Başa Dön

Şahsıma Münhasır Gezdim!

blank

Şahsıma Münhasır Gezdim!

Okuma süresi 4 dakika
Gönlümün istediği yerlere gitti. Kısa ama istediğim gibi gezdim. Önce havayı okşamaya İzmir’e. Siz bunu denediniz mi hiç?
Arabayla Kordon turu atarken, camdan elimi çıkarıp havayı okşadım ben. Özlem ve tutkuyla.
Spor sonrası çorapsız gezmek, naneli limonata içmek, güneş sonrası nemlendirici sürmek gibi bir histi memleket havası. Hem ruhumu hem bedenimi canlandırdı. İzmir’in kızlarından bahsedilir ya hep,  formül havasında, su da aranılır. İzmir’in havasından bir alamet olduğu inanın bu bağlamda bir gerçektir.
Bir dizi dost yoklamaları, mekan teftişleri, lezzet kontrolleri sonrası İzmir’in bıraktığım gibi olduğunu tespit edip rahat bir “oh” çektim. Memleketimin beni uğurladığı gibi bulamamasından ziyade, benim onu bıraktığımdan bu yana değişmiş olması beni çok üzerdi. İzmirli olmaktan uzak, kabusun ta kendisi! Uzak olsa da , şehriyle ilgili her şeye dahil olmak ister gurbetteki her İzmirli.
Yeryüzündeki cennetimde geçen kısa tatilimden sonra kendimi Paris’te buluyorum bu kez. Hobim olan spor dalı için gerçekleştirilen bir fuarda. “Salon du Cheval”in beni lal eden curcunasında. Bu fuar uluslar arası bir binicilik fuarı. Binicilikle ilgisi olmasa da, atlara sevgisi olan herkes için görülmeye değer bir organizasyon. İlk kez  “Time Square” meydanı “Virgin” müzikmarketin önünde, ikinci kez de “Salon du Cheval”in fuar alanını kuşbakışı gören yürüyen merdivenlerin en tepesinde, etrafta gördüklerimin hayranlığı ve şaşkınlığıyla, bu derecede büyülenmiş bir şekilde dona kaldım. Bundan böyle her yıl 5 – 13 Aralık arası Paris’te bu fuar için olmayı umuyorum. Beklerim…
Ağzına kadar binicilik malzemeleriyle dolu bir valiz ve bir eyerle Paris dönüşü, kalbim Ege’de mi, Paris’te mi kaldı desem bilemedim doğrusu!?!?
Ankara’ya dönüşte, geçirdiğim güzel günlerin bedelini ödercesine okulumuzu sevelim, kızımıza sevdirelim kampanyasının gönüllüsü olarak görev başı yaptım; gönülsüz gönüllü olarak.
Verdiği uzun tatil arası sarhoşluğundan çıkamayan kızımı, okula gitmemekte direttiği için her sabah farklı bir animasyonla uyandırmak ve onu okula gitmeye ikna etmek durumunda kaldım. Bu ikna çalışmalarında gönülsüzdüm çünkü bu durumdan biraz rahatsızım. Henüz dört buçuk yaşında olan kızımın her sabah sekizde kalkmasını hiç mantıklı bulmuyorum. Ama sürüden ayrılırsa hain kurda yem olmasından korktuğum için, mecburi düzene ayak uydurmasına destek olmaktan başka çaremin olmadığının da farkındayım.
Neyse, ama beni asıl rahatsız eden,  geçirdiğim güzel tatil günlerimin bir bedeli olması gerektiğini düşünmek! Niye kendim için bir şeyler yapmanın suçluluğu, bana bedel ödemem gerektiğini düşündürtüyor ki? Çocuklarımdan ayrı geçen birkaç gün beni rahatsız etsin ve niye anne olmam beni bu ikileme soksun? Pozitiflikte negatiflik aramak niye? Neyi haklı çıkartmak çabasındayım? Kendime vakit ayırmak, kabul edilebilir mi olmak zorunda? Kendi içimde bile!!! Oysa her kadın için, hayat içinde kendisine vakit ayırmak elzem değil midir? Bir an olsun, herhangi bir şekilde, her şeyden uzaklaşmak, sadece kendisi için var olabilmek her kadın için olmazsa olmazdır.
Çalışan kazanır, elması kızarır. İlkokuldan beri beni en motive eden cümlelerden birisidir. Ne kadar pozitif anlam yüklersen yükle, kaldıran bir cümle.
Çoook çalışıyorum ve elmalarım da kıpkırmızı. Bizim gibi yaşam elmaları kırmızı olan kadınların, sonu gelmeyen zorlu hasat dönemlerine hazırlıklı olmaya ihtiyacı vardır. Zira her hasat dönemi kıpkırmızı elmalar beklenir bizlerden. Hayata karşı ve hayatımızdakiler için her zaman dolu şarjla olmak. Tek yolu kendimize biraz zaman ayırmak değil midir? Bencillik çamuruna bulaşmadan… Kendimize hep bir “alo” diyebilecek kadar şarj bırakmak.
Uçaklarda tehlike anında n,ye çocuklu annelerin çocuklarından önce maskelerini takmaları isteniyorsa, ben de bazen önce kendime zaman ayırıp, mutlu olmak istiyorum. (Bazen diyorum çünkü uçağa her bindiğimizde tehlike anlarıyla karşılaşmıyoruz çok şükür)
Bu ay gönlümün götürdüğü yerlere gidip, üstelik sadece kendimi mutlu edecek şeyler yapıp, gönlümü hoş ettiğim için, kızımı sabah uyandırma animasyonlarında çok yaratıcı ve istekliyim. Havayı okşamış yapraklarımla, daha da kırmızılaşan elmalarımı gururla sunuyorum hayat.
Sadece kendi istediğim yerlere, kendim için gittim, pek de iyi yaptım. Siz de benim gibi yapın, keyfinizin istediğini, sadece paşa gönlünüz için!
Sevgiler…
Yazar Hakkında /

Yazarımız hakkında kısa özgeçmişi çok yakında sayfamızda olacaktır.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: