Başa Dön

Mucizelere İnanan Güzel Sinem Ünsal

Mucizelere İnanan Güzel Sinem Ünsal

Okuma süresi 8 dakika

Yayınlandığı günden beri reyting rekorları kıran Mucize Doktor dizisinin Nazlı’sı Sinem Ünsal ile çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Ekranlardan taşan naif güzelliği bizim kapak çekimimize de yansıdı… Sinem Ünsal’ın oyunculuk tutkusundan mucizelerine uzanan özel röportajı sizlerle…

Mucize Doktor dizisiyle kalplerimize dokundunuz. Bu projeden önce neler yapıyordunuz? Sizin hikayenizi sizden dinlemek isteriz.

Üniversiteyi bitirdiğim yıl mezun olduğum bölümle alakalı altı aylık bir editör asistanlığı iş tecrübem oldu. Bu süreçte tiyatro ile ilgilenmeye ve oyunculuk ile ilgili özel eğitimler almaya başladım. Daha sonra kendimi setlerde buldum. Mucize Doktor’dan önce art arda üç dizide yer aldım. Bu süreçte gerçekten hep mucizelere inandım ve sanırım mucize de sonunda beni buldu.

Bu projeye nasıl dahil oldunuz?

Nazlı karakteri için sizi heyecanlandıran neydi?

MF Yapım ile proje için ilk görüşmeye gittiğimizde senaryoyu ve Nazlı karakterini o kadar sevdim ki o andan itibaren sahiplendim diyebilirim. Ekibimiz çok güzel ve bütün karakterler de çok doğru kurulmuş olduğundan gerçekten kendimi hep bu projenin içindeymiş gibi hissediyorum. Nazlı, mesleğini seven, azimli, çalışkan bir cerrahi asistanı. Çocukluğundaki travmaları yüzünden insanlara güvenini yitirmiş, kendini çok rahat açamayan, temkinli davranan genç bir kadın. En güzel özellikleri de çok naif, sevecen, ön yargısız ve hayata karşı hala çocuksu bir inanca sahip olması. Nazlı’nın mesleğindeki azmi ve vicdanının sesini her şeyden önce dinlemesi bana kendi hayat ve kariyer yolumda da çok şey öğretiyor. Ama en önemlisi de otizmli bir bireyle tamamen insani bir yerden ilişki kurma çabası, empati nedir bizlere tekrar hatırlatıyor olması beni çok etkiliyor. Ön yargısız, kalıp yargısız iletişim kurma eğilimi ise beni hem besliyor hem de hepimize hatırlatan kişi olması beni gururlandırıyor. O yüzden Nazlı ile olan yolcuğum şu anda benim için çok değerli.

Üniversite yıllarınızda otizmli bireylerin sosyalleşmesi için düzenlenen kurslara katılmışsınız. Öncelikle bu deneyim Sinem’e neler katmıştır?

Çocukluğumdan beri ayrımcılık, dışlama, hor görme ya da üstün görme gibi kavramlara kendimi hep uzak hissettim. Üniversitede karşıma böyle birçok fırsat çıktı ve hepsini değerlendirdim. Ne kadar çok insan tanırsam, ne kadar çok hayata karışırsam dünyam o kadar büyük olur diye düşündüm. Bana bu deneyimler bu hayatın bambaşka dinamiklerini gösterdi. Hiçbir şey sandığımız kadar kolay ya da korktuğumuz kadar zor değilmiş.

Muhtemelen Nazlı’nın Ali’ye yaklaşımı konusunda da destek olmuştur bu deneyimiz. Bunun dışında aldığınız herhangi bir koçluk desteği var mıdır? Sahnelere genellikle nasıl hazırlanıyorsunuz?

Evet bu deneyimim Nazlı’yı anlamakta büyük kolaylık sağladı. Onun empati yeteneğini, sabırlı yanı biraz da olsa Sinem’de de vardı. Projenin başında danıştığım, konuştuğum Esin Hocam vardı. Sete çıktıktan sonra ise Nazlı’yla baş başa kaldım.

Karşılaştırmalı edebiyat okumuşsunuz. Kariyerinize neden oyunculukla devam etmeyi tercih ettiniz?

Oyuncu olmak küçük yaşlardan kanıma giren bir tutku. Kendimi başka meslekte hayal edemiyordum hâlâ da edemiyorum aslında. Oyunculuk, okuma ve okuduğunu doğru anlama, sonra da anladığını ve yorumladığını izleyiciye en iyi şekilde aktarma yetisine gereksinim duyan bir meslek. Edebiyat okumam benim için karakterleri analiz etmek, hikayenin devamını gözümde canlandırmak, yazarın ne demek istediğini çözmeye çalışmak ve son olarak senaryo halinde gelen bütün kurguyu daha iyi bir şekilde özümsememde çok fazla kolaylık sağlıyor. Edebiyat bölümünü de çok isteyerek ve severek okudum ama okurken ileride yapacağım mesleğe yani oyunculuğa yatırım olarak düşünerek okulu bitirdiğimi de itiraf etmem gerekir sanırım.

Bu kadar yoğun bir dizi temposunda çalışırken bir de tiyatro oyununda oynamak büyük bir efor istiyordur. Bu tempoya nasıl ayak uyduruyorsunuz? Modunuzun yüksek olmasını, konsantrasyonunuzu nasıl sağlıyorsunuz?

Mesleğimi çok seviyorum. Setler genellikle yorucu, uzun saatlerinizi ayırdığınız yerlerdir bu yüzden zor olabilir. Sahne ise sizin anlık fiziksel ya da psikolojik durumunuzu tolere edemeyecek disiplindedir. Ama inanın ne iş yapıyorsanız yapın, severek içinde bulunduğunuzda fiziksel yorgunluğu ancak yatağa girdiğinizde fark ediyorsunuz. Uyandığınızda motivasyonunuzun da, konsantrasyonunuzun da tazelendiğini hissediyorsunuz. İkisi de beni ayrı besliyor ve yaşatıyor. Bu tempoya alıştım ve hatta sanırım tutkunu oldum.

Şu sıralar çok boş vaktinizin olduğunu zannetmiyoruz ama genellikle serbest zamanlarınızı nasıl değerlendirirsiniz?

Ben evimde vakit geçirmeyi çok seviyorum. Bulduğum her kısa vakti en sevdiklerimle evimde, evim gibi hissettiğim yerlerde geçiriyorum.

Bir Alaturka Hikayet: Raif ile Letafet nasıl bir oyun? İzleyiciyi neler bekliyor?

Oyun, hem geleneksel hem çağdaş tiyatro unsurlarını bir arada bulabileceğiniz iki perdelik müzikli bir komedi. İnsanların aşka ve mülkiyete bakışlarını iki farklı perspektiften seyirciye gösterirken, insan zaaflarını kışkırtan ve onları insani değerlerden uzaklaştıran ekonomik sistemi eleştiriyor.

Peki bize biraz Letafet karakterinden bahsedebilir misiniz?

Letafet sağduyulu ve aşkın kıymetini bilen genç bir âşık. Nefretten, kinden uzak, sırçada yetiştirilmişçesine naif. Babası, iflası sebebiyle onu istemediği biriyle evlendirmeye karar verince, aşkına sahip çıkmak ve sevdiğine kavuşmak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Erkek kılığına bile giriyor. Sahnede beni erkek kılığında görünce şaşırmayın, yani biraz ip ucu da vermiş oldum.

Oyunculuk alanında idolünüz, ilham kaynağınız kimlerdir?

Yaşı ya da konumu ne olursa olsun çalışan, gelişen oyuncu benim için en iyisi. Oyunculukta yılgınlığa da olmuşluğa da yer yok bence. Hayran olduğum bir isim vermek benim için zor sanırım. Az önce de söylediğim gibi işine olan saygısı ve özeni eksilmeden devam eden tüm oyunculara ben de saygı ve hayranlık duyuyorum.

Hayatınızda yaşadığınız mucizevi bir anıyı paylaşabilir misiniz?

Mucizelerin sebepsiz olmadıklarını düşünüyorum. Mucize bir sonuçtur. Bizler yolda kendimizi kaybettiğimizde, sonuca şaşırırız ama aslında o yolu zaten geçmisizdir. Süreci es geçince sonuç mucizevi gelir. Aklıma gelen tek bir anı yok, beni mutlu eden her şeyi yüksek duygularla karşılıyorum, mucizevi kılıyorum. Mucizeleri seviyorum.

Edebiyat okumuş bir kişinin “aşk” tanımını merak ediyoruz doğrusu.

Aşk bence refleks gibidir. İstemsiz hareket etmek gibi bir şey ve çok güzel. Bugünlerde bana da kendimi çok özgür ve şanslı hissettiren bir aşk var hayatımda.

Aşk konusunda Nazlı gibi platonik mi takılırsınız yoksa cesaretli misinizdir?

Ben fazlasıyla cesurum bu konuda. Olumsuz bir geri dönüş alma ihtimali bile hislerimi açık yaşamam konusunda beni yıldırmıyor.

İkili ilişkilerinizde en çok nelere dikkat edersiniz? Sorgusuz sualsiz birinden uzaklaşmanıza ne sebep olur?

Saygı. Her türlü ilişkide korunması gereken yegane şey saygı benim için. Özel bir ilişkide iki tarafın da birbirlerinin bireysel alanını kabul etmesi çok önemli. Bu alanın ihlal edildiğini hissetmek, uzaklaşmak, bağları koparmak için yeterli bir sebep bence.

Hayatınızın sonuna kadar tek bir kitabı okumak zorunda kalacak olsanız tercihiniz ne olur acaba?

Turgut Özakman – Korkma İnsancık Korkma

Kendinizi en sık hangi konuda eleştirirsiniz?

Çok sabırsızım. Aklımdan geçen şeylerin hemen gerçekleşmesini istiyorum. Ve genel olarak sonuç odaklıyım. Bu durum da anın tadını çıkarmamı engelleyebiliyor. Fark ettiğimde kendime çok kızıyorum. Burdan tekrar sesleniyorum kendime: Sinem böyle yapma!

Güzellik algısından uzak çok saf ve temiz bir güzelliğiniz var. Güzellik, bakım konusunda nelere dikkat edersiniz?

Öncelikle teşekkür ederim. Doğallık benim için çok önemli. Yüzlerine, vücutlarına müdahalede bulunanları eleştirmek istemem, insan kendini nasıl iyi ve rahat hissedecekse öyle olmalı. Ama ben benzersiz yaratıklar olduğumuzu ve bu biricikliği korumamız gerektiğini düşünüyorum. Bunların dışında setlerde çok yıpranan ve şehir yaşantısından yorulan cildime ve saçlarıma bakmayı önemsiyorum. Sadık olduğum bazı ürünler var, aksatmadan onları kullanıyorum.

Sahip olduğunuz en mucizevi gücünüz nedir?

Hayal gücüm. Hayallerimi önemsiyorum, bir nevi gelecek planlarım olarak kabul ediyorum onları.

Gelecek planlarınız hedefleriniz nelerdir? İleride kendinizi nerede ve nasıl görmek istersiniz?

Şu sıralar öncelik açısından kariyerim hayatımın birinci sırasında yer alıyor. Ona odaklanmış vaziyetteyim. Her geçen gün öncekinden daha çok şey öğrenerek, adımlarımı ileri atarak yaş almak istiyorum kariyerimde. Hedeflediğim tek şey bu. Kendimi geçen zamanı boşa harcamadığını düşünerek görmek isterim. Nokta atışı bir konum söylemek istemem. Hayallerimin ötesinde olsun her şey.

KISA KISA

Batıl inançlarınız var mı?
Her yeni girdiğim yere sağ ayağımla giriyorum. Bir de tiyatroda sahneye çıkmadan önce mutlaka iki yudum su içiyorum.

Ruhunuzu dinlendiren şey nedir?
Çok sevdiğim şeyleri yemek.

Asla olmaz dediğiniz ilk şey ne?
Et yemem.

Hayat mottonuz?
Hayallerine inan.

En büyük mucizeniz?
Başıma gelen her şeyi aynı detaylarla hayal etmiş olmam.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: