© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Gizemli Masal Prensesi

Leyla Lydia Tuğutlu ile yüksek enerjili bir çekim gerçekleştirdik...

Gizemli Masal Prensesi

Doğallığıyla büyüleyen eski Türkiye güzeli, şimdilerin ise beğeniyle izlenen oyuncusu Leyla Lydia Tuğutlu ile yüksek enerjili bir çekim gerçekleştirdik… Sorularımıza tüm içtenliğiyle yanıt veren sempatik oyuncu, gizemli bakışlarıyla karelerimize yansıdı… Sizlere bir de müjdemiz var: Başarılı oyuncu, önümüzdeki günlerde TV8’de ekrana gelecek “Kızım” dizisinde Buğra Gülsoy ile baş rolü paylaşacak!…

Almanya’dan Türkiye’ye uzanan renkli yaşam öykünü dinleyebilir miyiz?

Berlin’de doğdum, güzel bir çocukluk geçirdim; anaokuluna orada gittim. Küçük yaşta, yaklaşık 6 yaşındayken buraya geldik ve okula burada başladım. Almanya’da yaşadığımız yıllarda babam benimle Türkçe de konuştuğu için dil öğrenmekte ve kültüre adapte olmakta zorlanmadım. Hayatımın büyük kısmı burada geçti yani. İlk önce okulla birlikte konservatuarda yarı zamanlı müzik bölümüne başladım. 2005’te modellik yarışmasına girdim ve birkaç sene modellik yaptım. 2008’deki güzellik yarışmasının ardından sunuculuk ve oyunculuk kariyerim başladı.

 

Oyunculuk, modellik, konservatuar eğitimi gibi birçok farklı alanda yetenek sahibisin. Bunlardan kendini en çok ait hissettiğin hangisi? Ve bunlar dışında başka neler yapıyorsun?

Kendimi en çok ait hissettiğim yer, oyunculuk ve müzik. Hayatımda, bunların dışında okumak, yazmak, spor ve yoga var.

 

Yaşam enerjisinin kaynağı nedir sence?

Temel yaşam enerjisinin sevgi olduğu inancındayım.

 

Kendinde en çok sevdiğin yanların neler?

Hümanist, hayvan sever ve gerçekçi bir insan olduğumu düşünüyorum.

 

Peki, hoşuna gitmeyen yönlerin var mı? Bunları değiştirmek için neler yapıyorsun?

Eskiden hoşuma gitmeyen, şimdiyse iyi taraflarını kabul ettiğim, özellikle iş konusunda kendini gösteren mükemmeliyetçi bir kişiliğim var. İnsanların değişebileceğini düşünmüyorum. Bunları sadece farklı bir bakış açısıyla izleyebilir ve sana mutlaka artıları olduğunu görebilirsin.

 

Ekranlarla tanışman nasıl oldu, kim cesaretlendirdi seni bu konuda?

Aile dostlarımız ben küçükken, televizyonda bir iş yapabileceğimi söylüyorlardı her zaman. Tabii çocukken pek anlamadığım bir şeydi ama ergenlik zamanı model olmayı çok istemiştim. Aslında bu işe modellik yarışmasına girerek başladım. Sonrası kendiliğinden gelişti.

 

Ekranla ilk buluştuğun günü hatırlıyor musun, neler hissetmiştin?

İlk tecrübem defileler dışında program sunuculuğuydu. Gurur ve heyecan hissetmiştim. İlk defa düzenli bir maaşla bir şirkette çalışıyor olmak ve güzel tepkiler almak hoşuma gitmişti.

 

Yeni bir projeye adım attın. Biraz bundan söz edebilir misin? 

En son rol aldığım “Cebimdeki Yabancı” filminden sonra iyi bir projeyle dönmek istedim ekrana. Dizilerin kısa ömürlü olmasının dışında bir de çok içime sinen bir proje gelmedi. O nedenle bekledim ve “Kızım”ın senaryosunu okuduğum an gerçekten kendimi o dünyada ve karakterde görebildim.

 

Bu projeyi kabul etmeni sağlayan, projenin en çok cezbeden yönleri neler oldu?

Bu sezon okuduğum en samimi ve doğal iş. Her şeyiyle hayat gibi; abartı yok, inandırmaya çalışacağımız klişeler yok. O dramın içinde durumları komik kılan birçok an var. Yani yüzünüzü gülümseten, umut veren bir hikaye. İzlerken yoran işler vardır; “Kızım” hiç öyle değil. Bakalım; çok yakında TV8’de izleyicilerle buluşacağız.

 

“Cebimdeki Yabancı”dan sonra ikinci kez Buğra Gülsoy ile birlikte bir projede rol alıyorsunuz ve bu sefer sizi partner olarak göreceğiz. Nasıl bir iletişim yakaladınız?

Buğra’nın zaten iyi bir oyuncu olduğunu biliyorum; “Cebimdeki Yabancı”da da çok başarılıydı. Güzel bir serüven olacak ikimiz için de. Onunla iletişimimiz güzel. Benim için birlikte oynayacağım kişilerle enerjimin tutması ve iyi anlaşabilmek önemli, çünkü bunun seyirciye geçtiğini düşünüyorum.

 

Oyunculuk hayatında dönüm noktası olan rolün hangisiydi?

Aslında benim için hepsinin yeri ayrı ve hepsi farklı karakterlerdi ama sinema anlamında bana çok güzel dönüşleri olan işim “Delibal”dı.

 

“Birlikte rol almaktan çok keyif aldım ve kariyerimi geliştirecek birçok şeyi ondan öğrendim” dediğin bir isim var mı?

Tek bir isim söylemek doğru olmaz; çünkü birlikte oynadığım benden yaşça büyük usta oyunculardan hep bir şeyler öğrendim.

 

Hiç oynamadığın ama mutlaka deneyimlemek istediğin bir karakter rolü var mı?

Aksiyonu çok seviyorum… Güçlü bir kadın karakter, mesela bir ajan veya polis olabilir.

 

Peki sahneyi en çok paylaşmak istediğin isimleri sorsak…

Birçok oyuncuyla oynama şansım oldu; bu konuda şanslıyım galiba…

 

Canlandırdığın karakterleri ekranda izleyip kendini eleştirir misin?

Her zaman… Zaten yüzde yüz emin olup kendinizi beğenebileceğiniz bir meslek değil bu. Kendini izlerken çok beğenen insanı samimi bulmuyorum. İşin içine ego girerse yapmaya çalıştığımız şeyden uzaklaşıyoruz.

 

Çok doğal ve masum ama bakışlarıyla da bir o kadar seksi olabilen bir imajın var. Tüm bunları bir araya getirmeyi nasıl sağlıyorsun?

Teşekkür ederim böyle düşündüğün için. Belki işim gereği birçok farklı karaktere bürünebilmek içindir.

 

30 yaşına yaklaşırken güzel ve bakımlı kalmak için neler yapıyorsun?

Aslında büyüdükçe doğala dönüyorum diyebilirim. Çok su içiyorum ve iyi besleniyorum. Kullandığım ürünler genelde içerikleri bitkisel olanlar. Onun dışında yoga bana başka bir enerji veriyor.

 

Bir kadının en güzel yaşlarını yaşadığı dönemi ne zaman sence?

Bence her sene en güzel yaşta olduğunu sanıyor insan, o yüzden hiç bilemiyorum.

 

Aşk gerçekten insanı güzelleştiriyor mu? Sen aşıkken nasıl bir insan oluyorsun?

Güzelleştirdiğine inanıyorum; çünkü insanın enerjisi pozitif yönde değişiyor, kendisini her şeyi yapabilecek güçte hissediyor. Bunu kendimden yola çıkarak da söyleyebilirim. Bana hissettirdiği bu… Ama aşkın karşımızdaki insanın değil bizim yarattığımız bir his olduğunun da farkındayım. Keşke bu gücü hep içimizde tutabilsek.

 

Karşındaki kişi hangi yönleriyle kendine aşık ediyor seni?

Benim için en önemli şey karşımdaki insanın güçlü bir karaktere sahip olması ve böylece kendi olabilmesi. Küçük hesaplarla planlı yürüyen ilişkilerden hiç hoşlanmam. Bir anda “seni şunun için çok seviyorum” diyebilecek kadar özgüvenli olmalı. Ve tabii ki senin en deli ya da zayıf anlarını sevebilmeli. Birlikte çok konuşup ve gülebilmelisin…

 

Özellikle sizin sektörünüzde bu kadar gözler önündeyken bir ilişkiye başlamak ve onu sağlıklı bir şekilde yürütmek zor olmuyor mu? Siz bu güzel bağı nasıl kurdunuz?

Biz, birbirimizi uzun zamandan beri tanıyoruz. Yakın arkadaştık ve bu bir ilişkiye dönüştü. O benim en yakın arkadaşım aynı zamanda ve bence bu da çok kıymetli.

 

Mutlu bir ilişkinin olmazsa olmazları neler sence?

Arkadaş olabilmek ve birbirini filtresiz sevebilmek.

 

Yakın vadede ilişkinizi bir adım ileri götürmeyi planlıyor musunuz?

Hiç evlilik planları yapan biri olmadım ama neden olmasın…

 

Avrupa’da ve Türkiye’de evliliğe bakış açısı çok farklı. Yurt dışında doğmuş biri olarak sen hangisini daha doğru buluyorsun?

Bu işin doğrusu ya da yanlışı yok bence. Ben sadece annesi, babası ayrılmış biri olarak evliliğe kendi adıma sıcak bakamıyordum geçmişte…

 

Yoğun yaşam temposunda kendini daima yüksek enerjide tutmanı sağlayan ve motivasyonunu artıran şeyler neler?

Algını değiştirmek, şükretmek. Sen dünyayı kendi iç dünyanla algılıyorsun. Algın ya da bakış açın pozitifse sana hayatta her şey daha imkanlı gelebilir. Beynin sana negatif bir sürü şey söylüyor ama bir durup da iyi ki ailem, sevdiklerim, işim var demiyorsun. O aktif, hiç durmayan temponun içinde kayboluyoruz ve bunlar aklımıza gelmiyor.

 

Yaşına göre oldukça olgun ve sakin bir insansın. Nasıl sağladın bunu, neler sebep oldu böyle bir karaktere sahip olmana?

Çok küçük bir çocukken de böyleydim; yaşıma göre hep olgundum. Galiba daha çok, mantığıyla hareket eden biriyim ben. Şüpheci yaklaşan, sorgulayan biriydim her zaman… Tabii ailemin de bunda etkisi var. Babam hep kendimi geliştirmemi söyledi mesela, annemse hayatıma yogayı bana kazandıran kişidir.

 

** TEK CÜMLELİK CEVAP SORULARI…

 

Hayatta asla vazgeçmeyeceğin şey: Ailem, sevdiklerim ve değerlerim…

 

Mutlaka deneyimlemek istediğin şey: Rol aldığım bir filmle festivallere gitmek…

 

Çılgın bir hayalin: Bu gerçekten çocukluğumdan beri var ve niye bilmiyorum; köpekbalıklarıyla dalmak…

 

Sabah yataktan mutluluk ve umutla kalkmana sebep olan düşünce/inanç: “İhtiyacın olan her şeye her zaman sahipsin.”

 

En özgür hissettiğin yer: Evim…

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.