kitap okumayı severim bir süre kitap okur güne sonra güne başlarım Biraz dağınık çalışırım ben. Bu dağınıklık ile olağanüstü simetriyi aramak hoşuma gidiyor.  Ellerimi kirletmekten korkmam. Kullandığım tüm eşyalarım tuval gibiler her tarafı boya renk renk. Kulağım hep bir yerdedir, bazen müzik bazen bir dost sohbeti eşlik eder.

Bugün 13 yaşındaki Zeynep Çilek’ e bir şeyler söyleme imkanınız olsaydı ona neler söylerdiniz?

Sakın büyüme 🙂

Yazar Hakkında /

Ankara doğumlu olan Sinem Yıldırım; ilk, orta ve lise eğitimini İzmir'de tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Çeşitli dizi ve yapımlarda yer almıştır. İki kız çocuğu annesidir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.