© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Bu Bir Kötü Kalpli Kadın Yazısıdır!

Bu Bir Kötü Kalpli Kadın Yazısıdır!

Okuma süresi 4 dakika

Canım sıkılıyor, kolumu kaldırasım yok. Hava soğuk dışarı çıkasım yok. Her biri bir öncekinin tekrarı olan günlerden bıktım.
Yaşamın rutininden fenalık bastı…

Dün gece uykumda kah-kalalar atmışım, kocam söyledi. “Katıla katıla dakikalarca güldün, delirdin sandım,” dedi. Delirmediğime göre sanırım rüya görüyordum ama hatırlamıyorum. Sık kahkaha atan bir tipim. Yan dairelerden duyulacak kadar çok çıkar sesim. Ağır, asil kadınlardan olamadım. Zaten asalet soydan gelir sonradan edinilmez. Genelde sıkıcı insanlara “sen çok asilsin” deriz onlar da sevinir. Konumuza dönersek son günlerde somurtuk, öfkeli, iğne dilli bir kadın oldum. İşin garibi kafamı nereye çevirsem, kimle konuşsam aynı durumda… Havanın kuruluğu, soğuk kalbimizi vurdu sanki. Hazır bu hali yakalamışken değerlendirmek istedim. Şimdi hayal edin biraz…

Bir kadın düşünün uzun boylu, incecik, yumuşacık tenli, su gibi. Üstelik çok şık olsun bu kadın… Ayak bilekleri incecik… Saçları upuzun dalgalı dalgalı…

 

Gözlerinizi kapatın hayal edin. Tamam, sizi mi kıracağım,   ayakkabıları Louboutin olsun…

Rüya gibi değil mi? Hatta kıskandık biraz. Ben çok güzel kadınları kıskanırım, sizi bilmem. Şimdi bu kadını tuvalette düşünün… Günlük ihtiyaçlarını karşılıyor… Ayrıntılı düşünün… Yüzler buruştu tabii.

 

İşte hayat bu… Güzelle çirkin, kirle mis, güneşle kar iç içe… Ve hepimiz zaman zaman her ikisini de yaşıyoruz… Doğanın dengesi böyle… İstersen hayatını sadece kuşkonmaz yiyerek geçir, sabahtan akşama yoga yap… Aralarda tuvalete gitmek zorundasın. Bazen ellerini yıkamadan sofraya oturursun. Bazen sofra hazırlarken etrafa çaktırmadan parmaklarını yalayıverirsin…

 

Çikolata kutundaki son çikolata yere düşerse, alır üfler yersin… İçkiliyken, yorgunken, gripken horlarsın… Yalan söylersin. Beyaz, pembe, lila diye yumuşatsan da sonuç değiştirmez…Yalancısın işte! Dedikodu yaparsın. Akıllıysan kimi kimle yapacağını bilirsin, dozunu ayarlarsın ama yaparsın. Acayip de zevk alırsın. Kıskanırsın. Kendini terbiye etmezsen hayat çekilmez olur. Ayarı bulabilirsen seni yukarı taşır.

Bana gelince ben bu saydıklarımın hepsini zaman zaman yaparım. İnsanları çok abartmadıkları sürece “iyi, kötü, kıskanç, bencil” diye ayırmam. İyiliği, kötülüğü, salaklığı, sakarlığı, hataları… Ve daha bir sürü şeyi kabullenebilirim. Tahammül edemediğim tek şey kendisini melek zanneden zavallılar…

 

“Yalan Dünya” Ekibi… Emeğinize Sağlık…

Şu dalgalı ruh halimde hayatıma bir ışık gibi doğdu “Yalan Dünya”… Cuma akşamları ödüm kopuyor birinin doğum günü, düğün filan çıkacak diye. Tek isteğim, tek planım “Yalan Dünya”… Gözüm saatte dizinin başlamasını bekliyorum. Dizi boyunca gözüm gene saatte, bitmesin istiyorum. Ayılıyorum, bayılıyorum. Herkes aynı şeyi söylüyor

“Gülse Birsel büyük kadın”… Evet büyüklüğü tartışılmaz. Aklına, bileğine sağlık… Bütün oyuncular da büyük. Oyunculuklarına sağlık… Ama o işin mutfağında başka çok büyük isimler de var. İşlerinin en iyileri. Mesela Elif Ayşe Durmaz, Kanal D Dramalar koordinatörü… Öyle Bir Geçer Zamanki, Geniş Aile, Haneler, Küçük Kadınlar, Asmalı Konak, İki Aile yaptığı diğer işlerden aklımda kalanlar…

 

Sonra Ahmet Kayımtu Uygulayıcı Yapımcı… Gümüş, Geniş Aile, Haneler, sinema filmi Vay Arkadaş Manik Tik Diklo da onun bazı işleri.

 

“Onlar benim arkadaslarım…Çok basarılılar, yetenekliler… iste kendilerini “farklı, özel” hissetmesi gerekenler asıl onlar.”
Aynur Topalak Dizinin Sanat Yönetmeni. Asmalı Konak, Ezel ve daha bir sürü bayıldığımız dizilerdeki tüm dekorlar ona ait.

 

Veeee geldik asıl konuya… Şimdi doğrularak oturuyorum. Burayı dikkatlice okuyun.

Onlar benim arkadaşlarım. Tekrarlıyorum, benim arkadaşlarım onlar. Hem de öyle sadece merhaba merhaba değil. Şaka bir yana; Ben şehir değiştirdim, onlarla çok yoğun görüşemiyoruz. Özellikle Ayşe’yi çok özlüyorum. Yaptıkları işlerle ağlayacak kadar gurur duyuyorum. Kendi işimmiş gibi övünüyorum. Çok başarılılar, yetenekliler… İşte kendilerini “farklı, özel” hissetmesi gerekenler asıl onlar.

 

Açılay’ın deyişiyle emeklerine, yüreklerine, gözlerine, kulaklarına, ayaklarına sağlık…

 

 

Yazar Hakkında /

21 Ağustos 1975 tarihinde İstanbul’da doğdu, Fransız Dili ve edebiyatı okudu. Alışverişe Kahve Molası, Alışverişe Aşk Molası ve Alışverişe Kıskançlık Molası adında yayınlanmış üç romanı var. 2008-2011 yılları arasında Cosmopolitan dergisinde köşe yazarlığı yaptı. Evlenerek Ankara’ya yerleşti. Halen All dergisinde alışveriş; MAG dergisinde life style; Caferuj’da ise dedikodu ve ilişkiler üzerine makaleler yazıyor. Aynı zamanda bir çocuk kitabı ve yeni bir roman üzerinde çalışıyor. Otuzbeş yaşından sonra düzenli spor yapmaya başladı, bunun sürekliliğini temenni ediyor. Hala her gün çikolata yiyor, altı fincan kahve içiyor. Arada sırada yeşil çayı da ihmal etmiyor. Meditasyon ve yoga yapıyor.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: