Başa Dön

“Keşke” ve “Selda Yurt”

blank

“Keşke” ve “Selda Yurt”

Okuma süresi 8 dakika

İşte sizlere güncel bir haber! Bu sıcacık haberin adı “Keşke”!

“Keşke” yeni
çıkan ve kırk günde ‘çok satan’ raflarına oturmayı başarabilmiş bir kitap!

Konuğumuz
“Keşke”’nin Ankara’lı cesur yazarı sunucu-senarist Selda Yurt.

Konumuz  “aşk,
cinsellik, aldatma, boşanma, duygular
…”

Gerçekten cesur yanıtları olan bir röportajı okumaya
hazır mısınız?!.. E haydi o zaman…

Okuyucularımıza SELDA YURT’u anlatır mısınız?

Hacettepe
Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunuyum ve yine Hacettepe Üniversitesi’nde
uygulamalı olarak bir yıl tiyatro eğitimi aldım. Dil eğitimimi Londra’da
tamamladım. Dönüşte bankada çalıştım, sigorta sektöründe de bölge müdürü olarak
görev yaptım.  Kariyer güzel olsa da
rakamlarla uğraşmayı sevemedim. Bunun için “Güzel ve etkili konuşma-diksiyon” eğitimi
alarak televizyona hazırlandım.  TRT de “Gülümse”
adlı müzik programı ile “Derin denizde 36 gün” adlı belgeselde sunucu olarak
görev yaptım. Sonra senarist olabilmek için özel dersler alarak “Ne seninle ne
sensiz” adlı dizi de senarist olarak çalıştım. “Bizim evin halleri” adlı dizide
oyunculuğu tattım.  Yazmayı sevdiğim için
de “KEŞKE” doğdu.

“Keşke”nin başlıklarını biraz açarak okuyucuya ipucu verebilir
misiniz?

“Keşke”nin
kahramanı “Sevda”nın yaşadığı bakirelik deneyimi var… Sevdiğini düşündüğü
erkekle oluyor ama onun seçtiği zamanda olmadığı için isteyerek yaşmadığı bir
“ilk beraberlik” söz konusu. Bir kadının seçmediği bir cinsellik deneyimi,
hangi yaşta olursa olsun o kadını yüzde yüz olumsuz etkiler. Sevda evliliği de tek
taraflı yaşıyor. Burada da şunu anlatmak istiyorum; evlilik tek kişilik bir
oyun değildir! İki kişilik bir oyundur. Kişilerden biri oyunu bıraktığı zaman
mümkün değil devam etmez… Sevda’nın yaşadığı bu… Sevda evliliğin içinde
yalnız kalıyor… Kitabımda aşk da var, aldatma da var.  Eğer bir kadın evliliğin içinde tek başına ise
aldatabiliyor. Fakat bir yandan da biz kadınlar geleneksel düzenimizi bozmak
istemiyoruz… Sevda hem bir aşk yaşıyor hem de evliliğini sürdürmesi
gerekiyor… Yapması gerekenleri biliyor çok da güçlü bir kadın ama yapamıyor…

Sizin anlattıklarınızdan yola çıkarak; “Keşke”nin anlattığı
aldatma, elde olmayan bir aşkın getirdiği ve eşine yakalanmayan bir kadının
aldatması mı?

Kesinlikle.  “Keşke” yakalanmayan bir aldatmayı anlatıyor.
Sevda kendi itiraf ediyor…  Kadın
isterse yaşadığını saklayabilir, erkeklere göre daha akıllı yalanlar söyler. Bir
de Türk milletinde genel olarak şöyle bir şey vardır; “Türk erkeklerinin annesi aldatmaz, karısı aldatmaz, kız kardeşi
aldatmaz, kızı aldatmaz…” Peki, şu aldatan erkekler hangi kadınlarla beraber
olur?? Onu bilmiyorum… Herhalde birtakım Türk kızları var, onların hiç ailesi filan
yok, onlarla aldatıyorlar… (Gülüyor) Demek istediğim erkekler zaten karısının
aldatabileceğini düşünmüyor. Oysa aşık bir kadın hemen anlaşılır görmek isteyen
göz onu görür…

Okurlar belki merak ederler diye soruyorum, burcunuz nedir?

Ben
aslan burcuyum. Yükselenim de aslandır. “Keşke”deki Sevda da aslan burcu…
Benim bundan sonraki kitaplarımda da kadın karakterler hep aslan burcu olacak! Böylece
duyguyu anlatımım kolaylaşıyor.

Size çok sorulan soruyu bende yönelteyim tekrar, bu kitap sizin
hayatınız mı?

Hayatımı yazmadım. Bu soruyu soranlara Harry
Potter’ı yazan da cadılarla mı yaşıyordu diyorum. Bunun kurgu olduğuna ısrarla inanmak istemeyen çok insan oldu…  Bütün yazdıklarımda, kitabımda, benden ve
benim hayatımdan parçalar yok mu tabii ki var! Ama hangi sayfalar birebir benim
hayatım, onu ben biliyorum… Her kitapta gerçek hayatımdan birebir alıntılar
olacak… Belki bir sayfa belki on sayfa kim bilir?

Sizce aşk nasıldır? Hiç aşık oldunuz mu?

Bence
aşk, onsuz nefes alamamak, onu görünce içinizde kelebeklerin uçuşması, size
dokununca içinizin titremesi ve gözlerinde kaybolmak… Ne olursa olsun ondan
vazgeçmemek. Böylesini maalesef hiç yaşamadım.

Hiç aşık olmadım diyen biri olarak nasıl bu kadar içten
tanımlayabiliyorsunuz peki?

Çünkü
o duygu içimizde var zaten… Bende var. Sizde de var. Hepimizde var… Gün
gelip o duyguyu dışa vurmanızı sağlayacak karşı cinsle çakıştığınızda “Aşk”
ortaya çıkıyor ve o kişiden vazgeçemiyorsunuz… Belki de o duyguyu yaşamayı
bırakmak istemiyor insan…

İmza gününüzdeki sohbetimizde yeni bir kitap daha yolda diye
konuştuk. Hiç boş durmuyor gibi bir haliniz var. Yeni kitabınızdan da bahseder
misiniz?

“Keşke”yi
yayıncıma verdim ve ertesi gün Bodrum’da yeni romanımı  yazmaya başladım. Belki de Bodrum yazarlığımı,
Ankara ise senaristliğimi ortaya çıkarıyor.. İkinci kitap da aynı dönemlerde
geçiyor ve yine aşktan bahsedecek… Bodrum’da yaşayan bir kadını anlatacak. Evli
bir adama aşık olan bir kadını .. Ama içinde bolca Bodrum ve Bodrum’a sonradan
yerleşenlerin yaşantıları ile Bodrum’a çapkınlığa gelen kadınlar olacak…

 

Okuyucularınızın yorumlarından
da bahseder misiniz?

Genel
olarak akıcı ve samimi bulduklarını, keyifle okuduklarını söylüyorlar. Mail ve
mesaj yoluyla ulaşmaları çok güzel. Facebookdan da ulaşanlar var. Herkesin
eleştirisini sayfamda saklıyorum başkaları da okuyabilsin diye. Yorum yazan
okuyucularıma sizin aracılığınızla çok teşekkür ederim.

Tanıtım açısından ilk kitap olmasının zorluğu var mı?

Olmaz
mı? Ayda dörtbin adet yeni kitap basılıyor. Bu yılda kırksekizbin kitaba
karşılık geliyor.  Kitabevleri haklı
olarak ‘yeni çıkanlar’ rafına koymuyorlar. Basında da yer almamışsanız eğer, hiç
tanımadığınız bilmediğiniz insanların sizi tanıma ve kitabınızı alma şansları
pek olmuyor.. Ya ünlü biri olacaksınız ya da sansasyonel birşeyler
yazacaksınız. Ancak o şekilde kendinizi gösterebiliyorsunuz.. Bu açıdan zor
tabi…

Bir dedikoduya karışmanıza izin vermeden sizi MAG Dergi
aracılığı ile Türkiye ile buluşturmuş oluyorum o zaman… Aynı zamanda Facebook
kullanımınız ile kitabınız kırkı çıkmadan duyulmuş oldu sanırım… İlk göz
ağrınız “Keşke”nin size hissettirdikleri nelerdir?

(Gülüşmeler…) Ah evet… Bu vesileyle yayıncım
destek yayınları sahibi sevgili Yelda Cumalıoğlu’na, MAG
ailesine, sana ve sevgili dostlarıma teşekkür etmek istiyorum. Ben dostlarım ve
Facebook sayesinde kitabımı duyurdum! O da çok önemli. Facebook yoluyla
arkadaşlarımın arkadaşlarına da ulaşarak tanıtım yapma şansı ve
geribildirimleri alma şansı buldum. Bu çok güzel oldu… Bence insan kaç yaşına
gelirse gelsin, illa “aferin” istiyor hayatında!.  İyi ki çıkarmışım kitabımı… Yazıp da bir
köşede bekleten insanlar için bunu söylemek istiyorum. Evet, tanıtımı gerçekten
zor ama sonrası, insanlar okuduktan ve size döndükten sonraki yorumlarının o
hazzını yaşamalılar… Kenarda bir şeyleri tutmasınlar… Başkaları okusun… Kitapta
anneliğe benzer bir doğurganlık hazzı veriyor…

Peki siz hangi yazarları okuyorsunuz? Sizin ilk üçünüz kimlerdir? Yazar
olarak kimlerden etkilenirsiniz? Nermin Bezmen ve Elif Şafak’ı kendinize yakın
bulabileceğinizi düşündüm ben… Sizce?

Benim
için birinci sırada Paulo Coelho gelir. İkinci sırada Irvin D. Yalom ve Ayn
Rand. Tabii ki okuduklarından etkilenir insan ancak yazmak farklı. Yazar olarak
kendi tarzınız olmalı. Nermin Bezmen ve Elif Şafak’la anlatımlarımız farklı…
Ben ne anlatacaksam direk anlatıyorum. Çok detaylandırmadan, kulağı diğer
taraftan göstermeden anlatmayı seviyorum.

 

Peki Kalbinizi nasıl bir erkek fethedebilir?

Kalbimi
fethedecek erkek, akıllı olmalı, beni güldürebilmeli, diksiyonu düzgün, ses
tonu güzel olmalı. Tabii Andy Garcia’ya
benzerse çok iyi olur ve Andy
Garcia’nın filmlerinde sevdiği kadına baktığı gibi bana bakmalı. Sürekli salata yiyen, fiziğiyle
ilgilenen, kendini geliştirmeyen erkeklerden hoşlanmıyorum…

MAG Dergi
Okuyucuları için son olarak ne söylemek istersiniz?

MAG’ı keyifle
okuyorum, MAG’a
konuk olmak benim için çok güzeldi. Tüm MAG okuyucularına kucak dolusu sevgiler
gönderiyorum.

Peki beni seviyor musunuz?

(gülüyor…)
Çok seviyorum. Bu senin klasik sorun biliyorum. Sıcak, samimi halini, gülen
gözlerini, pozitif bakmanı seviyorum. İnsanı inanılmaz ‘yanında’
hissettiriyorsun ve oluyorsun da… Bu çok güzel. Evren de senin yanında olsun
Petek’cim.

Çok teşekkürler Selda Yurt.. O zaman ikinci kitabınız doğduktan
sonra ben yine bir “ilk röportaj sözü” daha istiyorum MAG Dergi Okuyucuları için
ve bu sözünüzü de şu anda teybimizde kayıtlı oluyor, anımsatalım!…

(gülüşmeler…)
Çok mutlu olurum bende… Tamam, size söz veriyorum ki ikinci kitabımın ilk
röportajı sizin ve MAG Dergi için…

Petek
Eskioğlu

MAG ARALIK 2010

Yazar Hakkında /

Yazarımız hakkında kısa özgeçmişi çok yakında sayfamızda olacaktır.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.