© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Yeni Sayfalar, Yeni Maceralar

Yeni Sayfalar, Yeni Maceralar

Okuma süresi 5 dakika

İtalya’dan Türkiye’ye gelen ve burada yepyeni bir hayat kuran İtalyan Şef Danilo Zanna, aşçılığın, TV şefliğinin, üniversitede danışmanlık yapmanın ve sahibi olduğu restoranın işletmeciliği dışında MAG okuyucuları için tecrübelerini, tutkularını ve modaya, yemeğe, seyahate dair tavsiyelerini yazmaya hazırlanıyor…

Benden MAG dergisinde yazmamı rica ettiklerinde, ilk başta gülümsediğimi inkar edemem. 6 yıldır Türkiye’de yaşıyorum ve beni televizyondan tanıyanlar, Türkçemin çok renkli olma eğiliminde olduğu biliyor. Tüm Türkiye’de aylarca seyahat ettim; ancak bazı küçük dilbilgisi eksikliklerim var bu yüzden çevremdekileri araştırdım, elbette ki bana Türkçeyi doğru öğretmeleri için değil, yardım etmeleri ve yıllarca sürecek çevirilerimi gözden geçirmeleri için aradım. İfade etmek istediklerimi daha iyi bir şekilde okuyuculara geçirebilmek için önce ana dilim olan İtalyanca yazıyorum, sonra Türkçeye çeviriyorum. Takım hazır… Başlayabiliriz.

İtalyan Şef… Genelde beni bu şekilde tanıtıyorlar ve doğal olarak, makalelerimde gastronomi dünyasında sürekli gelişen, son zamanlarda daha hızlı çalışan bu dünyayı derinleştirmek için mesleğimi kullanmaya çalışacağım. Teknikler, yeni kavramlar ve yeni trendler…

Son on yıldır yemek yemek, gerçekten bir yaşam tarzı haline geldiği için yediği yemeğin türüne, çeşidine ve yaşam tarzına bakarak bir insan hakkında çok fazla şey söylenebilir. Yemekler artık tat almanın ötesinde, sosyalleşmenin de merkezine oturmuş durumda. Buluşma noktaları önceden meydanlar iken şu anda bu alanlar yerini restoranlara bıraktı. Kaçınız hala izole bir yerde buluşuyor artık? Elbette özellikle de yeni nesilden bu soruyu cevaplamaları dahi beklenemez. Bu nedenle, bugün için bir restoranın dekoru ve konsepti en az menü kadar önemli.

Aslında menüler, özellikle de son on yıldır Türkiye’de yerel tercihler yerine(bu yavaş yavaş yön değiştirse de) misafirlerine küresel bir seçenek sunmaya çalışıyor. Türk mutfağı her ne kadar lezzetli olsa da artık işletmecilere yetmiyor. Türk mutfağının yanında hamburger (Amerikan menşeili), noodle (muhtemelen bol miktarda soya sosu ile), İtalyan tarzı ravioli ve İspanyol usulü cheesecake ( San Sebastian) araştırılıyor. Kısacası, menüler artık çok daha kafa karıştırıcı bir hale geldi. Çocukken bir yere yemeğe gidince annem, o bölgeye ait yemek sipariş ederdi. Eskilerde böyle gelenekler vardı. Gaziantep’e gidince baklava yemek gibi… artık orada yaşayan yerlileri çekmiyor; fakat tatile giden turistler için hala geçerli.

Kısacası, daha önce de belirttiğim gibi küreselleşme, mutfak dünyasında önemli bir etki bıraktı ve bırakmaya da devam ediyor. Biz de hem mutfak dünyasını, konseptleri ve malzemeleri hem de sürekli değişen konuları takip etmeye çalışacağız birlikte. Belki bir şef gözüyle takip etmek, daha da kolaylaştırabilir işleri…

Tabii ki bu sayfaları sadece işime adamak istemiyorum, tutkularımı paylaşmak için de için yazıyorum. En büyük tutkum ise moda. İtalya’nın ve modanın klişesini biliyorum, İtalya’da bir atasözü var “L’abito non fa il monaco.” (Kıyafet senin kim olduğunu göstermiyor.) Bu, belki doğru olabilir fakat doğru şekilde giyilen bir elbise, her şeyden önce kendini iyi hissetmede, aynı zamanda kendini başkalarıyla kıyaslamamakta ve gidilen mekana göre şık olabilme açısından yardımcı olabilir. Kıyafetlerin yanı sıra saatler ve aksesuarlar gerçek birer özel dokunuş. Genel görünümü tamamen değiştirebilecek nesneler.

Gardırobunuzdaki eski kıyafetlerinizi terzinize yaptıracağınız küçük dokunuşlarla yenileyip şık bir sneakers ve hoş aksesuarlarla bambaşka bir hale getirebilirsiniz mesela. İşin aslı, sadece son sezonun eğilimlerine göz atmakla kalmayıp aynı zamanda basit fikirlerle ve ekonomik bir şekilde stilinizi somutlaştırmaya çalışabilirsiniz. Bazı trendleri görmek güzeldir fakat aynı zamanda sürekli takip etmek, ekonomik açıdan büyük bir yük olabilir. Trendleri takip etmek ve modaya uyum sağlamak, birkaç küçük numara ve moda alanında uzman insanların müthiş tavsiyeleriyle daha kolay bir hal alabilir. Giorgio Armani’nin de dediği gibi “Şıklık fark edilmek değil, hatırlanmaktır.”

Tatile çıkmak için kaç gün kaldığını sayanlar ellerinizi kaldırın! Yazın gelmesiyle birlikte, olduğunuz yerden ayrılma arzusu ve haklı bir dinlenme ihtiyacının tadını çıkarmak için her şeyi geride bırakabilirsiniz. Kendi rutininizden sıkıldığınızda bir macera yaratabilirsiniz bu sayfalarda yer vereceğim gezi rotalarıyla. Bu nedenle, gezme sebepleriniz benim yaratacağım tema için oldukça önemli. Tüm aile ile birlikte bu anların tadını çıkarmak için seyahat etmekle alakalı bütün püf noktaları, problem yaşamadan gidebileceğiniz yerleri sizinle paylaşacağım… Tatile gidememek kötü ancak kötü bir tatil yapmak bundan daha da kötü. Çantalarınızı toplayın, gidiyoruz…

Kısacası, bu sayfalar benim! Onları sevdiğim her şeye; müziklere, kitaplara, sanata ve daha pek çok şeye dahil etmek için kullanmak istiyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse, en büyük tutkularımız sanattan doğar ve sevmekten daha büyük bir sanat yoktur. O zaman, sevince sanatla tamamlanıyoruz ve bu sayfalarda tam olarak bahsedeceğim şey de bu!

Ciao!

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: