Başa Dön

Bu Şehirde Sürprize Yer Yok

blank

Bu Şehirde Sürprize Yer Yok

Okuma süresi 3 dakika

İşte bunu seviyorum. Yabancı bir şehirde geçirdiğim günlerden sonra İstanbul’a dönüş arifesinde bir kafeye sığınıp yaşadıklarımı, gördüklerimi, şehirden/insanlardan öğrendiklerimi kendi dilimde kağıda dökmeyi… Benzer bir deneyimi yaşamak üzere Viyana’nın yaygın kafe&pastane zinciri Aida’nın Stephansplatz’daki şubesinde caddeye bakan bir masaya kuruldum, kahvemi sipariş ettim, yağmurlu bir pazar gününde yazmaya başlıyorum.

Viyana yaşlı şehri demişlerdi, doğruymuş. Sokakta, şehrin popüler mekanlarında karşılaştığınız insanların yüzde 60’ı kırk yaşın üstünde. Viyana’da gençler evde, yaşlılar dışarıda vakit geçiriyor gibi sanki. Bir kafede/pastanede birbirini sarılıp öpen, aşk tazeleyen olgun çiftlere rastlamak mümkün ancak gençlerde hareket yok.
Viyana’da insanlar müziğe reaksiyon vermiyorlar. En hareketli olması beklenen marjinal gece kulüplerinde bile kimse dans etmiyor. Bırakın dans etmeyi, ritim tutana bile rastlamadım. Mekanlarda müzik var hareket yok, insan var enerji yok. Viyana’da eğlenmeyi unutun, en azından Türkiye’den aşina olduğumuz tarzda bir eğlence beklemeyin.

blank

Şehrin kendine özgü bir sistemi, yaşam düzeni var. Sistem saat gibi çalışıyor, kimse bu düzeni bozmuyor, bozmaya çalışmıyor. Sokaklarda sükunet hakim. Bağırıp çağıran bir insan, trafik kurallarını ihlal eden bir sürücü, sahipsiz tek bir hayvan görmek mümkün değil. Bu haliyle şehirde sürprizlere yer yok, her şey olağan, ne yazık ki insanlar da. Yaratıcılığın, yaşamsal enerjinin kaostan beslendiğine inanıyorsanız Viyana’da yaşamayı aklınızın ucundan bile geçirmeyiniz

 

Tuna Nehri’ni görün, suyun mucizesine kendi gözlerinizle şahit olun. Tuna Nehri kıyısındaki cafe-restoranlarda bambaşka bir Viyana ile karşılaşacaksınız. Nehre yaklaştıkça soğuk bir Avrupa şehrinden hayat dolu bir Akdeniz kasabasına ışınlanacaksınız.
Şehir merkezindeki (Karlsplatz) Cafe Museum, Cafe Mozart ve Cafe Milano gibi turistik mekanlarda klasik bir pastane deneyimi yaşamak yerine zamanın ruhunu yakalamak için Cihangir’i anımsatan Margaretenstrasse bölgesindeki butik kafelerde zaman geçirin. Bir sabah Blue Orange’da Viyana usulü bir kahvaltı yapın.

 

Gün içinde en çok tükettiğiniz içeçek kahve olacak. Şehirde adım başı bir “coffee shop” var. İç mekan tasarımları ile oldukça davetkar görünen bu kafelerde kısa molalar verip keyifli sohbetler yapın, her defasında farklı bir kahve çeşidini tadın.

Gitmek istediğiniz her yere metro ile ulaşmanız mümkün ancak taksiye binmekten de çekinmeyin. Taksi ücretleri gayet uygun, şoförler saygılı ve güvenilir. Sizi varış noktasına en kısa sürede ulaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar.
Gece dışarı çıkmadan önce gideceğiniz mekanları belirleyin. Barların ve gece kulüplerinin bir arada olduğu bir sokak/bölge yok, mekanı beğenmediğinizde çıkıp diğerine geçmek zaman alıyor. Üç farklı bölümden oluşan Why Not’ta müzik zevkinize hitap eden bir seçenek bulabilirsiniz. Mahalle barı atmosferine sahip The Village’de popüler şarkılar eşliğinde güzel zaman geçirebilirsiniz. Şehirde sıra dışı deneyimler yaşayabileceğiniz mekanlar da var, seçim sizin. Kulüplerde en çok duyacağınız şarkı ise şöhreti ülke sınırlarını aşan Ukraynalı pop müzik grubu Kazaky’nin “Love” isimli parçası olacak.

 

[nggallery id=1293]

Yazar Hakkında /

Yazarımız hakkında kısa özgeçmişi çok yakında sayfamızda olacaktır.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: