Başa Dön

Etel Baler

blank

Etel Baler

Okuma süresi 10 dakika

Etel Baler… Cemiyet sayfalarımızın her ay olmazsa olmazlarımız arasına giriyor neredeyse… Düzgün fiziği, muhteşem tasarımlı kıyafetleri, duruşu ile
sadece bizim değil aslında Türkiye’nin de ilgisini çeken bir isim… Onu her yerde göremez, hakkında çok şey bilemez ama ilgiyle izlersiniz, biliyoruz… Nisan sayımız için yine MAG’a yakışır bir moda çekimi yapma telaşındayken akıllara Etel Baler geldi haliyle… Nasıl bir kişilikle karşılaşacağımızı bilmeden Etel Baler’e ulaştık… Daha konuşmamızın ilk dakikalarında hissettiğimiz samimiyet ve içtenlikle kalbimizi fethetti diyebiliriz. O kadar cana yakın ve gerçekten “düzgün” bir iş ortaya çıkarma çabasındaydı ki, anlatmamız mümkün değil. Çekim ile ilgili her konuyla en ince detayına kadar ilgileniyor, mekan, kıyafetler için önerilerde bulunuyor… Daha en başından ortaya böyle muhteşem karelerin çıkacağı belliydi aslında… Uzun görüşmeler sonunda farklı bir mekanı, İstanbul Fashion Week’e bu sene ev sahipliği yapan Santral İstanbul’u çekimin adresi olarak belirliyoruz. İhtişamlı, gösterişli ve şaşalı bir yer değil de daha modern ve farklı bir iş çıkarmak adına bu fikir hem Etel Baler’in hem de bizim çok hoşumuza gidiyor. Kıyafetlere gelince… Etel Baler gibi bu konuda “eksper” olmuş bir kişi ile çekim yapılacağı zaman, kıyafetler konusunda biraz paniklemiyor değiliz… Ancak o konuda da öylesine “açık fikirli” ki inanamazsınız. Çoğu kişinin aklına bile gelmeyen, genç Türk tasarımcılarının önünü açmanın gerekliliğinden ve böyle bir çekimde onlara destek vermek istediğinden bahsedip, çekimde genç ve başarılı tasarımcı Zeynep Tosun’dan da bir parça giymek istediğini söylüyor ve biz de memnuniyetle kabul ediyoruz. Harvey Nichols’tan alınan diğer parçalarla çekim için gerekli hazırlıklarımızı da tamamlıyoruz. Tüm bunlar olurken Etel Hanım’ın “grip” olduğunu da eklemeden geçmek olmaz. Hasta hasta çekimin tüm ayrıntılarını düşünüp, kıyafetler konusunda destek ve önerilerini esirgemeden bir de üstüne Santral İstanbul’da açık havada –ki takdir edersiniz biz bu çekimi soğuk bir Mart günü gerçekleştirdik– objektiflere sekiz saat poz verdi. Aslında başta biraz endişelenmedik değil… Her an çekimi iptal edebilirdi… Bu endişemizi paylaştık ancak “Önemi yok, biz her koşulda çekim yaparız” dedi ve profesyonel bir model gibi bizimle çekim yaptı. Sonuç ortada; harika bir mekan, muhteşem Etel Baler ve kusursuz pozlar…
Sadece çekim yapmadık tabi ki… Etel Baler’i merak edenler için de çok keyifli, gerçekten içi dopdolu bir sohbet gerçekleştirdik. Fotoğraflarda Etel Baler zaten göz kamaştırıyor ancak keyifli röportajımızı okuduktan sonra da Etel Baler’e hayran kalacaksınız bizden söylemesi…

Her zaman çok renkli, çok bakımlı, gözlerinizin içi gülerken görüyoruz sizi. Canlı bir kişisiniz. Bu insanın içinde olan bir şey mi?

Öncelikle teşekkür ederim. Hayatımın olmazsa olmazları; çok okumak, kendini geliştirmek, hayatta farklı düşünceleri, ırkları, gelenekleri, yaşam şekillerini garipsemeden anlamaya çalışmak ve onların varlığından rahatsızlık duymak yerine dünyaya çeşitlilik kattıkları için memnun olmak. Gözlerimin içinin gülmesi de kendimle barışık olmamdan olsa gerek. İçimde asla kızgınlık duygusunu biriktirmiyorum, bunun sadece insanın kendine zarar veren bir duygu olduğunu biliyorum. Bütün bunların ise insanın içinde olduğuna inanmıyorum. Herkes kendini doğru yönlendirebilir, tek yapmanız gereken düşüncenizi değiştirmek.

Bu enerjiniz nereden geliyor? Kaynağı nedir?
Sevgi herhalde.

Cemiyet hayatının önde gelen simalarındansınız. Ve insanlar sizi kafalarında başka canlandırıyor ve çekiniyor olabilirler… Ancak biz çekimde gördük ki çok cana yakın ve sıcakkanlısınız. Sizin bu denli içten olmanız hayata bakışınızdan, hayat görüşünüzden mi kaynaklanıyor?
Bence bu çekinilen durum benden çok insanların kafalarında başkalarını oturttukları imajdan kaynaklanıyor. Beni tanıyıp da cana yakın bulmayan yoktur, herkesle durur konuşurum ve işini hakkıyla yapan her insana müteşekkirimdir. Tüm sokağa yayılan enfes bir ekmek kokusu için erken
kalkan fırıncının, çöp bidonlarını almak için gece geç yatan görevlinin hayat kalitemizi ne kadar arttırdığının farkında mısınız? Herkese güler yüzle yaklaşmalıyız, herkes hayatın güzelleşmesi ve iyileşmesi için katkıda bulunuyor, herkes saygıyı hak ediyor.

Çok genç aynı zamanda da muhteşem fiziğe sahip bir anne ve aynı zamanda da bir eşsiniz. Bunu nasıl sağlıyor, bu dengeyi nasıl kuruyorsunuz?
Teşekkür ederim ama tüm yeni nesil böyle artık bence. Önceliklerini belirledikten sonra dengeyi kurmak kolay oluyor.
Düzenli bir beslenme programınız ve bakım programınız var mı? Bu kadar fit ve bu kadar bakımlı olmak hiç kolay değil…
Sanırım bunun için anneme teşekkür etmeliyim; bizi hep sağlıklı besledi;  cips, kızartma, abur cubur, soslu yemekler nedir bilmedik. Dolayısıyla doğal olmayan besinleri hiçbir zaman sevmedim, böyle bir damak tadım yok.

Spor yapıyor musunuz?
Haftada üç kere ormana gidip bambaşka bir oksijeni soluyarak, sessizliğin sesini dinleyerek dünyada tek insan ben kalmışım gibi yürüyüş ve koşu yapıyorum. Sanki beni temizliyor, tüm duyularımı açıyor, günlük hayatın zararlı ışınlarından ve koşuşturmasından arındırıyor. Yoga ve meditasyon da yapıyorum. Yoga zaten müthiş bir esneklik katıyor.

Eşinizle nasıl tanıştınız?
Ortak bir arkadaşımız tanıştırdı sanıyordum ama meğerse altı ay benle tanışabilmek için uğraşmış. O sıralar ben tabi bunların hiç farkında değilim, arkadaşça görüşüyoruz sanıyordum. Bir gün
“Akşam buluşalım” dedi, ben de “Babamla Köln’de  fuardayım” dedim.”Ben de Köln’deyim, buluşalım” dedi. Meğerse İstanbul’daymış, kendi yorumuyla “rekabetsiz ortamda benle baş başa olabilmek” için ilk uçakla İstanbul’dan Almanya’ya gelmiş. Çok da iyi etmiş çünkü bu seyahat sonrası beraber olmaya başladık.

Uyumlu bir çift misiniz?
Evet

Kaç çocuğunuz var?
Ralf adında beş yaşında bir oğlumuz var.

Çocukları çok sevdiğinizi biliyoruz. Başka çocuk yapma fikriniz var mı?

Var tabii, üç çocuk istiyorum en az… İnşallah…

Ralf ile ilişkiniz nasıl? Etel Baler nasıl bir anne?
Oğlumla zaman geçirmekten çok keyif alan bir anneyim.

Burcunuz nedir?

Terazi

Burcunuzun özelliklerini taşıyor musunuz?
Çok fazla böyle şeylere kafa yoran bir yapım yok, ama taşıyorum galiba. Terazi denge ve uyumun burcudur.

Kişisel gelişime verdiğiniz önem, konuşmalarınızdan ve duruşunuzdan belli oluyor. Bu konuda neler yapıyorsunuz? Seminerler, kitaplar?

Bunlar da etkili tabi ama ben kişisel gelişimin bir olgunluk olduğunu düşünüyorum. Her insanın hayatından hep almanın yetmeyeceğini anladığı, dünyaya ve diğer insanlara bir şey vermesi gerektiğini kavradığı bir zaman geliyor. Bazen daha erken geliyor, bazen tüm hırslar törpülenene kadar bekliyor, ama kimse  içindeki “insan”dan kaçamıyor.

Çok iyi derecede İngilizce, Fransızca ve İtalyanca biliyorsunuz… Nerede öğrendiniz ve bilgilerinizi nasıl taze tutuyorsunuz. Aslında yılın yarısını yurt dışında geçirdiğinizi var sayarsak bu çok zor olmasa gerek…

Fransızcayı evde öğrendim ve daha sonra Notre Dame De Sion’da okudum. İngilizceyi okulda öğrendim. İtalyanca için kursa gittim. Sonradan öğrendiğime göre kursun müdürü ilk gün beni gördüğünde “Bu kız burada bir hafta bile dayanamaz” demiş, o dönemden bir tek ben tüm sınıfları
bitirdim, üstelik öğrendiklerimi akşamları eşime öğretiyorum, şimdi o da anadili gibi konuşuyor.  Müdür ise “Burada kalıp çalışmak ister misin?” dedi. Daha sonra aynı kursta Latin Dili ve Edebiyatı derslerine katıldım. Eşimle ve oğlumla evde İtalyanca konuşuyoruz, annemlerle ve
anneannemlerle Fransızca konuşuyorum, İngilizce ise her yerde. Dolayısıyla dilleri taze tutmak gibi bir sorun yaşamıyorum. Dediğiniz gibi seyahatler de cabası…

Tatil size ne ifade ediyor?
Çeşitliği seviyorum. Bazı tatiller kültürel gezi olmalı, bazıları dinleme ve sadece aile, bazıları eğlence… O an ruhumun neye ihtiyacı varsa…

Güzellik sırlarınızı bizimle paylaşır mısınız?

Öncellikle iyi hissedin. Doğal yiyin çünkü bence yapay yiyecekler kimyasal dengeyi de bozuyor. Ben kahve, çay yerine taze nane, maydanoz, dereotu, çubuk tarçın, biberiye, limon ve portakal
dilimleri, nar tanelerinin üstüne sıcak su ekleyip içmeyi tercih ediyorum. Diğer bir tarifim ıspanak, kereviz sapı, roka ve limonu çiğ olarak katı meyve sıkacağında sıkıp içmek. Bu karışım çok ağır gelirse yeşil elma, zencefil ve limonu sıkmayı deneyin. Cildinizdeki farkı fark edeceksiniz.

Çok renkli bir gardırobunuz olsa gerek… Özellikle takip ettiğiniz tasarımcılar var mı?

Gardırobumu çok seviyorum diyelim… Takıntılarım yok o sezon defilelerini inceleyip karar veriyorum. Bazen bir sezon çok beğendiğiniz bir tasarımcıyı bir sonraki sezon hiç beğenmeyebiliyorsunuz… Bu aralar Herve Leger’in bandaj elbiselerine bayılıyorum. Alexander Wang, Jean-Charles Castelbajac, Micheal Kors bir kaç sezondur istikrarlı bir başarı sergiliyorlar. Jonathan Saunders, David Koma, Peter Pilotto çok yetenekliler.

Türk modasında yeni genç yetenekler var… Siz de onları destekliyorsunuz… Özellikle beğenerek takip ettiğiniz genç yetenekler kimler?
O kadar çok var ki… Zeynep Tosun, Hakan Yıldırım, Aslı Rojin Polat, Begüm Salihoğlu, Özgür Masur, Zeynep Erdoğan aklıma ilk gelenler. İstanbul Moda Akademisi gençlerinin mezuniyet töreni için hazırladıkları defilelerinde bile yurtdışındaki birçok markadan çok daha özgün ve yaratıcı parçalar vardı. Genç Türk tasarımcıların Hakan Yıldırım’ın Londra seferinde olduğu gibi dünyayı sarsacaklarına inanıyorum.

Tarzınızı nasıl tanımlarsınız?

Marjinal olmadan farklı olabilmeyi seviyorum.

Bu sezon aldığınız ilk parça?
Jeremy Scott’un Linda Farrow adına tasarladığı gözlükler.

Gardırobunuzun olmazsa olmaz parçaları var mı?

Aldığım her şeye çok değer veririm ve tepe tepe kullanırım ama Chanel elbiselerimi ve
ceketlerimi bir gıdım daha çok seviyorum.

Alışverişte almaktan en çok zevk aldığınız parça hangisi? Ayakkabı, çanta, elbise, şapka?
Kesinlikle elbise

Çekimler nasıl geçti?
Çok eğlendim.

MAG hakkında ne düşünüyorsunuz?
Derginin tuşesini ve kalitesini çok beğendim. Ekibinize de hayran kaldığımı belirtmeliyim. Herhalde Vogue Paris bir ekip yollasaydı ancak bu kadar güzel, bakımlı ve kültürlü olabilirlerdi. (P.s: Dün Harvey Nichols’ta Murat Bey’le konuştuk, ona da aynı şeyi söyledim.)

Son olarak MAG Okurları için ne söylemek istersiniz?
Mutlu edilmeyi beklemeyin, işe mutlu etmekle başlayın!

Yazar Hakkında /

Yazarımız hakkında kısa özgeçmişi çok yakında sayfamızda olacaktır.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: