Başa Dön

Hareket Vakti!

blank

Hareket Vakti!

Okuma süresi 8 dakika

Artık güneş kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Bu konuda yapılmış bilimsel bir çalışma var mı emin değilim ama bilim adamları güneş ışınları ve
insanın enerji seviyesi arasında doğrusal bir bağlantı keşfedecek olsalar, ben buna hiç şaşırmazdım. Çünkü ben de yazlık evlerin tepesine yerleştirilen güneş enerjisi depolama plakaları gibiyim.

Sabah kalktığımda pırıl pırıl parlayan güneşi görürsem keyfim yerine geliyor, planlar, programlar kafamda uçuşmaya başlıyor! Önümüzde koskoca bir yaz ve onun ardından gelen bayram tatilleri var. Bunlar hakkında hayal kurup, hayalleri gerçeğe dönüştürmek ise çok zevkli!

Yoğun çalışan her insan gibi ben de ne yazık ki milli ve dini bayramları, asıl anlamlarının ötesinde, birer tatil fırsatı olarak algılıyorum. 2010 benim gibi düşünenler için fırsatlarla dolu, tatiller bakımından şanslı bir yıl. İki bayram tatili de beraberinde birkaç gün nefes alma olanağı getiriyor. Bize düşen sadece tüm ayarlamaları zamanıyla yapabilmek. Tatiller için bir süre öncesindenayarlamalarınızı yaparsanız hem yer sıkıntısı çekmez, hem de oldukça uygun fiyatlı seçeneklerle kendinize harika bir mola hediye edebilirsiniz. Sizi takvime bakma zahmetinden kurtarıp şöyle özet bir tatil tablosu vereceğim. İşte 2010’un tatil takvimi:

Emek ve Dayanışma Günü -1 Mayıs Cumartesi (Şansınıza küsün!)
Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı – 19 Mayıs Çarşamba (1 gün)
Zafer Bayramı – 30 Ağustos Pazartesi (Hafta sonuyla birleştirilirse 3 gün)
Şeker Bayramı – 8 Eylül Çarşamba – 11 Eylül Pazar (8 Eylül Çarşamba arife yarım gün, hafta sonuyla birleştirilirse 4,5 gün)
Cumhuriyet Bayramı – 29 Ekim Cuma (28 Ekim Perşembe yarım gün, hafta sonuyla birleştirilirse 3,5 gün)
Kurban Bayramı – 15 Kasım Pazartesi -19 Kasım Cuma (15 Kasım Pazartesi arife yarım gün değil de tam gün dersek (!) ve iki hafta sonuyla birleştirilirse 9 gün)

Yılın geri kalan kısmında tek bir günden başlayıp dokuz güne kadar çıkan tatiller yapacağız. Bir de yazın ortalama iki hafta tatil yapılacağını varsayarsak, 2010’un bu nimetlerini daha uzun yıllar hasretle anacağımızı bildiriyor ve sizi de tatillerinizi vaktiyle planlamaya davet ediyorum. Tamam, anlaşıldı, bu kadar çok boş günümüz olacak, peki ne yapalım, nasıl değerlendirelim, nerelere gidelim?

KISA TATİLLER İÇİN YAKIN SEÇENEKLER:

Deniz havası: İlkokuldan beri bize sürekli öğretildiği gibi üç tarafı denizlerle çevrili, dört mevsimin her güzelliğiyle yaşandığı bir ülkedeyiz. Belki o denizlere uzak bir şehirde yaşıyor olabilirsiniz ama bu bir bahane değil, çünkü artık birçok uygun fiyatlı hava yoluna sahibiz! İş çıkışı uçağa atlayıp, akşam yemeğini Antalya, Kıbrıs, Bodrum ya da İzmir’de yemek büyük bir lüks olmaktan çıktı. Pegasus, Anadolu Jet ve Sun Express gibi hava yollarından biletinizi ayarlayıp, üç günlük tatilleri Türkiye’nin herhangi bir noktasında değerlendirebilirsiniz. Aslında bunu herhangi bir Cuma akşamı da yapabilirsiniz. Anahtar kelime: Üşenmemek!

Gizemli Doğu: “Bilindik tatil yerlerine gitmek değil, bu sefer değişik bir şeyler yapmak istiyorum” diyorsanız, Doğu, gizemli davetkarlığıyla yüzyıllardır yolu kendisinden geçenleri büyülemeye hazır bekliyor. Gidenlerin anlata anlata bitiremediği Mardin, Gaziantep, Antakya, Şanlıurfa ya da Kars artık sadece birkaç saat uzaklıkta. Bu uzak ama yakın şehirlerin vaat ettikleri ise yıllar boyu akıldan çıkmayacak kadar çok. Yöresel yemeklerden tatmak, çarşı-pazar gezip, oryantal eşyalara göz atmak, müze görüntüsündeki sokaklarda gezip tarihin dokusunda kaybolmak, sokaklardaki çocuklarla sohbet etmek için sebep aramaya gerek yok. Bu şehirlerde artık o kadar şahane konaklama seçenekleri var ki, neden onca zamandır buralara uğramadığını sorgulatabilir insana. Kars’taki Kar’s Otel, ilk gördüğümden beri gitmek istediğim bir yer. Web sitesine göz atarsanız, mutlaka bana hak verirsiniz.

Artık çok yakın: Eskişehir! Birkaç sene öncesine kadar adını arada sırada duyduğumuz bir yerken, şimdi Avrupai siluetiyle sürekli gazetelerde, rehberlerde boy gösterir oldu Eskişehir. Biliyorsunuz ki bu bozkır şehri artık bir plaja bile ev sahipliği yapıyor. Şehrin öğrenci nüfusu sayesinde sokakta sürekli hayat var. Ankara’dan hızlı trene atlıyorsunuz, bir buçuk saat sonra Eskişehir’de çiğ börek yiyorsunuz! Hatta sadece bir buçuk saat mesafede olduğu için isterseniz günübirlik gidip geliyorsunuz. Farklı bir hafta sonu geçirmek için ideal. Burnumun dibindeki yerlere daha fazla ilgi göstermeye başlamam gerektiğine karar verdim!

Tirilye: Hızlı trenin Ankara’ya sağladığı bağlantılardan biri de Bursa oldu. Eskişehir’e kadar hızlı trenle yolculuk yapıyor, daha sonra tren garından otobüse atlayıp iki saat sonra Bursa’ya inmiş oluyorsunuz. Sonra keyfinize göre Tirilye ya da Mudanya birkaç dakika uzağınızda kalıyor. Tirilye yakın zamanda çok turistik bir yer olacağa benziyor. Çılgın turist kalabalığının akın etmesinden önce gidip bu güzel kasabayı keşfedebilirsiniz. Ayrıca, Anadolu Jet’in Ankara’dan Bursa’ya da seferleri var.

Her dem yeni: Ankara için Amasra, Safranbolu ve Beypazarı; İstanbul için Ağva, Şile ve Adalar ilk aşamada akla gelen kaçış noktaları olmaya devam edecek. Genelde ilk aşamada tercih edilen yerler oldukları için yoğunluk gibi bir problemle karşılaşılabilir, sadece buna karşı hazırlıklı olmak yeterli.

BİRKAÇ GÜNDEN FAZLASI İÇİN SEÇENEKLER:

Avrupa: Yakın ve artık her zamankinden daha uygun! Bu senenin en büyük sürprizlerinden biri Anadolu Jet’in Haziran ayı itibariyle İstanbul Sabiha Gökçen ve Ankara’dan Avrupa’nın birçok noktasına uçuş başlatacak olması oldu. Bu sayede birkaç günlük tatillerde bile aktarmasız olarak yurt dışına gidip gelebileceğiz. Ben gözümü Stockholm’e diktim! Elbette diğer hava yollarında da birçok seçenek mevcut.

Vizesiz Adriyatik keyfi: Dubrovnik! Yeşil veya kırmızı pasaport sahibi şanslı bir kişiyseniz problem yok ama lacivert pasaport sahipleri için Dubrovnik değerlendirilmesi gereken bir seçenek. Hırvatistan’ın Avrupa Birliği’ne giriş macerası daha ne kadar sürer bilinmez; bu yüzden uçağa atlayıp gidebilme lüksünü bir an önce mutlaka kullanmak gerek!

Daha da uzaklar: Kuzey ve Güney Amerika ve Uzak Doğu: Özellikle Kasım ayındaki dokuz günlük bayram tatili, uzaklara gitmek isteyip de işten güçten bir türlü fırsat yaratamayanlar için büyük fırsat.
Beyaz Geceler: Rus büyüsü! Mayıs ayı sonunda başlayıp Temmuz ortasına kadar devam eden Beyaz Geceler St. Petersburg’da festival havasında geçiyor. Büyülü bir şehirde, havanın kararmak bilmediği bu günlere şahit olmak enteresan bir deneyim olsa gerek!

Festivaller: Avrupa’nın birçok şehrinde yaz boyu eğlenceli festivaller düzenleniyor. Bunlara ister kendi organizasyon yeteneğinizi kullanarak, ister “Do Break” gibi bu tip festivaller için özel turlar düzenleyen acentelerden biriyle görüşerek katılabilirsiniz. Bu kategoride mutlaka bahsedilmesi gerekenlerden biri, İspanya’da Ağustos ayının son Çarşambası yapılan “La Tomatina” festivali. Festivale ev sahipliği yapan Bunyol Kasabası’nın tepeden tırnağa domatese bulandığı bu çılgın festival hayatta mutlaka bir kere görülmesi gereken bir olay. Elbette birçok müzik festivali de yaz boyu farklı farklı yerlerde, sevdiğiniz grupları bir arada canlı izleme olanağı tanıyor. Kendi zevkinize göre birini seçip katılmak mümkün.

Bunların yanı sıra, birçok otel zinciri ve hava yolu da keyifli kampanya seçenekleri sunuyor.  Yani aslında özetle durum şu ki, yoğun iş temposu bir bahane değil; hevesi ve heyecanı olana bu sene seyahat etmek için bol bol fırsat var. Dünyada görülecek öyle çok yer, yapılacak öyle çok şey var ki, bunların belki de küçücük bir kısmını bile kişisel serüveninize eklemek için en ufak fırsatı bile değerlendirmek gerekiyor. Siz yeter ki farklı coğrafyaları keşfetmek için istekli olun ve yanınızda heyecanınızı paylaşacak birileri olsun.

AYŞE’NİN ÖNERİLERİ:
Film: The Motorcycle Diaries
Kitap: Başka Kentler Başka Denizler 1 ve 2 – Murat Belge
Müzik: Depeche Mode ve Radiohead her yolculuğa iyi gider!

Yazar Hakkında /

Yazarımızın kısa özgeçmişi çok yakında burada, sayfamızda olacaktır.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.