Başa Dön

Müziğin “Kral”ları

blank

Müziğin “Kral”ları

Okuma süresi 9 dakika

16. Kral Müzik Ödülleri törenini izlememiş; Bedük ile Gazi Üniversitesi’nde yaptığımız sahne röportajını kaçırmış; Nejat Sati’nin parti konseptli sergi açılışına katılamamış ve Burcu Güneş’in canlı performansını dinlememiş olabilirsiniz… Dert etmeyin, bu sayfalar merakınızı gidermek için hazırlandı.

Ödül törenlerinden sonra içimi garip bir hüzün kaplıyor. Güzel bir rüyadan uyanıp, gerçek olmadığını farkettiğiniz anda hissettiğiniz burukluk gibi bir şey bu… O ihtişam, o şaşaa, sürekli gülen yüzler, ışıldayan kostümler;  salondan çıktığım anda hepsi geride kalıyor. Şov dünyasından gerçek dünyaya sert bir geçiş yapıyorum.
17 Mayıs Pazartesi akşamı İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen 16. Kral Müzik Ödülleri töreninden de benzer duygular içinde ayrıldım. Müzik dünyasının ünlü yıldızlarını bir araya getirerek, heyecan verici anlara ve özel buluşmalara ev sahipliği yapan gecenin sonrasında salondan ayrılmak çok zor geldi.
16. Kral Müzik Ödülleri töreni, ödüllerin heyecanı bir yana, Tarkan ve Ajda Pekkan gibi iki büyük yıldızın sahne performanslarıyla da müzikseverlere unutulmaz bir gece yaşattı.
Tarkan ve Ajda Sahnede
“Sevdanın Son Vuruşu” isimli yeni şarkısını ilk kez Kral Müzik Ödülleri’nde seslendiren Tarkan, tek şarkılık performansıyla gecenin açılışını yaptı. Uzun zamandır ekranlarda görünmeyen Megastar, şarkının ruhuna uygun olarak performansını daha sakin bir şekilde tamamladı. Kıvrak danslarına alışkın olduğumuz Tarkan, bu defa sahnede biraz tutuktu. Ancak sanatçının kıyafet seçimi ve seyirci ile iletişimi oldukça başarılıydı.
Ajda Pekkan ise, “Hayat aynı gökteki gibi, uçuyor anılar”  sözleriyle sahneye çıktığında salondaki tüm hava bir anda değişiverdi. Dansçılarını yanından ayırmayan Pekkan, “Resim” şarkısındaki performansı ile tozu dumana kattı. Gecede yepyeni şarkısı “Hadi Gel”i de söyleyen Süperstar, sesi ve güzelliğiyle asla yaşlanmayacağını bir kez daha kanıtladı.
Törenden Notlar
Sahne tasarımı ve program akışı gibi teknik konular açısından da başarılı bulduğum 16. Kral Müzik Ödülleri töreninde dikkatimi çeken ayrıntılara gelince:
-‘En iyi albüm’ ve ‘en iyi erkek sanatçı’ ödüllerinin sahibi olan Mustafa Ceceli’nin yüzündeki şaşkınlık ifadesi, müzik camiasında tanık olduğum en doğal ve sevimli tepkiydi.
–  Gecenin gafı Orhan Gencebay’dan geldi. Sıla’nın “Sevişmeden Uyumayalım” şarkısını anons eden Gencebay, “uyumadan önce mutlaka!” anektoduyla izleyenleri şaşırttı.
– Törende yıldızı en çok parlayan isimlerden biri DJ Burak Yeter’di. Ajda Pekkan’ın “Oyalama Beni” şarkısına yaptığı remix ile ‘en iyi remix’ ödülünün sahibi olan Yeter, Süperstar’dan da birçok kez övgü alarak dikkatleri üzerine çekti.

BEDÜK ile ‘Sahne Röportajı’
Gazi Üniversitesi’nin düzenlediği ulusal kariyer zirvesi “Kariyer Model”de, gençlerin yeni gözdesi BEDÜK ile oldukça eğlenceli bir “sahne röportajı” yaptık.
Üniversitenin davetlisi olarak katıldığım organizasyonda BEDÜK ile tüm dünyada müzik endüstrisinin işleyişini değiştiren “indir ve paylaş” devriminden bir sanatçı olarak nasıl etkilendiğini ve Facebook, Twitter, Friendfeed gibi sosyal medya platformları ile ilişkisini konuştuk.
“Röportaj atölyesi” formatında ilerleyen söyleşimiz, Gazi Üniversitesi öğrencilerinin katılımıyla tadına doyulmaz bir sohbete dönüştü.
Sahne röportajında BEDÜK’ün kendini rahat hissetmesi ve sorduğum sorulara daha samimi cevaplar vermesi için ses kayıt cihazımı kapatıp, röportajı dergide kullanmama sözü verdim. Ancak BEDÜK öyle güzel konuştu ki, kaydetmediğim için çok pişman oldum. Kayıt cihazı kullanmadığım için deşifre edebileceğim bir röportajım yok ancak beklediğimden de keyifli geçen bu söyleşiden bazı notlarım var:
•    BEDÜK, müzik camiasında tanıdığım en eğlenceli insanlardan biri. Röportaj esnasında kendisiyle ilgili espriler yaparak ve arada bir bana da takılarak, hepimizi çok eğlendirdi.
•    Bilkent Üniversitesi’nde geçirdiği öğrencilik yıllarını çok özlediğini; hayatının en güzel dönemini Ankara’da yaşadığını söyledi.
•    Yaptığı müziğin “elektronik” ya da “elektro-pop” değil, sadece “pop” olduğunu; pop müziğin böyle yapılması gerektiğini ifade etti.
•    İnternet ile barışık bir sanatçı ve şarkılarının internetten indirilip paylaşılmasından çok memnun.  Bu sayede çok daha geniş bir kitleye ulaşabildiğini düşünüyor.
•    Zaman zaman ilk albümündeki “Son Sigaram”da olduğu gibi hüzünlü sözler yazsa da, dans ritimlerinden uzak bir şarkı yapmayı düşünmediğini belirtti.
•    Türk pop müziğinde yapılan işlerin %90’ını beğenmediğini;  Atiye, Pamela, Işın Karaca, Tarkan ve Teoman ile düet yapabileceğini söyledi.

Parti ve sergi bir arada
Geçtiğimiz ay, daha önce tanık olmadığım türde bir sergiye katıldım. Babylon’un sokağında bir apartmanın girişinde, ufak bir dairede düzenlenen “parti konseptli sergi”de, sanatçı Nejat Sati’nin eserlerini incelerken, aynı zamanda “partileyen” insanlarla karşılaştım. Şöyle bir ortam hayal edin; duvarlarda sergilenen tablolar, dairenin girişinde bir dj kabini ve çalan müziğe eşlik ederek, ellerinde kadehlerle dans eden “sanatseverler”. Bu eğlenceli sergi konseptinin amacını öğrenmek için, ev sahibi ve etkinliğin fikir babası Nejat Sati’nin yanına gidip, bizi aydınlatmasını istedim.
Serkan Tavşanoğlu: Bu dairede neler oluyor? Bu bir sergi mi, yoksa parti mi?
Nejat Sati: Burası Agora, benim paylaşım alanım. Bu dairede ayda bir partiler düzenliyorum ve çalışmalarımı insanlarla paylaşıyorum. Bildiğiniz gibi; Babylon’un sokağı eğlencenin ve tüketimin merkezi konumunda. Ben de tüketim kültürü üzerine bir sergi düzenleyip, bu apartman dairesini sanat ve eğlence mekanı olarak kullanmak istedim. Gördüğün gibi dairenin kapısı açık, isteyen herkes girebilir. Pencereleri de açtık, böylece içeride çaldığımız müzik tüm sokağa ulaşıyor.
S.T:Çevredeki mekanlardan şikayet almıyor musun? Sonuçta müzik ruhsatın yok ama resmen parti veriyorsun. Ses tüm sokağı kaplıyor.
N.S:İlk başta penceler açık olduğu için sesten rahatsız olduklarını söylediler, sesi kısmamızı istediler. Ama ben kısmadım. Sonuçta ben onların bangır bangır müziğini her gece dinliyorum. Biraz da onlar dinlesinler.
S.T:Partili sergi etkinlikleri devam edecek mi?
N.S:Elbette edecek. Önümüzdeki ay da bir sergimiz olacak. Etkinlikler hakkında bilgi almak isteyenler nejatsati@gmail.com adresinden bana ulaşabilirler.

Burcu Güneş için Zirve Vakti
Yıllar önce sunuculuğunu üstlendiğim bir festivalde sahne alan sanatçılardan biri de Burcu Güneş’ti. Sahneye çıktıktan kısa bir süre sonra aniden yağmur bastırınca, hepimiz telaşa kapılıp, konserin iptal olmasından endişelenmiştik. Ancak o, bardaktan boşanırcasına yağan yağmuru şovunun bir parçası olarak değerlendirip, yağmur eşliğinde kulağa çok daha güzel gelen romantik şarkılarını ardarda söyleyerek, kendisini izlemek için toplanan kalabalığa yağmuru unutturmayı başarmıştı. Üstelik hiç bir enstrüman kullanmadan, sadece mikrofonu ve kendi sesiyle…
Çıplak sesiyle harikalar yaratarak seyircilerin hayranlığını kazanan Burcu Güneş’i yıllar sonra Ankara’da yeniden izledim ve performansına bir kez daha hayran kaldım. Son albümünün çıkış şarkısı “Gözlerinde Bıraktım Aşkı” ile başlayan şahane konser, ünlü şarkıcının hep bir ağızdan söylenen hareketli şarkıları ile devam etti.
Konser sırasında hep şunu düşündüm: Burcu Güneş müzik piyasasında hakettiği yerde mi?
98’de “Alimallah” ile güzel bir çıkış yaptı. İlk albümü “Aşk Yarası”(1998), yıllar boyunca değerini yitirmeyecek çok özel şarkılardan oluşuyordu. Aynı albümdeki “Yaşadık Bitmedi”; Zeynep Talu’nun sözleri, Garo Mafyan’ın bestesi ve dönemine göre oldukça farklı bir düzenleme ile zamanının ötesinde bir sound sunuyordu Türk Pop müziği dinleyicisine.
1999 yılında Rafet El Roman ile “Son Mektup” şarkısında yaptığı düet ile dikkatleri üzerine çekti. Erol Köse ile yaptığı anlaşmanın ürünü olan ikinci albümü “Tılsım”da (2001) birbirinden başarılı hitler çıkardı. Bu albümde ulaştığı başarı ile Türk Pop müziğinin en iyi bayan vokalleri arasında yerini aldı.
Sonrasında çıkardığı “Ay Şahit” (2004), “Ben Ateş Ben Su” (2006) ve “Sihirbaz” (2009)  albümlerinde de hep iyi şarkılar söyledi, başarılı bir solist olduğunu kanıtladı ve yorumunun kalitesinden asla şüphe etmeyeceğimiz özel bir sanatçı haline geldi. Peki, bu onun için yeterli mi?
Bana sorarsanız, henüz tüm ışığını saçmamış bir yıldız Burcu Güneş. Beğenerek dinlediğimiz, takdir ettiğimiz ünlü bir şarkıcı olmakla yetinmemeli. Sahne şovları, klipleri, kostümleri ve iddialı söylemleriyle heyecan uyandıran, tutkuyla takip edilen bir pop yıldızına dönüşmeli.
Bilinçli ya da değil, geri planda kalmaktan artık vazgeçmeli. Sadece albüm dönemlerinde değil; sürekli aklımızda, dilimizde olan bir sanatçı haline gelmeli.
Aslında Burcu Güneş’in hayal edebileceğimizden de öteye gidebilecek, çok özel bir yetenek olduğunu söylemeye çalışıyorum. Hep sağlam adımlar atarak, başarılı bir grafik çizen ünlü sanatçının, zirveye oynama vakti geldi artık!
Özel Not: Burcu Güneş’in Volga Tamöz prodüktörlüğünde hazırlanan yeni single’ı, bu yazın en çok ses getiren şarkılarından biri olacak. Demedi demeyin!

Yazar Hakkında /

Yazarımız hakkında kısa özgeçmişi çok yakında sayfamızda olacaktır.

Yorum(1)

  • blank

    gizem

    11 Şubat 2012

    bn kral tv yı dnliyor ve izliyorum her cıkan parca sevdigim brine gtsn

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.