© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Bu Bir “Saçmalıklar” Yazısıdır

Bu Bir “Saçmalıklar” Yazısıdır

Ekim sayısındaki sayfama bir baktım sanki şekerci dükkanı… Utandım valla… “Otur Neslihan, sıfır!” dedim kendime.

Sayfalar şekerci dükanı, fermuarlar bana gitgide yabancı… Her birini kapatmam en az beş dakikamı alıyor. Duvara yaslan, göbek içeri, fermuar yukarı…  Böyle giderse kotlarımı yatağa uzanarak giyeceğim. İşte bu nedenle şu an çikolata yerine tırnaklarımı yiyorum dersem de inanmayın…

Aslında Dukan diyetine başlamaya karar verdim bu sabah… Diyeti çekilir hale getirmek için Dukan gözlemesi ve Dukan krepi yapmak istedim. Kitap sayfalarını karıştırmayın boşuna, bunları ben uydurdum… Yulaf kepeği, yumurta, yoğurt, peynir, süt, tarçın gibi malzemelerle yapıyorum. Mutfağa girdim hevesle. Gözlemeyi verdim fırına heyecanla. Yulaf kepeği koymayı unutmuşum, gözleme yandı…

Ondan vazgeçtim bu kez de şeker krep yapayım dedim. Tarçın yerine kimyon kullanmışım… Pişince kokusundan anladım…

Bir keresinde de köfteye kimyon yerine tarçın katmıştım… Sanırım kavanozların üzerine kocaman harflerle “Kimyon”, “Tarçın” yazma zamanı geldi.

Geçen sene İstanbul’da bir restoran işlettik kankam ile beraber… Ömrü kısa oldu, başarılı olamadık… Bazen salata ve tiramisuyu ben yapardım. “Acaba şekerli salata ya da tuzlu tiramisu yedirdiğim müşteri olmuş mudur?” diye sorguluyorum kendimi zaman zaman.  Spiritüel inanışlara göre iki kaşımızın biraz üstündeki yer ayır edicilik çakramızdır. İyiyi kötüden, güzeli çirkinden, doğruyu doğru olmayandan ayırt etmek için…

Acaba ben onu mutfaktaki baharatları ayırt etmek için kullansam hainlik mi olur?  “Çık mutfaktan Neslihan, gene sıfır”… Saat 11:15, yanımda sütlü filtre kahve ve acıbadem kurabiyesi… Ben “detoks” değil “retoks” insanıyım galiba… 

Bilmeyenler için açıklama:
“Retoks insanı” kısaca  “istediği her şeyi tıkınıp mutlu olan insan”demek…

Çekmeceleri karıştırıyorum!!!

Çünkü yazıyı bugün göndereceğime söz verdim dergiye. Bir sürü kötü huyum var.  Sözümü tutmamak bunlardan biri değil. Dolayısıyla bu yazı öğlene kadar bitmek zorunda.

Şu an kağıt yığınlarında geziyor ellerim… Eskiden beri gazetede, dergide beğendiğim paragraf, yazı, resim vb. bir sürü şeyi kesip saklarım… Şimdi oralardan konu olarak bir şey yakalar mıyım? diye ümit içindeyim…

Şişşt alay eden gençlik! 80’li yıllarda çocuktum ben, google ile geç tanıştık biz!

Evet… Kağıtlar arasından bir şeyler ararken saç baş dağılır, gözler yorulur, sinirler bozulur…

Ama hiç olmazsa “page not found”, “error” gibi durumlar yaşanmaz bizde!

Öff… Elime bir şey geçmiyor! Daha doğrusu canımın çektiği bir konu yok! Huysuzluğum üstümde! Çekmece öyle de dağınık ki anlatamam! Buraya benden başka kimse el sürmez… Madalyalı ev kadını olmadığıma göre, dağınıklık normal… Öyle özeniyorum ki dokunduğu yeri mum yapan kadınlara! Özenmekle olmuyor işte, bu içten gelen bir şey… Üstelik acayip düzenli ve titiz bir adamla evliyim… Televizyon kumandaları milimetrik sırayla dizilir sehpaya bizim evde… Benim televizyonla aram olmadığı için öylece duruyorlar… Yoksa her biri başka bir yerde olurdu… Ve bu yer çatal bıçak çekmecesi bile olabilirdi…

Mesela koltukların yeri iki santim oynamış olsun  “Sen bu koltukların yer değiştirdiğini farketmiyor musun?” der kocam… “Benim yön, mesafe, simetri zekam yok, bilmiyor musun” deyip geçerim… Artık bu salaklık mı, algıda seçicilik mi siz karar verin!

Bana kalırsa ayrıntılarla ilgilenmeyen bir yapıya sahibim. Şeytan ayrıntıda gizlidir derler, evet… Ama ben zaten şeytanların değil meleklerin peşindeyim bir süredir. Piyasadaki bütün melek kartları ve kitapları şu an sehpanın üzerinde… Tabii ki dağınık vaziyette… Napabilirim, hepsini aynı anda okuyorum! Mesela şu an Başmelek Cebrail’den aklıma süper bir konu getirmesini istedim… On dakikadır bekliyorum… Bir yerde hata yapmış olmalıyım, hiç yüz vermiyor bugün bana… O halde bu seferlik sayfayı böylece kapatalım… Adını da Nesli’ce saçmalıklar koyalım..

Neslihan Özyükseler Tanış twitter’da 

www.twitter.com/nozyukseler

Nesli’ce Öneriler:

Jo Malone Nar özlü vücut ve parfüm serisi: Kesinlikle ilişkileri güçlendirici etkisi var.

Baştan aşağı tek renk giyinmek:

Yıllardır çabaladığımız “uyumsuzluğun uyumu” modası bitmek üzere. Bu kış baştan aşağı tek renk giyinmek acayip moda.

Chick-lit romanlar: Türkçesi piliç edebiyatı. Hayat kasvetlenmek için çok kısa.

İçimizi daraltan kitaplardan uzaklaşıp bunları okuyalım, gülelim, keyiflenelim, güzelleşelim!

 

[nggallery id=623]

Yazar Hakkında /

21 Ağustos 1975 tarihinde İstanbul’da doğdu, Fransız Dili ve edebiyatı okudu. Alışverişe Kahve Molası, Alışverişe Aşk Molası ve Alışverişe Kıskançlık Molası adında yayınlanmış üç romanı var. 2008-2011 yılları arasında Cosmopolitan dergisinde köşe yazarlığı yaptı. Evlenerek Ankara’ya yerleşti. Halen All dergisinde alışveriş; MAG dergisinde life style; Caferuj’da ise dedikodu ve ilişkiler üzerine makaleler yazıyor. Aynı zamanda bir çocuk kitabı ve yeni bir roman üzerinde çalışıyor. Otuzbeş yaşından sonra düzenli spor yapmaya başladı, bunun sürekliliğini temenni ediyor. Hala her gün çikolata yiyor, altı fincan kahve içiyor. Arada sırada yeşil çayı da ihmal etmiyor. Meditasyon ve yoga yapıyor.

Yorum Bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.