Başa Dön

Tanrım, Eğer Beni Zayıflatmayacaksan, Bari Arkadaşlarımı Şişmanlat

blank

Tanrım, Eğer Beni Zayıflatmayacaksan, Bari Arkadaşlarımı Şişmanlat

Okuma süresi 5 dakika

Diyetle ilgili yazılıp çizilmeyen kaldı mı şu dünyada? İşte birkaç söz de benden… Ne de olsa bu konunun sürekli gündemde olması
da boşuna değil!

 

Kral 8. Edward’ın uğruna tahtını terk ettiği kibrit çöpü inceliğindeki Madam Simpson’ın dediği gibi: “Hiçbir zaman yeteri kadar zengin ve yeteri kadar zayıf olunmaz.” Burada konumuz zenginlik değil zayıflık. Bu günlerde dünyadaki trend zayıf, daha da zayıf olmak! Zaman zaman anorexia ve blumia yüzünden yaşamlarından olan modellerin ibret verici öyküleri bile insanları ürkütmeye yetmiyor. Bahar geliyor, yaz kapının arkasında, kim istemez plajlarda Gisele Bundchen ya da Adriana Lima gibi salınmayı? Tabii yaza formda girmenin yolu, kışın tedbiri elden bırakmamaktan geçiyor. Yoksa uzmanların da söylediği gibi, kimimizde kapalı havalardan, kimimizde farklı nedenlerden kaynaklanan depresif ruh halinden “yiyerek” kurtulmaya çalışıyorsak eğer; vay halimize! O durumda ipin ucu iyice kaçıyor ve “Drastic Diets” denilen sağlıksız, kısa süreli katı rejimler devreye giriyor. Genellikle bu gibi çok sıkı diyetlerden 2 günlük teşebbüs sonucu vazgeçiliyor, sonuçta günde sadece 3 elma reçetesi her mükellef öğünün ardından yenen birer adet elmaya dönüşüyor!
İnsan, psikolojisi gereği bir şeyden mahrum edildiğini hissettiği an, onu elde etmek için önüne geçilmez bir istek duyuyor. İşte benim  diyetle ilişkim tam da bu! Ne zaman rejim fikriyle güne başlasam yemekten başka şey düşünemez oluyorum. Sağlıklı beslenmenin önemini zaten artık bilmeyenimiz kalmadı. Hemen hemen her gün gazetelerde, dergilerde veya internette bu konuyla ilgili bir şeylere rastlıyoruz. Mühim olan bunu kısa süren bir deneyim olmaktan çıkarıp  yaşam biçimi haline dönüştürebilmek. Doğal olarak düzenli sporun da  faydası büyük ama onu da olimpiyatlara katılacakmış gibi yapmamalı çünkü kısa sürede yorulup spordan bıkılıyor, böylelikle fazla kilolara yenileri ekleniyor.
Bana göre sağlıklı olmanın en önemli koşulu mutlu olmak. Her türlü hastalığın tetikleyicisinin stres olduğu düşünülürse çok sevdiğimiz bir şeyi canımız çektiğinde kendimizi suçlu hissetmeden yiyebilmeliyiz (tabii makul ölçülerde.) Fiziğini çok beğendiğim Sienna Miller’a formunu neye borçlu olduğu sorulduğunda, “güzel görünmek ne kadar fit olduğunla değil, kendini ne kadar mutlu hissettiğinle ilişkilidir” diye cevap vermiş. Sizce de öyle değil mi?
Mutluyken yüzümüz aydınlanır, enerjimiz yükselir, duruşumuz değişir. Kolombiyalı ressam Fernando Botero’nun tablolarındaki dolgun kadınların yüzlerinde gördüğüm mutlu ve kendinden emin ifadeye hep özenmişimdir. Nasıl da baktırırlar kendilerine, sergilenen tablolar farklı ülkeleri dolaştıkça, bambaşka yerlerde yaşayan, farklı kültürlerden gelen kaç kişinin daha beğenisini kazanmıştır o toplu kadınlar?
Ben bu cesaretle dün başlamış olduğum diyeti şu an itibariyle noktalıyorum ve yazımın başından beri hiç aklımdan çıkmayan, oğlumun çekmecesinde beni bekleyen çikolata kutusuna doğru ilerliyorum.

ral 8. Edward’ın uğruna tahtını terk ettiği kibrit çöpü inceliğindeki Madam Simpson’ın dediği gibi: “Hiçbir zaman yeteri kadar zengin ve yeteri kadar zayıf olunmaz.” Burada konumuz zenginlik değil zayıflık. Bu günlerde dünyadaki trend zayıf, daha da zayıf olmak! Zaman zaman anorexia ve blumia yüzünden yaşamlarından olan modellerin ibret verici öyküleri bile insanları ürkütmeye yetmiyor. Bahar geliyor, yaz kapının arkasında, kim istemez plajlarda Gisele Bundchen ya da Adriana Lima gibi salınmayı? Tabii yaza formda girmenin yolu, kışın tedbiri elden bırakmamaktan geçiyor. Yoksa uzmanların da söylediği gibi, kimimizde kapalı havalardan, kimimizde farklı nedenlerden kaynaklanan depresif ruh halinden “yiyerek” kurtulmaya çalışıyorsak eğer; vay halimize! O durumda ipin ucu iyice kaçıyor ve “Drastic Diets” denilen sağlıksız, kısa süreli katı rejimler devreye giriyor. Genellikle bu gibi çok sıkı diyetlerden 2 günlük teşebbüs sonucu vazgeçiliyor, sonuçta günde sadece 3 elma reçetesi her mükellef öğünün ardından yenen birer adet elmaya dönüşüyor!
İnsan, psikolojisi gereği bir şeyden mahrum edildiğini hissettiği an, onu elde etmek için önüne geçilmez bir istek duyuyor. İşte benim  diyetle ilişkim tam da bu! Ne zaman rejim fikriyle güne başlasam yemekten başka şey düşünemez oluyorum. Sağlıklı beslenmenin önemini zaten artık bilmeyenimiz kalmadı. Hemen hemen her gün gazetelerde, dergilerde veya internette bu konuyla ilgili bir şeylere rastlıyoruz. Mühim olan bunu kısa süren bir deneyim olmaktan çıkarıp  yaşam biçimi haline dönüştürebilmek. Doğal olarak düzenli sporun da  faydası büyük ama onu da olimpiyatlara katılacakmış gibi yapmamalı çünkü kısa sürede yorulup spordan bıkılıyor, böylelikle fazla kilolara yenileri ekleniyor.
Bana göre sağlıklı olmanın en önemli koşulu mutlu olmak. Her türlü hastalığın tetikleyicisinin stres olduğu düşünülürse çok sevdiğimiz bir şeyi canımız çektiğinde kendimizi suçlu hissetmeden yiyebilmeliyiz (tabii makul ölçülerde.) Fiziğini çok beğendiğim Sienna Miller’a formunu neye borçlu olduğu sorulduğunda, “güzel görünmek ne kadar fit olduğunla değil, kendini ne kadar mutlu hissettiğinle ilişkilidir” diye cevap vermiş. Sizce de öyle değil mi?
Mutluyken yüzümüz aydınlanır, enerjimiz yükselir, duruşumuz değişir. Kolombiyalı ressam Fernando Botero’nun tablolarındaki dolgun kadınların yüzlerinde gördüğüm mutlu ve kendinden emin ifadeye hep özenmişimdir. Nasıl da baktırırlar kendilerine, sergilenen tablolar farklı ülkeleri dolaştıkça, bambaşka yerlerde yaşayan, farklı kültürlerden gelen kaç kişinin daha beğenisini kazanmıştır o toplu kadınlar?
Ben bu cesaretle dün başlamış olduğum diyeti şu an itibariyle noktalıyorum ve yazımın başından beri hiç aklımdan çıkmayan, oğlumun çekmecesinde beni bekleyen çikolata kutusuna doğru ilerliyorum.

 

Yazar Hakkında /

Yazarımızın kısa özgeçmişi çok yakında burada, sayfamızda olacaktır.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: