Başa Dön

Uyusun da Büyüsün Ninni…

blank

Uyusun da Büyüsün Ninni…

Okuma süresi 4 dakika

Başlığa bakıp aldanmayın, bu ay Ece’den değil azıcık kendi telaşlarımdan, korkularımdan, mutluluklarımdan,
arzularımdan, tutkularımdan bahsedeceğim… Yaş 34, yolun yarısına bir kalmışken aldım kalemi elime ruh-beden muhasebesinin tam orta yerinde buldum kendimi. 

Genç bir kız iken 34 yaşında ne yapıyor olacağımı bilememenin tedirginliği elbette üzerimde yok ama zaman nasıl çağlayanlar kadar hızlı akıp gitti ömrümden onun şaşkınlığı tabii ki var. Kendim için, bu yaşım için en büyük dileğim ise ağzımı açık bırakacak, yüreğimi kanatlandıracak, bedenime samba yaptıracak, gözlerimi kamaştıracak tüm güzelliklerinin ömrüme ömür katması…

Gençken aklımdaki fikirler, kafamdaki sorular tabii ki başka, bambaşkaydı… Nil’in dediği gibi: 


“Eskiden bambaşkaydım,

Herkes tamdı ben yarım, 

Boşluklar hep dolar ya,

Yalnızdı benim yanım,

Bir gün aşka rastladım, 

Sildim yeni başladım, 

Bir omzum oldu sonunda, 

Başımı yasladım… 

Gözüm kara kalmadı yara, 

Oldum rengarenk, 

Bazen her şey sararıp solar, 

Biz hep rengarenk,  

Ben suysam o ateş,  

Ruhu var ruhuma eş, 

Griler hep düşmanım, 

Kırmızılar bana kardeş… 

Dilimde o nağmeler, 

Seviyorum demeler, 

Saçlarım hep boynunda, 

Ne güzel kareler…”

 

Gerçek aşkı 29 yaşımda buldum. Aslında yanlış 27 yaşımda karşıma çıktı aradığım adam ama o sıralar ne o, ne ben müsaittik kendimizi birbirimize adamaya. Gel zaman git zaman her iki tarafın uygun olduğu o takvim yaprağı sıcacık bir Aralık ayı gecesinde hayattaki tesadüfe bakın dünyada en kıymetlim anneannemin doğumgününde ve tatlı Pelin’inim 29. yaşını kutladığı o gecede vukuu buldu!!! Aralık ayının uğuru sonsuzdur benim kalbimde… Önce kendim için ve siz okurlar için en büyük temennim yeni yaşınızda aşkınızın katlanarak büyü-mesi.

 

Daha sonra ne mi oldu? Bahar geldi… 35’e 2 kala kucağımda Ece, 8 Eylül 2010 sabahı evin yolunu tuttuk. Hani ilkokulda hatıra defterlerimiz vardı ya, herkesin “sepet sepet yumurta sakın beni unutma” replikleri ile süslü olan. İşte benim hatıra defterime hayatımın en anlamlısı, prensesimin adı baş harflerle yazıldı. Karşılıksız en büyük sevgi dünyama hoşgeldi. EÖ ve ES diye başladı hayatımız. İçtiğimiz suyun bile anlamı değişti, terazi burcunun getirdiği üstümdeki korumacılık artık kat be kat top top kumaş oldu. Hayatımın amacı değişti, artık kalbim onun için atar, gözlerim onun için görür, ellerim onun için dokunur oldu. Evli misiniz değil misiniz bilmem, o işlere hiç yorum yapmam ortada bir bebek var ise ama dilerim Allah bu sene size dünyanın en özel hediyesi ile taçlandırsın. 

 

Böyle bir günde elimde laptop yanımda kızım uyurken insanın hiç “hey gidi günler heyyyy” diye bir muhasebe yapası gelmiyor aslında. Önümüzdeki maçlara bakmamız gerekiyor. Artık koca kız, pardon anne oldum yahu… Rahatlamak için dans etmek yerine yoga yapıyor, fit kalmak için anlamsız rejimler yerine spor yapıyor ve elimdekinin kıymetini pekiştire pekiştire bilmeyi deniyorum artık.  Artık büyüdüğümüze göre sadece adımız ve soyadımızın yazılı olduğu defter etiketi yeterli değil bizi bulmaları için… Kalplerde, akıllarda, dudaklarda bıraktığımız bir gülümseme herşeye bedel kanımca. Hayat işte o kadar kısa…

 

Lunaparka gitmeyi seviyorum, annem ile halen el sıkmaca oyunu oynuyorum, en sevdiğim yer Tunalı pasajındaki kırtasiye ve kokulu kalemler, can eriği komaya girene kadar yiyorum, babama şımarıp ufak bir kız çocuğu gibi kolundan tutarak alışverişe götürüyorum, arkadaşlarım pek kıymetli, en sevdiğim balık barbun, en sevmediğim yemek artık yok!!! Kırılırsam kaşlarımı çatar bir köşede durur özür dilenmesini beklerim, halen polen alerjim var ama üzerimde yazın tatlı rehaveti ile birlikte… En sevdiğim renk ise pembe yok yok mor… Kıssadan hisse içimdeki çocuğu bir an bile olsa tozlu raflara emanet etmedim 34 yıl boyunca. Hep başucumda sakladım. Hadi sıra artık sizde, çıkarın manevi hesap makinanızı yeni yaşınızda nesiniz kimsiniz yapın hesabınızı… Bu yazı ve temenniler aslında başta bana sonra tüm doğumgünü yaklaşan dostlarıma.

 

Hayat tek başına değil, sevdiklerinle güzel…

HAPPY BIRTHDAYYYYYYY

 

Yazar Hakkında /

Yazarımız Tuğçe İnal; TED Ankara, Bilkent Ünv. Turizm ve American College of Switzerland (MBA) mezunudur. Çesitli sektörlerde yöneticilik yaptıktan sonra kendi şirketi olan Say Something Nice ile sosyal medya danışmanlığı yapmaya devam etmektedir.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: