Başa Dön

Bu Yaşadığımız Duygusal Körlük mü, Yoksa Apati Sendromu mu?

blank

Bu Yaşadığımız Duygusal Körlük mü, Yoksa Apati Sendromu mu?

Okuma süresi 4 dakika

Haziran geldi. Yaz, yüzünü gösterdi. Tatile koşmak için “hazır ol”da bekliyoruz artık. Çocuklarının okul ve sınavları bitenler, yazlıkları ve otelleri doldurmaya hazır. En önemlisi de pandemi bitmiş gibi davranmaya başladık. Bitti mi zaman gösterecek; ama bizler sıcak yaz günlerini kucaklamayı sabırsızlıkla bekliyoruz. Bu ay ele aldığımız konuya Cemal Süreya’nın, bir kopuşu anlattığı satırlarla başladık. Bu yazımızda sizlere “ilgisizlik sendromu” da diyebileceğimiz “apati”den bahsetmek istiyorum.

Fiyat algısını kaybetmeye başladınız mı, alışveriş yaparken? Artış olup olmadığına bakmaksızın, nasılsa alacağım, deyip ürünleri alıyor musunuz? Pandemi; patlak verdiği ilk günden beridir “sayılar” ile gündemde. Hastalıkla ilgili, yapılan test, iyileşen hasta, hayatını kaybedenler gibi rakamları kontrol ediyor musunuz? Ya da bir hikâye ile anlatalım: İkinci Dünya Savaşı’nda, Vietnam ormanlarında kaybolan askerin hikâyesini duymuşsunuzdur. Yirmi dokuz yıl boyunca savaşın devam ettiğine inandığı için, bulunduğu yeri terk etmemiş, kendisine ve hayatındaki diğer gerçeklere kayıtsız kalıp, görevi uğruna yaşamaya devam etmiş. Bulunduğunda, savaşın bittiği söylendiği zaman ne hissetmiştir diye düşünür müsünüz? Daha birçok örnekle anlatılabilecek, demans gibi hastalıklar sonrasında “tepki” verme yeteneğinizi tamamıyla elinizden alan bir hastalığı anlatacağım aslında. Örnekleri basit tutmaya çalıştım ki daha ilerisi hiçbirimizin aklına yatar gibi değil. Apati sendromu, ilgisizlik olarak bilinmektedir. Yaşlanmanın ve sağlıklı yaşamın bir parçası olmayan bu durum Alzheimer, Parkinson ve şizofreni gibi birçok hastalığa atfedilebilir. Apati; belirli durumlarla ya da genel olarak yaşamla ilgili duygu, ilgi, özel endişe eksikliği olarak sunulur. Kısa süreli olarak bazen bunu yaşasak da, tıbbi anlamda ciddiye alınması gereken, uzun süreli bir sendrom olarak kabul edilmiştir. Çok büyük bir sorun gibi düşünülmese bile, hatta bazen bu duygu durumuna ulaşmayı da istiyoruz bence.

Apati sendromu içerisinde olduğumuzu anlamamıza yardımcı olacak belirtiler neler?

  1. Duygu, his, endişe, tutku yokluğu ya da bunların bastırılması
  2. Motivasyon eksikliği yaşamamız
  3. Anlam ve amaç eksikliği yaşıyor olmamız
  4. Enerjimizin azalması, yaşamdan ve olaylardan kopma. Yani sosyalleşmenin yoksunluğu. Demans başlangıcı bu belirtiyi en çok veren hastalıklardandır, denilebilir.

Duygu körlüğünden (aleksitimi) farklı olarak, duyguları ifade etmede ya da tepki vermedeki azalma, bu sendromda daha derindir. Duygu körlüğü dediğimiz o halde, mesela, kişi hâlâ olaylara tepki verecek durumdadır; söz konusu apati olunca, daha derin bir kopuş olduğu görülmüş, bu da sebeplerine bağlı olarak, ciddi bir tedavi gereksinimi oluşturduğunu ortaya koymuştur. Alzheimer, kalıcı depresif bozukluk, frontortemporal demans, Huntington hastalığı (sinir hücrelerini yıkıma uğratan bir hastalık), ilerleyici felç, şizofreni, inme, vasküler demans, ve tükenmişlik sendromunun son evresi gibi rahatsızlıklar sonrasında da hastaların apati sendromu yaşadıkları tespit edilmiştir. Hayatınızı etkileyen olaylara üzülme şekliniz, depresyonda olduğunuzu düşündüğünüz zamanlar “kırıldım” diyebilmeniz, âşık olduğunuz zaman hissettiğiniz heyecanlar, yani tepki verebildiğiniz her an aslında çok kıymetlidir. Depresyonun üzüntüden farklı olduğunu hatırlatalım devam etmeden önce. O tepkinizle ilgili bir kararsızlık yaşamanız halinde bir uzmanla görüşebilirsiniz. Tepki verebilmek kıymetli bir hediye gibiyken, o hediyeyi kaybetmiş olsanız ne olurdu?

Apati durumundan, yani patolojik kayıtsızlık halinden nasıl çıkılır?

Her şeyden önce, patolojik bir rahatsızlık olduğu için, bir uzmandan destek alınmasını gerektirir. Kendi kendinize uygulayacağınız bazı şeyler de yardımcı olabilir: Spor yapmak, hareket halinde olmak birçok rahatsızlıkta olduğu gibi güç kazandırır; küçük şeylerden keyif almaya çalışmak; uzun zaman önce gibi gelse bile, alıp sakladığınız o müzik albümlerini, tozlu raflarından çıkarıp dinlemek, farkındalık kazandırabilir; sizi anlayabileceğini düşündüğünüz insanlarla iletişime geçmek rahatlatabilir; hobiler edinmek ve sevdiğimiz konularla uğraşmak fayda sağlayacaktır. Umarım bu yaz duygusal körlükler, sevgi sağırlıkları ve apatik durumlarımızın bizden uzaklaştığı ve mutlu günlere doğru yol aldığımız unutulmaz bir yaz olur. Sağlık ve huzur dolu günlerimize…

 

Yazar Hakkında /

Özgür Aksuna, 1978 yılında çok sevdiği Ankara’da dünyaya geldi. Üniversite yıllarına kadar Ankara’da eğitim hayatını sürdürdü, Müzik ve yayıncılık hayatına 1995 yılında TRT Ankara Radyosu ve TRT Ankara Televizyonu’nda başladı ses sanatçısı olarak bir çok program, konser ve turnelerde görev aldı, beraberinde ses sanatçılığı kariyerine Kültür Bakanlığının kadrosunda da bir süre devam ettikten sonra bir çok özel radyoda program yapıcısı, spiker, haber editörü,müzik direktörü, dj eğitmeni ve yayın yönetmenliği yardımcılığı yaptı. 1999 yılında Türkiye’nin en önemli yabancı müzik istasyonlarından Capital Radio ile başlayan Dj’lik ve radyo programları ile adını “Türkiye’yi Uyandıran Adam” olarak tüm Türkiye’ye ve yurt dışına duyurdu.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: