Başa Dön

Alman Güzel WILMA ELLES

blank

Alman Güzel WILMA ELLES

Okuma süresi 7 dakika

“Öyle Bir Geçer Zaman Ki” dizisinde, Caroline rolüyle Türk izleyicisinin beğenisini kazanan Wilma Elles ile geleneksel Türk Yürüyüşü’ne katılmak için özel olarak davet edildiği New York’ta bir araya geldik. Bizi, kaldığı Midtown Park Avenue’deki Waldorf Astoria Hotel’in süitinde ağırlayan Wilma; MAG Temmuz-Ağustos sayısı için birbirinden renkli pozlar verirken, bir taraftan da hakkında merak edilenleri anlattı. Dizideki kötü kalpli karakterinin tam aksine çok güler yüzlü ve tevazulu bulduğumuz güzel oyuncu, sorularımızı tüm içtenliğiyle yanıtladı…

Seni ilk kez “Öyle Bir Geçer Zaman ki” adlı dizideki Caroline rolünle tanıdık. Bize biraz gerçek Wilma Elles’ten bahseder misin?

 

blank

Ailem ve arkadaşlarım bu soruyu daha iyi cevaplıyorlar aslında… Köln doğumluyum. Biz 5 kardeşiz. Oyunculuk diplomamı aldıktan sonra Köln Üniversitesi’nde İslam Bilimleri, siyaset, tiyatro ve film okudum. Hem Köln’de bir evimiz vardı hem de Berlin’de. Çok genç yaşta oyunculuğa başladım. Ben 4 yaşındayken ablamla birlikte terasımızda ailem ve komşularımıza gösteriler yapardık. 25 tiyatro oyunu, 30 kısa film, 8 sinema filminde birden oynadım. Onun dışında klasik gitar çaldım. İlk ödülümü 2000 yılında aldım ve 8 sene jazz- dance yaptım. Gayet aktif bir çocukluk geçirdim. Annem hep, sen daha çocuksun ama takvimin bir menajerinkinden daha dolu derdi. Oyunculuğu çok seviyorum. Çünkü yeni şeyler keşfetmek, yeni kültürleri tanımak çok büyük bir zevk. Bu meslekte hayatınız hep renkli, yapacak çok şey var. Onun için oyunculuğu seçtim. Sürekli yeni bir karaktere bürünüyorsun farklı kişiler oluyorsun, gerçek hayata fazla dokunmadan, bir grupla beraber yeni tecrübeler yaşayabiliyorsun. Aynı zamanda çok yaratıcı bir meslek. Her zaman bambaşka bir dünyayı hayal edip yaratabiliyorsunuz.

Dizi için rol teklifi nasıl geldi?
Ben hep diyorum eğer iyi bir iş yaparsam zaten yeni teklif geliyor. Hep öyle oldu. Onun için teklifler genellikle tavsiye üzerine geliyor. Bu da beni mutlu ediyor. Daha önce birisi benimle çalıştı, sevdi ve tavsiye etti. Sonra “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” için 2 casting yaptım ve çok şükür Zeynep hocam beni seçti ve serüven böyle başladı çok da güzel oldu.

Dizide çok fettan bir karakteri canlandırıyorsun. Gerçek hayattaki halinle benzerlikler var mı?
Kendi hayatımdan küçük küçük anılar var. Belki çocukluktan ve başka insanlardan izlediğim tavırlar vs. bana ilham veriyor. Sonra ben her sahne için bir hedef belirliyorum ve bu oyunu karakterin içinde yaşatıyorum. Mesela Caroline hiçbir zaman geri çekilmez. Sonra sahne başlıyor. Bu sebeple oynadığım roller hiçbir zaman benden tamamen farklı ya da bana tamamen benzer olamıyor.
Yakın zamanda Türk vatandaşı olup Aslı adını aldığına dair haberler okuduk. Sana Türkiye’yi bu kadar sevdiren şey nedir?
Türkiye’ye hemen alıştım. Çok yoğun bir şekilde burada çalışmaya başladım güzel olacağını hissediyorum. Yeni adımın da “Aslı Masal” olmasını istiyorum.

New York’a ilk gelişin mi? Tatil mi? İş mi?
Daha önce 6 hafta New York ‘ta kaldım, hem oyunculuk dersi aldım hem de zihinsel özürlü insanlar için tatil rehberliği yaptım. Çok güzeldi! Bu gelişimiz daha çok iş içindi. TADF’ın düzenlediği Türk yürüyüşüne katıldık. Akşam da harika bir Türk Günü Balosu düzenlendi. Orada Bakan Egemen Bağış ve eşi, Büyükelçimiz Halit Çevik, Başkonsolosumuz Levent Bilgen ve eşi, bizlerle birlikteydi. Aynı zamanda Kerem Göğüs yeni Trend Rezidans projesinin lansmanını yaptı. Çok yoğun ama çok da güzel vakit geçirdim. New York’ta gezmek için çok vakit kalmadı bu defa. Geri kalan zamanda da büyük amcamı görmeye gittim.

Biz New York’ta bazı ajanslarla iş görüşmeleri yaptığını da duyduk. Yakında seni Hollywood yapımlarından birinde de görebilecek miyiz?
Amcamın burada çok meşhur küçük bir tiyatrosu var. George Bartenieff. Benim sanatla ilgilenen tek akrabam. Oraya bir proje olabilir diye düşünüyoruz. Ama daha kesin değil. Bakalım. Şu anda İstanbul’a aşığım.

New York’taki favori mekanların nereler? Gelecek olanlara nereleri tavsiye edersin?
Çok zor bir soru, benim için daha görecek çok yer var. Fifth Avenue tabii ki alışveriş için bir cennet. Central Park dinlenmek için mükemmel. Rooftopflare’de çok güzel lokantalar var, mesela Ava Bar… Metropolitan Museum of Art da efsane!

Çok doğal bir güzelliğin var. Formunu nasıl koruyorsun? Uyguladığın özel bir formülün var mı?
Dengeli olmaya çok önem veriyorum. Hem spor, hem dinlenmek, hem uyumak ve aktif olmak. Her gün 30 dakika civarında farklı farklı sporlardan yapıyorum. Yemeklerde de her şeyden azar azar yiyorum, o zaman vücuttan hiçbir şey eksilmiyor.

Modayla aran nasıl? New York ve İstanbul’u karşılaştırman gerekirse neler söylemek istersin?
Modayı takip ediyorum fakat herkesin moda olanı değil de kendine yakışanı giymesi taraftarıyım. Vücut şekli, göz rengi, saç rengi gibi karakteristik özelliklerin göz önüne alınıp ona göre giyinmek gerekiyor bence. Bunlar dışında benim için yerine göre giyinmek de çok önemli. Katıldığım davet ve organizasyonlara hep saygı göstermek isterim. Katılacağım bir galaysa elbette gece elbisesi, ormanda bir etkinlikse ona göre bir şeyler seçiyorum.

Bence hem İstanbul, hem New York’ta yaşayanlar şık ve klas tarzı çok seviyorlar. Erkeklerde takım elbiseler, kadınlarda elbiseleri çok gördüm. Ben de çok seviyorum bu tarzı. Onun dışında tabii ki da “street style” mahalleleri var… Greenwich Village mesela. Burada da alternatif, şık ve farklı tarzları görebilirsiniz. Ben yabancı markalar arasında Alexander McQueen’i çok seviyorum. Miu Miu ve Dior da vazgeçilmezlerim. Türk tasarımcılar arasında da çok başarılı bulduklarım var. Türk Balosu’nda da bir Türk tasarımcı tercih etmek istedim. Elbisem Beste Gürel’e aitti. Tanju Babacan’ın tasarımlarını da çok şık buluyorum. Tuba Benian, Cengiz Abazoğlu, Sarar diğer favori markalarım.

İstanbul hakikaten bir moda şehri. Bu yüzden ben de geçen yaz bir moda koleksiyonu hazırlamak için ilham aldım. Dünyadaki ilk Feng Shui koleksiyon. İyi enerjilere herkesin ihtiyacı var, vücuttaki en yakın çevrede neden olmasın? Herkes bir rengin kendisini ne zaman heyecanlandırdığını ya da sakinleştirdiğini hissedebilir. Bilinçaltı bunu kesinlikle algılıyor!

New York’ta hayranlarının büyük ilgisiyle karşılaştın. Bu beklediğin bir şey miydi?
Kesinlikle beklemiyordum; çok sevindim bu ilgiye. Dünya çok küçük. “Öyle bir Geçer Zaman Ki” 70 ülkede yayınlanıyor. Muhteşem bir başarı. Tüm ekip arkadaşlarım ve çalışan herkesin ellerine sağlık!

Dizi bitti. Bundan sonra hayatınla ilgili projelerin neler? Hemen yeni bir dizi ya da sinema var mı, yoksa bir ara verecek misin?
Bu yaz iki sinema filmi çekiyorum. Bir tanesi bir British- Türk co-prodüksiyonu, bir tanesi çok iyi bir Türk yapımı. Yarın ilk filmimin ilk çekim günü. Bu rol için bir sürü geçici dövme yaptırdım. Bu filmdeki karakterim için çok heyecanlanıyorum.

Nasıl bir film olacak? Filmindeki karakterinle ilgili ipucu verir misin?
Filmdeki yeni karakterin ismi Leyla. Leyla; “çok uzun, çok karanlık bir gece” demek. Bu isim ile alakalı da çok meşhur bir aşk hikayesi var. Filmdeki isim onun hikayesine de yansıyor diyebiliriz. Bir çok güzel senaryo okudum ama bu senaryo mükemmeldi!

Röportaj: Betül Doğruak
Fotoğraf: Nazlı Yalçın

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.