Başa Dön

Etel Baler ile Türk Tasarımcılar

blank

Etel Baler ile Türk Tasarımcılar

Okuma süresi 7 dakika

Herkese merhaba! Sizinle her ay bir Türk tasarımcıyı paylaşmaya çalışacağım. Beni bazen modadan, bazen dekorasyondan, bazen mücevherden, bazen hiç beklemediğiniz bir konudan bahsederken bulacaksınız… Tek şartım ürünlerin tasarım olması…

Yeni neslin vizyon ve yaratıcılığını beğeniyorum, önlerinin çok açık olduğuna inanıyorum. Bizim de tasarımcılarımıza yurtdışında verilen değeri vermemiz en büyük dileğim.

 

Biliyorsunuz seyahat etmeyi çok severim. En son seyahatimde de Dubai’deydim. Herkes Dubai’nin alışverişini yerlere göklere sığdıramasa da bana sorarsanız her şey ya çok yazlık ya da çok allı pulluydu. Bütün Dubai’de tek bir dükkandan içeri girdiğimde nefesim kesildi; “Boutique 1”. Hiç bir yerde bulunmayan Victoria Beckham’lar, Mary Katrantzou, Alaia, Oscar de la Renta, Nicholas Kirkwood, Phillip Lim ne ararsanız var… Gözüm takılara takıldı. Bir de ne göreyim? Kısmet by Milka!

 

Çok gurur duydum tabii… Bu kadar dünyaca ünlü tasarımcı arasında bir Türk, üstelik adadan çocukluk arkadaşım… Birkaç gün sonra çok sevdiğim internet sitesi Shop l’atitude ve yine karşımda Kısmet! Ona torpil geçmiyorum, ilk röportaj hakkını alnının teriyle kazandı; Milka Karaağaçlı…

 

Tasarımlarında çizgin nasıl?

Kesinlikle çok belirgin bir çizgim var. Kısmet öncelikle bir Türk markası. İstanbullu. Doğu’nun otantikliğini, Batı’nın modernliğini tasarımlarında barındırıyor. Şehirli. Gösterişten uzak, bir o kadar da dikkat çekici. Sade, basit ancak farklı. Küçük riskler taşıyor. Asimetri var. Abartı yok. Keskin bir tarzı var, kendini belli ediyor. Uyumlu, bazen agresif. Dengeli.

 

Paris Moda Haftası’na katılman beni tam 12’den vurdu. Bunun hikayesini anlatır mısın?

2010 Haziran ayında web siteme bir davet yazısı geldi. İnternette araştırma yaparken benim sitemi buluyorlar, tasarımlarımı beğeniyorlar ve kreatif direktörleri Kısmet markasını seçiyor. Ben bu davet yazısını görünce çok sevindim tabii, Ekim 2010’daki moda haftasına katıldım, bunu Mart 2011 ve Ekim 2011’deki katılımlar izledi. 2012 Ağustos ayında da New York Moda Haftası’na katılacağım. İlk defa katıldığımda ne beklemem gerektiğini hiç bilmiyordum. Sonuçta dünyanın tanımadığı bir marka, etrafımda bir sürü dünya markası var ve ben onların arasından sıyrılabilecek miydim acaba? Markanın önünden geçen herkes bir durdu, baktı, sordu. Bu benim için çok önemliydi. İlk katılımımda Londra Selfridges, Kabiri shops, Dubai, Kuveyt benden hatırı sayılır miktarda alım yaptılar. Şu anda hala Kısmet satıyorlar. Daha sonraki katılımımda birçok yeni ülke ve satış noktası ekledim portfolyoma. Bir Türk markasının beğenilmesi ve bunu temsil ediyor olmak beni çok mutlu ediyor. Amacım dünya çapında bir marka olmak ve moda haftaları bunu gerçekleştirmek için iyi bir strateji.

Mücevherlerinde belli bir tema üzerinde yoğunlaşıyor musun? Nelerden ilham alıyorsun?

Kısmet markasının en önemli özelliği bir hikayeyle doğmuş olması, ismi gibi bütün koleksiyonlar bir felsefe ve güçlü bir fikirle ortaya çıkıyor. Trendler de önemli, onlardan da etkileniyorum ama koleksiyonların özgün olması farz, kişiliğimi, iç dünyamı, beni yansıtıyorlar çoğu zaman. Okuduğum kitaptaki bir cümle, dergide gördüğüm mimari bir detay ya da seyahatte yolda yürürken hissettiğim bir duygu beni harekete geçirebiliyor. Çok araştırıyorum, okuyorum, izliyorum. Öncelikle konsepti yazıyorum, fikrin arkasındaki felsefeyi çözüyorum, sonra kafamda görselleştiriyorum ve çiziyorum. Şık bir mücevher tasarımı öncelikle göze hitap etmeli, satın alma kararını verecek kişi vitrinde tasarımı görüyor ve bir sonraki adımda hikayesini öğreniyor. Takan kişinin o mücevheri beğenmesi, sevmesi ve taktığı zaman kendini iyi hissetmesi lazım. Ancak o zaman mücevheri üzerinde iyi taşıyabilir. Bence bu çok duygusal bir bağ. Eğer ki o tasarımın hikayesini bilirseniz aldığınız mücevhere daha çok bağlanıyorsunuz ve o zaman hissederek taşıyorsunuz. Bu bakış açısıyla yaratıyorum tasarımlarımı. Dünya trendlerini kendi çizgimde, kendi yorumumla yansıtabildiğim zaman markaya yaraşır bir iş yapmış hissediyorum kendimi.

 

Kısmet adının hikayesi nedir? Kısmete inanır mısın? Kaderci misin?

Kaderi kendimizin yarattığına inanıyorum. Ben düşüncelerimle istediklerimi kendime çekebiliyorum. 2008 Kasım ayında hayatımda yeni bir kapı açıldı ve o kapıdan girdim. Bu işe girmem ilk başta hobi seviyesindeydi. Kısa sürede çok yol kat etmeye başlayınca işin şekli değişti. Etrafımdakiler tasarımlarımı beğenip almak istedikçe içimdeki istek büyüdü. Hayata bakışımı, inançlarımı ifade edebileceğim bir alan bulmuştum. İşin inceliklerini öğrendikçe daha da haz duymaya başladım. Kısmet markası doğdu. Kısmet ismine gelince; Hayatta her an bir seçim yapıyoruz ve her an geleceğimizi şekillendiriyoruz. Aslında kendi kararımızla kendi geleceğimizi yaratıyoruz. Kısmet taktığımda gerçekten kendimi iyi hissediyorum ve şansımın, enerjimin açıldığına inanıyorum. Her bir ürünü bu enerjiyle veriyorum. Kısmet takanlar bunu çok iyi biliyor. İsmin özellikle Türkçe olmasını arzuladım. Çünkü ben bir Türk markasıyım, tasarımlarımda bunun yansıması var, markanın isminde de bundan bir parça olsun istedim.

 

Türkiye’de çok satılan modeller ile yurtdışında çok satılanlar birbirini tutuyor mu?

Pazara ve satış noktasına göre sevilen koleksiyonlar farklılık gösteriyor elbette. Örneğin Londra’daki satış noktalarımda daha klasik modeller satılırken Dubai ve Kuveyt’te daha cesur modeller beğeniliyor. Türkiye’de ise her koleksiyonumun bir alıcı kitlesi var, o yüzden bütün satış noktalarıma her koleksiyonu koymaya özen gösteriyorum.

 

Bana göre dünya markası olma yolundasın. Sen bunun farkında mısın?

Bu yolda ilerlediğimin farkındayım ama bana şu anda yetersiz geliyor çünkü yürüyorum, hedefim ise koşmak. İlk günden beri hayalim Kısmet’in dünyaca bilinen, sevilen bir marka olması. Bütün stratejilerimi bu yönde belirliyorum. Şu anda yansımalarını görüyoruz. Mesela Kimberly Perry Grammy Ödül Töreni’nde benim tasarımım olan bir kolyeyi New York’taki satış noktamdan alıp taktı. Bana göre bu çok büyük bir adım. Devamının gelmesi için bütün enerjimi veriyorum.

Mücevher almak isteyenlere ne önerirsin?

Mücevher ile kadın arasındaki bağ bence çok duygusal. Kişinin mücevheri taktığında kendini iyi hissetmesi, ona bağlanması gerekir. Bu işin modası, trendi yok. Önemli olan aynaya baktığında kendini beğenmek, çünkü siz kendinizi nasıl görürseniz etrafınız da sizi öyle görür. Benim önerim seçim yaparken iç sesinizi dinleyin, kendinize yakın olanı seçin. Kendine yakışanı bulmak da bu zaten.

 

Coco Chanel evden çıkmadan üzerinizden bir şey çıkarın demiş. Buna karşılık Rachel Zoe evden çıkarken mutlaka üzerinize bir mücevher daha takın demiş. Hangisine katılıyorsun?

Bana kalırsa ikisi de doğru. Az önce söylediğim gibi önemli olan kendine yakışanı bulmak. Şahsen ben çok takmayı seviyorum, aynı zamanda sadelikten yanayım. Çok takarken sadeliği korumak da mümkün. Tasarımlarımın zaten öyle bir çizgisi var, çok takınca fazla durmuyor, az takınca ise kendini gösteriyor.

 

Röportaj: Etel Baler

KÜNYE:

En ucuz ürünün: 290 TL
En pahalı ürünün:
29.000$
Nereden bulabilirim
Merkez : Bebek Kısmet Showroom (0 212 265 30 32)

Online satış :  www.lidyana.com,  www.modabyte.com

İstanbul : Harvey Nichols Kanyon, Midnight Express Bebek,   Brandroom Nişantaşı, Mon Reve İstinye Park

Ankara : Harvey Nichols

İzmir : Mege Pırlanta

Balıkesir : İsmet Arda Mücevherat

Yurtdışı : İngiltere, Fransa, Amerika, Dubai, Kuveyt,İsviçre, Kıbrıs, Avustralya

 

[nggallery id=1012]

Yazar Hakkında /

Yazarımız hakkında kısa özgeçmişi çok yakında sayfamızda olacaktır.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: