Başa Dön

Dünya’nın En Güzel Adresi

Dünya’nın En Güzel Adresi

Okuma süresi 8 dakika

Swiss Otel’in bendeki yeri her zaman apayrı olmuştur. Orada evlenmiştim ve aylarca residencenda yaşamıştım. Her zaman çok severim. Ama sonrasında uzun yıllar sessizliğe büründü. Sayın Uğur Talayhan başına gelinceye dek. Derhal otelinde büyük bir değişim başladı. Hem fiziken hem enerjik hem de giren çıkan insan kitlesi ve organizasyonlar bağlamında Swiss Otel, Sayın Uğur Talayhan ile yeniden doğdu. Senelerce adeta uykuya geçmiş bir dev ve rüzgâr enerjisini kullanarak kendi elektiriğini üreten akıllı yapıyı hem Türkiye’ye hem de Dünya’ya yeniden kazandıran değerli yönetici, bize hayatını ve başarısının arkasındakileri anlattı. İşte karşımızda Dünya’nın en güzel adresi Swiss Otel Bosphorus ve Uğur Talayhan.

 

Otelci olmak nasıl bir duygu?

Ben işini aşkla yapan insanlardanım yoksa gerçekten bu kadar seyahat ve uzun saatler çalışmak insanı yorabilirdi. Ancak ben de ise daha fazla çalışma isteği uyandırıyor. Ben oteli evim gibi görüyorum sadece burada yaşadığım için değil gerçekten oteli evim, ekip arkadaşlarımı da ailem gibi hissediyorum. Misafir karşılamak ve onları en iyi şekilde ağırlamak benim için çok zevkli ve gurur verici.

 

Bu meslek çocukluk hayallerinizin arasında var mıydı?

Bu meslek hayellerimde hiç yoktu. Ben her zaman büyük ve lüks otellerde executive şef olmak istemiştim ve bunu da 27 yaşında Londra’da Sheraton Otel’de gerçekleştirdiğim için bana sadece yolumda ilerlemek kalmıştı.

 

Dünya’nın hangi ülkelerinde ve otellerinde görev yaptınız?

Liseden sonra yurt dışına açılarak Londra’da önce Crowne Plaza, Hilton, Radisson ve Sheraton Otellerinde muftak şefi ardından yiyecek ve içecek müdürlüğü yaptım. Daha sonra sırasıyla Portekiz’in güneyinde bulunan Sheraton Algarve, Dubai’de Le Royal Meridien ve Çin’de St. Regis, Westin, Raffles ve bölge müdürlüğü gibi farklı yöneticilik pozisyonlarında bulunduktan sonra kariyerimin ilk başladığı nokta olan İstanbul’a 21 yıl sonra 2017’nin Haziran ayında döndüm.

 

Yıllardır adeta uyuyan Swiss Otel The Bosphorus sizle birlikte çok yüksek düzeyde bir atılım ve değişim yaptı.  Otelde ne yönde bir değişim gerçekleştirdiniz?

Swiss Otel The Bosphorus, İstanbul her zaman sektörde çok güzel konumlanmış bir otel oldu. Sadece renovasyon döneminde biraz unutulmaya başlamıştı. Ben de güzel bir dönemde başlamış oldum. Yeni bir ürün, deneyimli bir personel vardı benim de yurt dışı deneyimlerim ve enerjimle birleşince hep birlikte pek çok güzel yeni projelere imzalar attık. Elbette bu tek kişinin başarısı değil ekip olarak gerçekleştirdik. Örneğin, üç yıl önce Gaja Restoran’ı yeniden konumlandırarak 16 Roof yapma kararı aldık. Üç yıldır şehrin eğlence ve lezzet durağı halinde devam ediyoruz. Eskiyen ve kullanılmayan Les Ambassador Bar’ı canlı müzik ve konforlu brasserie mutfağıyla birlikte Gabbro’yu tanıştırdık. Yaz aylarında bahçelerimizi çok daha aktif kullanmaya başladık ve açık hava sinemalarından konserlere pek çok eğlenceli etkinlikler yapıyoruz. Pürovel Spa & Sport’ta yepyeni dinamik programlar yaptık. Yazın başladığımız Sky Spinning dersleri Aralık ayında bile bahçede devam ediyor. Misafirlerimiz hem eğleniyor hem spor yapıyor. Otelimizin ana restoranını yeniden konumlandırarak Peru, Asya ve Türk mutfaklarının en lezzetli yemeklerini tadabilecekleri Sabrosa Restaurant olarak değiştirdik. Bu ve bunlar gibi pek çok projemiz gerçekleşti, planlarımız da hiç bitmiyor.

 

Kararlarınızı alırken yerli turiste mi yoksa yabancı turiste mi yönelik çalışmalar yaparsınız?

Aslında buna net cevap vermek çok doğru olmaz. Çünkü sadece yerli ya da yabancı turisti hedefleyerek çalışmalar yapmak yanlış bir karar olur. Yılın farklı dönemlerinde farklı misafirler tarafından tercih edilebiliyoruz. Özellikle pandemi döneminde yerli turistin de ne kadar önemli olduğunu tekrar gördük. Sadece yurt dışına yatırım yapan oteller bu dönemde yanlış yaptıklarını gördüler.

 

Swiss Otel The Bosphorus’un dünya sıralamasındaki yeri nedir?

Swiss Otel The Bosphorus markası Accor grubu altında yer almaktadır. Bu grubun altında normalde lüks segmentte yer almamasına rağmen Swiss Otel The Bosphorus, İstanbul ve birkaç Swiss Otel istisna olarak lüks segment olarak geçmektedir. Otelimiz Dünyadaki en iyi Swiss Otel ve Swiss Otel’ler içinde her zaman örnek gösterilmektedir.

 

Bize eğitimlerinizden ve çocukluğunuzdan bahsedebilir misiniz?

Ben küçüklüğümden beri büyük ve kalabalık aile ortamında büyüdüm. Kendimi her zaman yoğun tutmayı başarabilen bilen bir kişiliğim vardı. İlkokul çağlarında bile yaz tatillerimde mutlaka bir şeyler yaparak veya birilerine yardımcı olarak geçirirdim. Ortaokul çağındayken yaz aylarını mutfaklarda çalışarak değerlendirirdim. Tekirdağ Anadolu Turizm Otelcilik Lisesi’ni okurken bile haftada üç gün çalışarak kendimi aktif tutardım. Mezun olduktan sonra İngiltere’ye gittim. Bir yandan çalışırken bir yandan da gastronomi alanında eğitimler aldım.

 

Covid dönemini nasıl geçirdiniz, nasıl aştınız?

Çalışma hayatımın en zor zamanıydı diyebilirim. Ben çok insan odaklı biriyim, binaya girdiğimde kimseyi görmemek moralimi çok bozuyordu. Yaklaşık iki, üç ay tek blok ile misafirlerimize servis verdik. Sağlık çalışanlarını ağırladık ve hastanelere yemekler götürerek çevremize ve zor durumda olan ailelere yardımcı olmaya çalıştım. Bu arada sokakta yaşayan hayvan dostlarımızı da unutmadığımızı gösterdik, onlara yemekler pişirip, dağıttık. Sonrasında yaz aylarıyla birlikte yavaş yavaş yeni normale ayak uydurmaya farklı etkinlikler yaparak devam ettik. Önceliğimiz misafirlerimizin ve ekibimizin sağlığıydı ve onun için gereken her şeyi fazlasıyla yapmıştık, hala da devam ediyoruz.

 

Restoranların kapalı olması sizi etkiledi mi?

Tabii ki, son dönemlerde Covid etkisiyle otel restoranları sundukları lezzet, kaliteli ve temiz yemeklerden dolayi eski popülaritelerini sağlamışlardı ve bunu bilen restoranlarımızın müdavim misafirleri vardı. Restoranlarımızın kapatılması bizi gerçekten etkiledi.

 

Sizce gelmekte olan yeni dünya düzeninde otelcilik sektörü ne yönde evrilecek?

Muhakkak değişiklikler olacak. Ancak ben çok büyük değişiklikler olacağını düşünmüyorum. Her şey normale döndüğünde insanlar yine seyahat edecek, restoranlara gidecek ve sosyalleşecekler.

 

Geleceğe ait plan ve hayalleriniz nedir?

Şu an geleceğe ait bir planım yok. Burda olmaktan çok memnunum ve yönettiğim oteller için en iyisini yapmaya devam etmek şu andaki tek düşüncem. Hayalim ise şu an bana kalsın.

 

Siz seyahat edebiliyor musunuz? Hangi ülkeleri ve ne tip otelleri seversiniz?

Ben seyahat etmeyi, farklı kültürleri keşfetmeyi çok severim. Ayrıca işim gereği iş seyahatlerim de çok oluyor. Uzak Doğu’da uzun yıllar çalıştım, kendimi çok yakın hissediyorum. Ne zaman gitsem huzurlu hissediyorum.

 

Otelcilik okuyan gençlere neler tavsiye edersiniz?

Öncelikle stajları çok önemli, okulda öğrendikleri teorik bilgileri pratiğe dökmek için ilk olanakları staj yaptıkları yerler olacaktır. Ne kadar çok yerde staj yaparlarsa o kadar iyi olacaktır. Yaptıkları işi sevmeleri gerekiyor, severek yaparlarsa sıkıntılar ve sorunlar onların yollarını değiştermelerine engel olacaktır. Çok çalışmaya hazır olmalılar ve ne olursa olsun yüzlerinden gülümsemeyi, pozitif düşünmeyi eksik etmemeliler.

 

Sizce yabancılar İstanbulu ve Türkiye’ yi iyi tanıyorlar mı?

Bence çoğu ülkede artık daha çok tanınıyoruz. Ayrıca son dönemde Türkiye, Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı TGA’nın çok güzel tanıtım çalışmaları oluyor. Bu çalışmaların da iyi sonuçlarını en kısa zamanda görmeye başlayacağımıza inanıyorum.

 

Swiss Otel The Bosphorus’a, rüzgar enerjisini kullanan akıllı otel diyebilir miyiz?  Bize Swiss Otel The Bosphorus hakkında teknik bilgiler verir misiniz?

Eletrik enerjisi doğal gaz çevrim santrali ile üretilmektedir. Trijenerasyon sistemi sayesinde elektrik üretiminin yanı sıra çıkan enerji ile ısıtma ve soğutma da yapılmaktadır. Trijenerasyon sistemine ek olarak otelimiz elektrik enerji kaynağı olarak Fina Enerji Holding kanalıyla rüzgar enerjisi de kullanmaktadır. 2021 yılında 30. yaşını kutlayacak bir otel olarak yapılan yenileme çalışmalarıyla otelde enerji verimliliği için şu adımlar atılmıştır. Otel odaları ve genel alanları otomasyon yardımı ile enerjinin verimli kullanılması sağlanmıştır. Eskiyen AHU’lar yüksek verimli, daha az enerji tüketen yeni nesil sistemler ile değiştirilmiştir. Özellikle sürekli faaliyette bulunması gereken operasyon alanlarında led armatürler kullanılarak tüketim azaltılmıştır. 2016 yılında tamamlanan renovasyon sırasında hem bina içinde hem de dış cephede yeni nesil yalıtım malzemeleri kullanılarak ısı kaybı en aza indirilmiştir. Isı kayıplarını engellemek amacı ile belirli alanlara ısı perdesi yapılmıştır. Otel genelinde kullanılan elektrik panoları,enerji danışmanı firma yardımıyla enerji kayıplarını ve olası kaçakların belirlenmesi amacıyla denetlenmektedir. Otel sisteminde kullanılan buhar sistemi yenilenmiştir. Buhar sisteminde üretilen buhar kalitesi düzenli olarak ölçülmektedir. Otel genelinde enerji ile çalışan ekipmanların verimli kullanılması için operasyon ekiplerine düzenli olarak eğitimler verilmektedir.

Yazar Hakkında /

Yazarımız Sinem Yıldırım kısa özgeçmişi kısa bir süre içinde sayfamızda olacaktır.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: