© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Master Chef’ler Bir Arada

Master Chef’ler Bir Arada

Okuma süresi 7 dakika

Bu sene çok şanslıyım çünkü TV8’de MasterChef jüri üyesiyim. Televizyon kariyerim olarak bu benim için yeni bir macera oldu ama özellikle şanslı olduğum konu, bu macera içinde benimle beraber iki tane şefim var: Mehmet Yalçınkaya ve Somer Sivrioğlu. Hem gastronomi konusunda hem program konusunda bana yardım ettiler ve yönlendirdiler. Sadece program ile ilgili değil onlarla kişisel olarak da tanışabildim. Ne kadar özel, ne kadar profesyonel ve dikkatli olduklarını gördüm. Her konuda o kadar düşünceli insanlar ki gerçekten hayran kalmamak elde değil. Ben de bu ay onları sizinle tanıştırmak istedim. Benim düşünceme göre kesinlikle bir şef, şef ceketi giydiğinde bambaşka bir kişi olur. Daha disiplinli, daha titiz ve daha detaycı bir insan haline bürünür. Ama ben onlarla şef kimliği ile değil kendi özel hayatlarımız doğrultusunda muhabbet ettim ve bir cafe de buluşup onlara sorular sordum.

Aslında ben mutfak hayatına çocukluktan beri aşinayım çünkü ailemde çok fazla şef vardı ve okullar tatile girdiğinde onların restoranlarına gidip çalışırdım. Aynı yaşta ki arkadaşlarım denize girerken ben midye ayıklardım ve doğruyu söylemek gerekirse çok kıskanırdım. Üniversitede İtalyan Dili ve Edebiyatı okudum daha sonra amcam restoranında şeflik yapmamı istedi çünkü çocukları yurt dışına çıkmış okuyorlardı ben de gastronomi okuyup mezun olunca amcamın restoranında şeflik yapmaya başladım. Zaman geçtikçe mutfağa ait olduğumu hissettim ve vazgeçemedim. Evlendim ve Türkiye’ye taşındım. Türkiye’de bir pizza dükkanı açtım. Daha sonrası hayatın sürprizleri, güzel tesadüfleri, azim ve başarı ile şimdi burada, karşınızdayım. Size bütün samimiyetimle söylüyorum burası başka bir dünya.

Günlük hayatınız ile ekran arasında ne fark var?

Mehmet Yalçınkaya: Tabii ki profesyoneliz, iş hayatında biraz daha titizim bu durum sanırım ekranada yansıyor. İş hayatının verdiği bir stres var ve ekranda daha stresli oluyorum. Normal hayatta da normal bir insan gibiyim aslında. Bir duruşumuz var tabi ki öyle göründüğü gibi devamlı bağırıp çağıran bir adam değilim yani.

Somer Sivrioğlu: Çok fark var. Normalde daha sinirliyim aslında hatta televizyonda beni izleyen personellerim, “Şef sen neden bu kadar sakinsin? Normalde biz yapsak daha çok tepki verirsin.” diyorlar. Zaten bizim programın en büyük özelliği de herkes olduğu gibi. Kimse sen öyle ol, sen bunu yap demiyor.

Bir restorana girdiğinizde hangi yemekleri siparişi verir ve nelere dikkat edersiniz?

Mehmet Yalçınkaya: Gittiğim restoranın önce özelliklerine ve konseptine bakarım. Yani gittiğim restoranın farklı lezzetlerini denerim. Çünkü şef iyi bir araştırmacı olmalı gittiği her restoranda farklı lezzetleri tadarak kendi beyninde de yeni şeyler oluşturmalı. Menüye yeni koyulmuş yemekleri denerim. Çok acıkmışsam ve tamamen yemek yemek için gitmişsem tabi ki kafamdaki yemeği siparişini veririm. En çok dikkat ettiklerimden biri kesinlikle gittiğim restoran boş olmamalı sebebi şu; Birincisi, her zaman servis saatinde müşteri olup olmadığına bakarım. İkincisi, restorana girişte karşılanmak benim için çok önemlidir. Üçüncüsü, tabi ki her zaman lezzetleri gittiğimiz yerler güzel yemek yapıyor olmalı. Dördüncüsü, lavaboları, gittiğim restoranın her zaman çok dikkat ederim.

Somer Sivrioğlu: Restoranına bağlı, restoranın imza yemeğinin ne olduğuna bağlı. Bir kebapçıya gitsem zaten kebap siparişi veririm. Bir İtalyan restoranına gitsem daha değişik bir şeyler söylerim. Eğer menüde sakatat varsa kesinlikle sakatat söylerim çünkü ben ciddi bir sakatat hastasıyım. Kısacası restoranın özelliğinin ne olduğuna bağlı. Bir restorana ilk kez gidiyorsam o restoranın imza yemeğinin söylerim. İkinci, üçüncü kez gidiyorsam değişik ve denemediğim şeyleri söylerim. Dikkat ettiğim şeylerden birisi de insanların yani çalışanların sıcak olması. Çünkü restoranda en çok dikkat ettiğimiz şey ilk ve son temaslar çok önemli o da genelde kapıda oluyor karşılama ve yolcu edilirken ona çok dikkat ediyorum genelde.

İş için yurt dışına çıkmak zorunda kalsanız hangi ülkeyi tercih edersiniz? Neden?

Mehmet Yalçınkaya: Ben aslında Akdeniz ülkelerine gitmeyi seviyorum. İspanya, İtalya, Almanya çok gittiğim bir yerler zaten. Şu sıralar gitmek istediğim yer Asya, sokak yemekleriyle ilgili biraz keşif yapmak istiyorum. Orayı egzotik ve gizemli buluyorum. Orada ki baharatları, yaşamları, hikayeleri çok merak ediyorum.

Somer Sivrioğlu: Japonya, oranın yemeği ve kültürü en sevdiğim ülkelerin başında geliyor ve gidebildiğim kadar çok gitmeye çalışıyorum.

Hayal ettiğiniz hayatımı yaşıyorsunuz?

Mehmet Yalçınkaya: Yani şöyle bir söz vardır, ”İnsan hayal ettiği yerde değil hak ettiği yerdedir.” Aslında bu da ne kadar doğru tartışılır. Hayaller ve umutlar bitmiyor, onun için benim hayallerim ve umutlarım bitmedi. Bulunduğum ve hayal ettiğim yerde miyim? Evet. Hayat devam ettikçe yeni hayaller ve umutlar her zaman oluyor.

Somer Sivrioğlu: Bilmiyorum ki ama hep bir restoranım olsun ve kendi yemeklerimi yapıyım istemiştim o açıdan yaşamak istediğim hayatı yaşıyorum. İstanbul’a geri gelmekte çok istedim o açından da evet istediğim hayatı yaşıyorum.

Hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?

Mehmet Yalçınkaya: Ben keşke değil de meğer kelimesini kullanmayı severim. Mesela daha çok eğitim almak isterdim, daha çok ülke gezmek isterdim, daha çok farklı insanlar farklı coğrafyalar ve farklı kültürler tanımak isterdim. Buna zamanım olmadı. Belki içimde kalmış ukte bu işim dolayısıyla. Aslında 20’den fazla ülke gezdim ama daha çok gezmek isterdim daha farklı kültürleri görüp daha çok insan tanımak isterdim.

Somer Sivrioğlu: Ben çok eğitim aldım Turizm ve Otel İşletmeciliği mezunuyum. Temel şeflik eğitimini hiç almadım. Yani keşke diğer şeyler yerine şeflik eğitimi alıp ondan sonra Gastronomi Yüksek Lisans’ı yapsam diye düşünüyorum ama keşkeler kim bilir belki beni bambaşka yere sürüklerdi. O yüzden şu an hayatında olduğun yerde mutluysan çokta o değişsin bu değişsin diyemezsin. Çünkü o seni alır başka bir yere götürür ama şefliğin temel eğitimini almak isterdim.

Bundan sonra ne yapacaksınız?

Mehmet Yalçınkaya: Biliyorsun Danilo, mekan işletmeye devam ediyorum. Restoranımızda yeni bir konsept yapıp yürümeye devam edicem. Ayrıca Mezopotamya aşığıyım. Bundan sonra yapacağım şeylerden bir diğeri daha çok Anadolu’yu dolaşıp orada ki farklı tatları ortaya çıkarmak istiyorum. Ayrıca sektöre insan yetiştirmeye de devam edicem.

Somer Sivrioğlu: Hiç bilmiyorum inşallah program devam eder. Restoran açmaya devam edicem, Avusturalya’da da Türkiye’de de edicem.Asya’da yapmak istediğim Türk Mutfağı üzerine bir kaç proje var. Türk Mutfağını yurt dışına tanıtmaya devam. Yurt dışında Türk Mutfağı açmak Avusturalya ve Asya merkez olarak. Hayalimde ki bu yani buna devam etmek istiyorum.

 

Evet ben merak ettiğim tüm soruları sordum ve inanın çok daha fazla muhabbet ettik bu konular üzerine ve gerçekten tekrar söylüyorum bu iki özel insanla çalışmak benim için çok önemli. Kamera önü ve arkası olarak çok eğlendiğimiz ve mutlu hissettiğim ve şahane bir ekiple aile oldum. Benim için yeni olan bir maceraya son sürat devam ediyoruz. Biz yine ekranlarda olmaya devam edeceğiz siz de ekran başında bizi kaçırmayın derim.

Ciao….

 

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: