Başa Dön

Parasız Saadet Olmaz Hastalığı “Affluenza”

Parasız Saadet Olmaz Hastalığı “Affluenza”

Okuma süresi 7 dakika

Mayıs ayı ile yaza adım atıyoruz ve kıymetli saadet günlerinin heyecanı sarıyor hepimizi. Modernleşen hayat bize her gün yeni yeni takıntıları, hatta hastalıkları da yaşatmaya başlıyor. Bunlardan bir tanesi de “parayla saadet olur mu?” sözü.

Bizde kültürel olarak kullanılan ve oturmuş bir söz olsa bile artık bir gerçek. “Para benim elimin kiri” diyenler, hatta parayı kalbinden uzak tutmak için gömlek cebine para koymayanlara kadar çok şey duysak da toplum içerisinde hem kalpte hem dilde, “paran kadar hatırın var” ya da “parasız saadet olmaz”a doğru yön değiştirdi. Şüphesiz, bu yön değiştirişin sebebi tüm dünyanın oynadığı milenyum çağı oyununun bütün aktörlerinin zengin ve mutlu insanlar rolünde olmalarıdır. Zengin ya da mutlu değilsen sahneyi kaybediyorsun artık. E o zaman zenginlik eşittir mutluluk denklemi kafamızı karıştırmaya devam ediyor.

Gerçek hayat, bu şekilde değil biliyorsunuz. Sosyal medyada özenilen hayatlar, olmayan ama varmış gibi gösterilen dünyalar, göz boymalar ve çoğu zaman kandırmalar hep bu duyguları tetikliyor. Herkes  malikanelerde yaşıyor, son model arabalarda geziyor, hatta neredeyse hiç çalışmıyor, az çalışıp çok kazanıyor, çok keyifli işlerle uğraşıyor, şöhret, her arzunun gerçekleşmesi, devamlı güzel ya da yakışıklı ve istenen – sevilen olmak gerçek hayatta birbiriyle ya birleşmiyor ya da birleşseler bile birkaç parça eksik kalıyor. Bu durumu yalın olarak görmeyenler, yanlış yaptıklarını düşünüp daha fazla çalışmaya devam edip bu oyunun içine boğaza kadar batıp gerçeklikten göz göre göre koparken bu durumu görenlerin tanılanmasına “affluenza” hastalığı diyorlar. Peki son yıllarda sıkça duyduğumuz, 1997’den beri hakkında bir televizyon programı, birkaç kitap ve birçok makale yayınlanan “affluenza” nedir?

Affluenza; tüketim kültürü eleştirmenleri tarafından üretilen ve kullanılan bir terimdir ve refah (affluence) ve grip (influenza) kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur.

Kaynaklar bu terimi şöyle tanımlıyor: Acı veren, bulaşıcı, sosyal olarak geçen ve daha fazlasını ısrarla istemeye sebep olan israf, kaygı, borç ve fazla çalışma hastalığıdır. Çevresine ayak uydurma gayretinin sonucunda oluşan, şişkin, tembel ve doyurulmamış duygulardır.

Amerikan Rüyası’nı inatla izleme sonucu oluşan borçluluk, israf, çok çalışma ve stres salgınıdır.

Ekonomik büyüme bağımlılığıdır.

“Affluenza, para ve servetle sağlıksız bir ilişki kurmaktır.” Özgür Aksuna

Küresel olarak affluenza; “para akışının sınıflar arasında kutuplaşma oluşturacak, duygusal ve ekonomik dengeyi kaybettirecek şekilde geri tepmesidir.”

Affluenzayı bütün boyutları ile görmek, sebepleri ve tedavisi hakkında fikir alabilmek için psikoterapist ve affluenza otoritesi, Jessie H. O’Neill’in görüşlerinden faydalanabiliriz. O’Neill affluenzayı kendi klinik tanımı ile şöyle tanımlıyor:

Para ve servet arzusu / sahibi olma sonucu oluşan veya şiddetlenen biriktirme bağımlılığı, karakter eksiklikleri, psikolojik yaralar, nevrozlar ve davranış problemleri. Hayatımızda paranın devamlı tasa olduğu davranışlar şeklinde kendini gösterir. Affluenzanın aile içinde psikolojik işlevsizliği kalıtımsaldır ve ebeveynden çocuklara geçer.

Affluenza mıyım?

  • Bireysel ve profesyonel veriminizin düştüğünü hatta yetersiz olduğunu hissediyorsanız,
  • Gelecek kaygısı yaşamaya başlamış ve motivasyonunuzun düştüğünü hissediyorsanız,
  • Zevklerinizi yapmak için daha fazla zaman ayırmak istiyorsanız,
  • Düşük özbenlik, öz değer ve öz güven hissiniz varsa,
  • Dış etkenlerle çok uğraşıyorsanız,
  • Depresyonda olduğunuzu düşünüyorsanız ve içe çekiliyorsanız,
  • Hayatınızla ilgili utanç ve suçluluk duyuyorsanız,
  • Ani varlık ve yokluk sendromunuz varsa,
  • İşkoliklik ve benzer bağımlılıklarınız varsa,

Affluenzanın sadece zengin hastalığı olarak tanımlanması yanlıştır. Her türlü sosyo ekonomik seviyeden insanın yaşadığı ve bol paranın bütün problemlerini çözeceğine dair inancı bu konunun ciddiyetini fazlasıyla ortaya çıkarıyor. Affluenzadan mustarip hatta bu nedenle acı çeken çok sayıda insan bu nedenle yardım istemeye tereddüt ediyor.

 Affluenzanın Tedavisi

“Affluenza başarıyla tedavi edilebilir” diyen O’Neill bunu şöyle açıklıyor: “en önemli adım ilk atılan adımdır; yani durumu açığa çıkarmak, isimlendirmek ve tanımlamak, gizlilikten çıkarmaktır. Profesyonel ya da bireysel hayatımızın her bölümünde olabilen paranın sakat bırakan potansiyel etkisine ya da onu körü körüne takip etmeye yönelik bireysel iç gözlem yaparak parayla ilgili kendi planlarımızı yaratmaya ve paramızı daha doğru şekilde harcamaya başlayabiliriz. Unutmayalım ki; başarının tanımı finansal kar hanesinden çok daha geniştir.”

 Affluenza Neden Tedavi Edilmeli?

Mottosu “daha çok kazan, daha çok harca, daha çok iste” olan affluenzalının tedavisi hem hastanın kendi bireysel mutluluğu ve yaşam kalitesi hem de çevresine hatta topluma bulaştırma tehlikesi nedeniyle çok büyük önem ve aciliyet oluşturmaktadır.

Psikolog Oliver James şöyle diyor: “Neredeyse hepimiz daha büyüğünü ve daha iyisini istiyoruz. Evler, arabalar, televizyonlar. Kendimizi kazandıklarımız, sahip olduklarımız, görünüşümüz ve şöhretimizle tanımlıyoruz, bu da bizi daha önce hiç olmadığımız kadar umutsuz kılıyor.”

“Asıl sıkıntı neyi istediğimizle neye ihtiyacımız olduğu arasındaki kafa karışıklığımız.”

Çünkü affluenzanın sonucunda, kendimize ve etrafımızdakilere maddi gözlüklerle bakarak değer verme takıntısına kapıldık.

Kendinize Sorun…

Bu noktada kendi kendimize aşağıdaki soruları sorarak hastalık ve kendimiz arasındaki mesafe hakkında fikir sahibi olabiliriz.

  • Herhangi bir şeyi yapmak için motivasyonumuz para mı? Yoksa bolca televizyonlara çıkıp meşhur bir yüze sahip olmak mı?
  • Kazaklarımız, pantolonlarımız, saç stilimiz biz öyle sevdiğimiz için mi öyleler yoksa öyle olması gerektiğine inandığımız için mi öyleler?
  • Koltuk takımımızı ya da yatak odamızı artık ihtiyacımızı karşılayamacak kadar eskidiği için mi değiştiriyoruz yoksa yenisi çıktığı için mi?

Affluenzanın en önemli tehdit ve tehlikelerinden biri, gelecek nesilin mevcut nesilden çok daha fazla bu hastalıkla iç içe yaşamak zorunda kalmasıdır.

Artık insanlara hediye alırken aileniz ya da arkadaşlarınıza alacak bir şey bulamadığınızı fark ediyorsunuz ve “zaten her şeyi var” diyorsunuz. Son zamanlarda alışveriş merkezlerindeki insanlara baktıysanız ne demek istediğimi daha iyi anlıyorsunuzdur. Bugünün insanları gerçekten eşyaların içinde yüzüyorlar. Milyon dolarlık pazarlama kampanyalarının hedef kitlesi olarak her açıdan aynı mesajın bombardımanı altındayız: “Daha çok al, daha çok harca, daha çok şeye sahip ol.”

Değişen ekonomik dengeler ve teknoloji nedeniyle bugünün aileleri daha önce hiç olmadığı kadar çok para kazanıyorlar ve bizim yapamadığımız her ne varsa çocuklarımızı önceki hiçbir neslin yapmadığı kadar şımartıyoruz. Biz şımartmasak büyükanneleri, büyükbabaları ya da yakın akrabalarımız bunu seve seve yapıyorlar. Ancak bir soru, büyük bir soru işaretiyle kalıyor: “Çocuklarımıza istekleriyle ihtiyaçları arasındaki farkı nasıl öğreteceğiz ve onlar bütün bu materyalistik etki ile çevrilmişken bizim onları güzel ve dengeli insanlar olarak yetiştirmemiz mümkün olabilecek mi?”

Siz değişin gelecek değişsin.

Sorularınız ve mesajlarınız için Özgür Aksuna sosyal medya hesaplarından @ozguraksuna ya da www.ozguraksuna.com adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Yazar Hakkında /

Özgür Aksuna, 1978 yılında çok sevdiği Ankara’da dünyaya geldi. Üniversite yıllarına kadar Ankara’da eğitim hayatını sürdürdü, Müzik ve yayıncılık hayatına 1995 yılında TRT Ankara Radyosu ve TRT Ankara Televizyonu’nda başladı ses sanatçısı olarak bir çok program, konser ve turnelerde görev aldı, beraberinde ses sanatçılığı kariyerine Kültür Bakanlığının kadrosunda da bir süre devam ettikten sonra bir çok özel radyoda program yapıcısı, spiker, haber editörü,müzik direktörü, dj eğitmeni ve yayın yönetmenliği yardımcılığı yaptı. 1999 yılında Türkiye’nin en önemli yabancı müzik istasyonlarından Capital Radio ile başlayan Dj’lik ve radyo programları ile adını “Türkiye’yi Uyandıran Adam” olarak tüm Türkiye’ye ve yurt dışına duyurdu.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: