© Copyright 2017 Mag Medya
Başa Dön

Gereksiz Savunma

Gereksiz yerlerde devreye giren savunma mekanizmalarımız...

Gereksiz Savunma

Okuma süresi 4 dakika

İlişkiler, ne kadar uzun soluklu ya da çiçeği burnunda olursa olsun, ortak bir problemleri var; gereksiz yerlerde devreye giren savunma mekanizmalarımız. Bu savunma mekanizmalarımız, bazen geçmişimiz, bazen geleceğimizle ilgili kaygı ve korkularımız nedeniyle devreye giriyor. Bazen eleştiriye kapalı olmamızdan, bazen anlık ve düşünceden uzak reflekslerimiz nedeniyle, bazense küçük hesaplarımız yüzünden… 

 

Her zaman söylediğim üzere; toplumsal özelliklerimiz ilişkilerimizin gidişatına fazlasıyla yansıyor. Erkeğin savunma mekanizmasının gereksiz biçimde devreye girmesinde de bu oldukça etkili. Çünkü Türk erkeği, kadını şımartmamak gibi garip bir amaç taşıyor. Bu nedenle özel günlerle ilgili isteklere, beklentilere, hayallere ve sitemlere karşı anlamsız bir tavır geliştiriyor ve kendilerini aslı astarı olmayan ya da isterlerse değiştirilebilecek huyları, alışkanlıkları üzerinden savunuyorlar. “Ben öyle şeylerden anlamam”, “Neyini eksik ettim?”, “Ben seçince beğenmezsin diye.”, “Kendin her şeyi alabiliyorsun zaten.”, “Kim icat etmiş böyle saçmalıkları!”, “Ne zaman yaptığımı gördün?”, “Vakit mi var?”, “Çok düşündüm de bulamadım.”, “Sevmesem niye evleneyim?”, “Süslü laflar etmeden olmuyor mu?”, “Daha geçen gün demiştim ya.”, “Sen seç işte, ne fark eder?”, “Ben sıkılırım öyle yerlerde.” gibi cümlelerle söylemedikleri güzel sözlerin, kutlamadıkları özel günlerin, eşlik etmedikleri ortamların, almadıkları hediyelerin savunmasını yapıyorlar. Üşengeçlik de var tabii. Ha bir de ince ruhlu olmaktan biz kadınlara nazaran çok daha uzaklar. Bir kuru dalın çözebileceklerinden, hatalarını kabul etmenin karşılığında görecekleri şefkatten ve direnmeyi bırakmanın açacağı yollardan habersizler. 

 

Kadınların gereksiz biçimde devreye soktukları savunmaları yok mu peki? Elbette var. Keşke olmasaydı ama var. Biz de maalesef basit eleştirileri şahsımıza bir saldırı gibi alıp kendimizi, kıyaslanmış ve kenara atılmış gibi hissediyoruz hemen. Fazla kilolarımızın sağlığımızı olumsuz etkileyebileceğini söyleyen eşe: “Sen zayıf kadın al, istediğin bu belli ki.”, demek bu meselenin bir parçası mesela. “Zaten sen hep böyleydin.”, “Beni böyle sevdin sen, kusura bakma.”, “Herkesin var, ben isteyince mi sorun oluyor?”, “Sen benim ailemi saymazsan ben seninkini hiç saymam.”, “Yemeğin hazır, çamaşırın temiz, daha ne istiyorsun?” kadınların en sık kullandıkları gereksiz savunma cümleleri. İkili ilişkilerde karşımızdakini mutsuz ya da rahatsız eden şeyler üzerine düşünmek, her zaman büyük gereksinimdir. Bunları dünyanın sonu, büyük hakaretler, devasa ve imkansıza dair beklentiler olarak algılama yanlışı, ilişkileri büyük çıkmazlara sokuyor ve ruhunu kaybettiriyor. Ruhunu kaybettiriyor çünkü ilişki, iki tarafın birbiri için bir şey yapmaktan keyif de alabildiği bir kavram olabilmeli. Gereksiz savunmalar, anlamsız çıkışlar, büyük tavırlar, iyi ilişkinin sırrı değildir ve hiçbir zaman olamazlar. 

 

“Haklısın” ile başlayan cümle kurmak, bütün sorunların çözüm anahtarı mıdır? Hayır. Çünkü kişi, karşısındakinin haklılığına inanmıyor ve yalnızca anı kurtarmak, sakinleştirmek ya da kavgayı bitirmek için söylüyorsa bu da son derece tahrik edici olabilir. İlişkide herkes kendisinin ciddiye alındığını bilmeye ihtiyaç duyar. Çocuk gibi oyalanmak, sesi kesilsin diye geçiştirilmek ne erkeğin hoşuna gider ne de kadının. Dolayısıyla bu yazdıklarımdan “kendinizi savunmayın, itiraz etmeyin ya da teslim olun” gibi sonuçlar çıkarılmamalı. Demek istediğim; karşımızdakini dinlemek, doğru anlamak ve ilişkimizin geleceği için öz eleştirimizi yapmak, gerçek bir çözüm getirebilir. Üslubumuzu olması gereken sadelikte ve nezakette tutmamız, her şeyi çözmemize yardımcı olacaktır. Ne yalan yere hak vermek ne de sırf üste çıkmak için haksız saymak; doğrusunu anlamaya çalışmak ve eleştiriye harcadığımız mesainin yarısını öz eleştiriye harcamak… 

 

Mutlu ilişkinin tek bir formülü yok, bunu sanırım yaşantımızdaki sayısız hikaye sonucu anlamışızdır. Ama yine fark etmiş olmalıyız ki aşk ve sevgi; geçmişimizden, elalemden ve her zaman haklı çıkmaktan çok daha önemli, çok daha bulunmaz… 

Yazar Hakkında: /

Diva Kadın Sağlığı Merkezi'nin kurucusu Op. Dr. Gökçen Erdoğan, kadın hastalıkları ve doğum uzmanıdır.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: