Başa Dön

Ricky Martin’in Ruhu da Yakışıklı

blank

Ricky Martin’in Ruhu da Yakışıklı

Okuma süresi 4 dakika

Herhangi birinin kendini her haliyle kabul edebilmesi ve daha önemlisi yine her haliyle kabul görmesi huzurlu olabilmesi için o kadar gerekli ki… Terapilerde, psikolojik görüşmelerde bütün çaba neredeyse bunun üzerine… 2010 yılının Mart ayında eşcinsel kimliğini, websitesinde: “Çok şanslı bir eşcinsel erkeğim, kendim olduğum için çok mutluyum” şeklinde açıklayan Ricky Martin çok çok mutlu görünüyor. Ricky, gerçek cinsel kimliğini açıkladıktan sonra verdiği ilk röportajda, Oprah Winfrey’nin talk şovunda hikayenin tamamını anlatarak hayranlarının hepsini değil, bana kalırsa sadece bir kısmını şaşkınlığa uğratmıştı ama kendini artık çok daha iyi hissettiğini ilk kez itiraf ediyordu… Nitekim Ricky Martin, İstanbul’da Kuruçeşme Arena’da konser verirken de öyle mutlu görünüyordu ki… Porto Riko’lu olmasının verdiği güzellik yetmezmiş gibi, yıllarca onu baskı altında tutan, kimliğini gizleme çabasından kurtulmanın verdiği dayanılmaz bir hafiflikle ayrıca pek güzel ve bir o kadar da özgürdü Ricky… 1971 doğumlu Enrique Martin Morales, küçük yaşta erkek pop grubu Menudo’ya katıldığından beri, kızların bayıldığı bir yakışıklı olmasına rağmen, erken yaşlardan itibaren gönlünden geçen hemcinslerine olan ilgisini açıkça ancak 39 yaşında paylaşabildi… Aslında bir yandan da herkes bunu biliyor gibiydi, bizim buralarda da böyle bir açıklama yapacak olsa, hiçbirimizin şaşırmayacağı erkek şarkıcılarımızın olduğunu hepimiz bal gibi biliyoruz… Ricky, ikizleri Matteo ve Valentino’ya baba olduktan sonra, dürüst bir baba olmak üzere kimliğini açıklamaya karar vermiş…

“Sonunda kendimi tamamen sevebildiğimi söyleyebiliyorum” diyen Ricky Martin, 18 Haziran gecesi Kuruçeşme Arena’da sahnedeyken sanki başka bir dünyadan düşmüş koca bir yıldız gibiydi… Koreografilerini çalışmıştı, harika dans ediyordu ve ışık saçıyordu… Allah özene bezene yaratmış, enerjisi, güler yüzü, sempatisi, nedir Ricky’nin DNA’sı? bilemiyorum ama kendini olduğu gibi ifade etmenin verdiği mutluluk gözlerinden okunuyordu. Kimliğini açıklamadan iki yıl önce taşıyıcı anne ile ikizlerine kavuşan yakışıklı baba, 40 yaşında bir erkek güzeli. Ama “yakışıklıyım, güzelim” diye, kurum kurum kurulmuyor… Üstelik nasıl profesyonel olunur? İzleyiciye de bir güzel hatırlatıyor. Misal bu yaz açık havadaki ilk konserinde koskoca süper star’ımızın üstü yarı çıplak dansçıları, yer yer eşyaları, dekorları toplayıp, yer yer de dans ediyorlardı ve dolayısıyla dansçı karizmasından eser kalmıyordu. Kelebek gibi uçuşan dansçıların doğru dürüst koreografilerinin olmaması yetmezmiş gibi, çay bahçesinden topladıkları genç delikanlılar misali, sözde erkek dansçılar getir götür işlerine de bakıyordu. Ricky Martin’in konserine gitmemin bende nostaljik bir motivasyonu olmasına rağmen, hiç tahmin etmediğim kadar iyi bir şovla ve Ricky Martin’in de belli ki müthiş bir disiplinle çalıştığı harika koreografileriyle karşılaştım. Bir ara deri yeleği ve ona eşlik eden eli kırbaçlı kadın dansçılarıyla, Madonna gibiydi Ricky. Ne de olsa zamanında Madonna ile düet yapmış ve Madonna özellikle basının cinsel kimliği konusunda onu sıkıştırdığı bir dönemde mahremini koruması için nasihatlar edip, destek olmuştu. Şimdi Ricky sahnede, Erotica klibindeki Madonna gibiydi. Velhasıl hem İstanbul, hem Bursa latino bir süperstar görmüş oldu. Daha ikinci şarkısında transparan kapüşonlu gömleğiyle,  göğsünü bağrını açınca, binlerce kişinin aklı oynadı gitti. Ricky Martin’in cinsel kimliği mimliği mesele değildi o anlarda. Kuruçeşme Arena’da kadınlar, kızlar hatta gay pride misali yeni nesil delikanlılar çığlık çığlığa bağırıyorlardı. “Living la vida loca”, “La Bomba” derken bütün hit şarkılarını söyleyen ve sık sık kostüm değiştiren Martin, bir ara sandalyeye oturup, romantik şarkısı “Private Emotion” ile geceye aşk kattı. Binlerce izleyiciye kolay bir koreografi öğretip, açık hava dans kursu gibi herkesi heveslendiren ve dans ettiren Martin, ülkesi Porto Riko’ya davet etmeyi de ihmal etmedi. Son şarkı olarak meşhur “Maria” ile herkesi coşturan Martin, “The cup of life” şarkısıyla Arena’yı latin diskosuna çevirdi. 50. Bursa Festivali için vereceği konser öncesinde, helikopterle Uludağ Üniversitesi Görükle Kampüsü’ne inen Martin, bir de kucağına küçük bir çocuk alıp sevmiş ki, ruhunun güzelliği güler yüzüne yansıyor. Tamam, genleri, Porto Riko’lu olması, çalışıp kaslandırdığı vücudu hala kızları da çıldırtıyor ama Ricky, ayrıca ruhuyla da bir yolculuk yapıp son derece aşmış ve belli oluyor… Dünyevi güzellik üstüne bir de ruh güzelliği ile beslenince, insan bambaşka oluyor. Bu yüzden İstanbul ve Bursa konserleri bana pek tesadüf gibi gelmiyor… Ricky çiçek kalbiyle aşka geliyor…

 

 

Yazar Hakkında /

Yazarımızın kısa özgeçmişi çok yakında burada, sayfamızda olacaktır.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.