Başa Dön

Özgürlüğe Doğru

blank

Özgürlüğe Doğru

Okuma süresi 5 dakika

Yılın ortalarına geldiğimiz bu güzel yaz aylarında daha dün gibi geliyor yeni yılı kutladığımız günler. 2009’a sevgiyle, umutla, neşeyle başlamak üzere uyanmıştık. Yaşadığımız olumsuz durumları geride bırakarak yepyeni bir gelecek tasarlamıştık zihnimizde. Sanki o sabah sihirli bir değnek dokunacak; geçmişimizi bir anda yok edecek ve bizi bambaşka bir insan haline getirecekti. Oysa hayatın akışı kendi bakışımız değişmedikçe aynı olayları tekrar tekrar karşımıza çıkaracak şekilde programlanmış.

“Hiç kimse geçmişini satın alacak kadar zengin değildir.”

Ünlü Irlanda’lı yazar Oscar Wilde bir asrı aşkın zaman önce söylemiş bu sözü.

Bill Gates, Michael Jackson, David Beckham ya da dünyanın diğer zengin ve ünlü insanları… Hiçbiri dünü satın alamaz.  Biz de alamayız! Onların sahip oldukları varlık bile buna yetmiyor. Bizim de… Bir anlamda eşitiz yaniJ Geçip giden zamanı geri getiren bir sisteme henüz ulaşamadık.

Bize zarar vermiş olayları, elimize bir silgi alıp güzelce silsek ve hiç olmamışlar gibi hissetsek, ne iyi olurdu değil mi? Ama henüz böyle bir silgi icat edilmemiş. Kendimiz dışında geçmişi silecek bir araç yok! Ben bir çok yolu denedim. Olmuyor… Silinemiyor… Bıraktığınız yerde duruyorlar. Geçmiş çünkü, adı üstünde geçip gitmiş olan… Ona ait yorumlar yapmayı, pişmanlıkla geriye dönüp bakmayı ve geçmişi bugüne taşımayı bırakmak gerekiyor.

Geçmiş değiştirilemiyor. İnsanın göz pınarları kurusa bile akıttığı göz yaşlarıyla temizleyemiyor eski kirlenmiş sayfaları. Çok iyi biliyorum… Olması gereken her ne ise oluyor. Ne yaparsak yapalım.

Yıllar boyu sırtımızda biriktiriyoruz acı ve üzüntüleri. Senaryolar yazıp besliyoruz günlerce, gecelerce. Zamanla daha da ağırlaşıyor yüklerimiz.  Giderek kaldırmakta zorlanıyor ve bir gün aniden çöküyoruz. Bizi koruduğunu sandığımız duvarlarımız birer birer yıkılabiliyor. Değişime direnmek ise sadece gücümüzü tüketiyor.

Bu nedenle yeniden aynı yüklerle ayağa kalkamayacağımızı bilmek, kalksak bile yol alamayacağımızı anlamak gerekiyor geç olmadan. Yaşamın doğal akış sürecine kendimizi bırakmaktan başka çaremiz olmadığını görmek gerekiyor. Çünkü evren bizim için en iyisini her an olduğu gibi ve zamanında bize sunmakta. Yeter ki bunun farkında olalım.

Geçmişi düşünüp sürekli onunla yaşayarak bir yere varılmadığını bilmeliyiz.  Geçmişimizdeki davranışlarımız, kararlarımız, görüşlerimiz için bugün kendimizi suçlayarak hiçbir sonuca ulaşabildik mi?  Yaşanıp biten neyi geriye dönüp değiştirebildik? Diğerlerini suçlayarak, eleştirerek, yargılayarak hangi olumlu duruma kavuşabildik?

Bu olanaksız. Geçmiş deneyimlerimizin o zaman bize ve çevremize acı vermiş olsa bile gelişim yolculuğunda çıkılması gereken basamaklar olduğunu bilmeliyiz. Her geçen gün kendimizi affetme yolunda ilerlemek için çabalamalıyız. Yaptığımız ne varsa o zamanki doğrularımızla ve iyi niyetimizle hareket ettiğimize inanarak hem kendimizi hem diğerlerini affetmeliyiz.

Doğru olmayan davranışlar da bize özgü; çünkü insanız. Yaptığımız hataların bir nedenden dolayı olduğuna ve  tekrar etmemekle yolumuzun aydınlanacağına inanıyorum. Yine de aynı durumlar karşımıza çıkacaktır. Onlardan alınması gereken dersler alındıysa bu yeterli. Alınmadıysa zaten yaşam bizi tekrar onlarla başbaşa bırakacak.

Şimdi geçmişimizdeki tüm hoş olmayan duyguları sevgi enerjisine dönüştürerek yaşama devam edebiliriz. Bu güç hepimizin içinde saklı. Yeter ki cesaret edelim.

Şöyle düşünebiliriz;
“Bugün bana artık gerekmeyen işlevini bitirmiş olan herşeyi var oldukları yere bırakıyorum…. Bundan böyle onları taşıyıp sürükleyerek yorulmayacağım. Onların bedelini ödediğimi biliyorum. Artık, bana sunulan yaşamı en iyi durumda karşılamak için varlığımı sevgiyle kucaklamalıyım. Geçmişimden arınarak… Düne çekilmek ve hiç kimseyi düne çekmek istemiyorum. O dönemin acıları, problemleri, üzüntüleri orada kaldı. Bunları geri dönüp orada düzeltme şansına sahip değilim ve asla olamayacağım. Düzelteceğim tek şey onlarla ilgili düşüncelerim, yorumlarım, duygularım…”

Böylece bir zamanlar bizi yorduğunu düşündüğümüz insanları hoşgörebiliriz belki…Geçmiş acıların kin ve nefrete dönüşerek sadece kendimize zarar verdiğini gördük çünkü. Bu olumsuz duyguları peşimizde sürükleyip durduğumuz için yıllarca kendimizi güvensiz ve yaralanmış hissettik belki de. Diğerlerini suçlayarak yaşamak sadece bizim hayatımızı zorlaştırdı.

O halde keşkelerimizi kaldırıp atalım dünle birlikte boşluğa… Savrulup gitmelerini izleyelim rüzgarın götürebildiği en uzak diyarlara… Onlara ihtiyacımız yok artık! Hepimizin sevgiyle büyümeye, gelişmeye, yükselmeye ihtiyacımız var.

Hafifleyen yüreğimiz ve özgürleşen ruhumuzla huzura doğru yürüdüğümüz yolda karşılaşmak umuduyla,

Meral CEYLAN

Yazar Hakkında /

Yazarımız hakkında kısa özgeçmişi çok yakında sayfamızda olacaktır.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: