Başa Dön

İçinizdeki Ejderhayı Evcilleştirmek

İçinizdeki Ejderhayı Evcilleştirmek

Okuma süresi 4 dakika

Her şeyi içimizde biriktiriyoruz ve birikenlerin altında kalıyoruz sonra altta kalanın canı çıkıyor. Biz buna öfkenin altında kalmak diyoruz. Öfkenin altında kalmak yerine onu normalleştirin ve sağlıklı bir şekilde hayatınızdan uzaklaştırın ki sonrasında pişmanlığını acı bir şekilde yaşamayın. Rahmetli nenemin de dediği gibi; Öfke gelir göz kararır, öfke gider yüz kararır.

Öfke duygunuzu nerede saklıyorsanız oradan çıkarın, tüm doğallığıyla kabul edin ve onunla yaşamayı öğrenin. Öfkenin olmadığı bir dünya ve yaşam hiçbirimize gerçekçi gelmiyor. Bu noktada; kabul ediyorum, ifade ediyorum ve sağlıkla dönüştürüyorum sözlerini söylemeniz gerekiyor. Basit bir siniri bile kabullenmekte zorlanırken, kimse öfkeyi kolay kolay kabul etmez. Hayatın içinde her an bizi zorlayan duygular, davranışlar ve insanlarla karşılaşıyor hatta uğraşmak zorunda kalıyoruz ve ister istemez engellendiğimizi hissedip yoğun duygular yaşıyoruz. Örneğin; sizinle randevusunu son anda erteleyen bir arkadaşınız, yıldönümünüzü unutan eşiniz, trafikte birden sinyalsiz önünüze kıran bir araba ya da iş yerinde sizin emeğinizi çalan bir iş arkadaşınız… Konunun ne olduğu önemli değil, önemli olan kendinizi engellenmiş hissediyor olmanız. İşte bu noktada beyniniz engellenmekten dolayı öfke duygusunu kabartıyor ve iç sesiniz; “Seninle buluşmaya gelmedi, seni önemsemedi, sana ayıracağı zamanını işe ayırdı, belki başka bir arkadaşıyla buluştu, senin hakkını gasp etti, sana engel oldu” gibi cümleler fısıldıyor. Bizi zorlayan duyguları yaşıyor, öfkeleniyoruz ama bu öfkemizi de ifade etmiyoruz. İfade edilmemiş öfkemiz ise ilişkilerimizde kontrol edemediğimiz ‘’birikmiş öfke patlaması’’ olarak hayatımıza yansıyor. Öfkelendiğiniz şeyler çoğunlukla kalbiniz kırıkları üzerine kuruludur. Biriken öfkeniz bir dalga gibi sizi ele geçirecek, ifade etmediğiniz tüm hayal kırıklıkları aynı anda beyninize hücum edecek, söylediğiniz her şey karşınızdakini suçlamaya odaklı olacak. Çünkü canınızın yandığı kadar hissetmesini ve sizi anlamasını dileyeceksiniz. Zaten çoğu ilişkimizde kopuşlar veya “iletişim kazalarımız” dediğimiz nokta burada başlıyor. Çünkü siz konuşan öfkeye dönüştüğünüz zaman dinlemeyecek, empati yapmayacak ve anlamaya çalışmayacaksınız. Karşınızdaki kişi sizin için sadece bir “suçlu” olarak algılanacak. Bu durumu detaylıca yaşadığım ve tecrübe edindiğim için kendimden biliyorum. Ben de zamanla öfkemi kabul ettim, onu farkındalığa dönüştürdüm ve kendimi açıkça ifade ettim. Böylelikle ilişkilerim bambaşka bir seviyeye ulaştı.

 

Öfkenizin farkına varıp onu ilaca dönüştürün

Aslında öfkemizi dönüştürmek, hayata bakış açımızı ve ilişkilerimizi derinden iyileştirecek bir ilaç gibidir.

 

Öfke, insanı avına saldırmaya hazırlanan yırtıcılar gibi hep tetikte tutan bir duygudur. Bu duyguya kapılmış beyin, sağlıklı düşünemez. Sonrasını yönetemeyecek hale gelir. Tek açıdan bakarak görüşünü daraltır. Bu noktada beyinin tek amacı vardır; engelden kurtulmak onu bertaraf etmek ve beynin ana görevi olan seni hayatta tutmak.

 

Öfke fizyolojik olarak bir hormon patlaması yaşar. Testesteron, epinefrin, norepinefrin ve kortizol hormonlarının çok fazla artmasına neden olur. Hatta bir çok organının bu hormonlardan dolayı zarar gördüğü kanıtlanmış durumda. Bununla beraber bağışıklık sistemini de zayıflattığından öfkeli insanların hastalıklara karşı direnci daha da zayıftır.

 

Öfkenin ejderhasını sakinleştirmek için; ballı limonata, papatya çayı, melisa çayı, kedi otu kökü çayı ve özellikle sarı kantaron çayı için, spor yapın. Öfkeliyseniz yapacağınız konuşmayı yedi dakika sonrasına erteleyin (yapılan araştırmalar öfkenin üçüncü dakikadan sonra gerilemeye başladığını ve yaklaşık yedi dakika sonra da dindiğini gösteriyor.), kalp hizanızda ve tam iki göğsünüzün arasında yer alan timus bezine iki parmağınızla veya avuç içinizle yirmi beş kez ufak ufak dokunun. (Mutluluk hormonunu yükseltir öfkeyi azaltır.),

 

Öfkeniz ile yüzleşin, onu kabullenin, fark edin ve ifade edin. Unutmayın öfkenizi dönüştürmek ve kontrol etmek sizin elinizde.

Yazar Hakkında /

Özgür Aksuna, 1978 yılında çok sevdiği Ankara’da dünyaya geldi. Üniversite yıllarına kadar Ankara’da eğitim hayatını sürdürdü, Müzik ve yayıncılık hayatına 1995 yılında TRT Ankara Radyosu ve TRT Ankara Televizyonu’nda başladı ses sanatçısı olarak bir çok program, konser ve turnelerde görev aldı, beraberinde ses sanatçılığı kariyerine Kültür Bakanlığının kadrosunda da bir süre devam ettikten sonra bir çok özel radyoda program yapıcısı, spiker, haber editörü,müzik direktörü, dj eğitmeni ve yayın yönetmenliği yardımcılığı yaptı. 1999 yılında Türkiye’nin en önemli yabancı müzik istasyonlarından Capital Radio ile başlayan Dj’lik ve radyo programları ile adını “Türkiye’yi Uyandıran Adam” olarak tüm Türkiye’ye ve yurt dışına duyurdu.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: