Başa Dön

“Boot Düsseldorf” Düsseldorf Boat Show 2013

blank

“Boot Düsseldorf” Düsseldorf Boat Show 2013

Okuma süresi 8 dakika

19-27 Ocak tarihleri arasında 9 gün süreyle gerçekleştirilen “Boot Düsseldorf” – Düsseldorf Boat Show’a bu yıl Türkiye dahil 63 ülkeden 1674 şirket ve 226.300 ziyaretçi katıldı. Fuar esnasında gerçekleştirilen anketlerin neticesine göre ziyaretçilerin önceliği yelkenliler ve motorlu teknelerdi. Yine bu anketlere göre üç kişiden biri motor yat ve tekne aksesuarları için; dört kişiden biri ise dalış merkezleri ve malzemeleri için fuarı ziyarete gelmişler. Ülkeler bazında bakıldığında deniz turizmi ve charter alanlarında en çok ilgiyi sırasıyla Hırvatistan, Türkiye ve Yunanistan görmüş.

Hızlı 2013 programımıza yarım yüzyıla yakın bir süredir organize edilen “Boot Düsseldorf” ile güzel bir başlangıç yaptık.

Mayıs veya Haziran ayıydı. “Hadi” dedik gecenin bir yarısı, “alalım bilet, yine gidelim dünyanın en büyük tekne fuarlarından birine, Boot Düsseldorf’a”! Kısa bir telefon zinciri ile ufak bir grup oluşturduk ve başladık 2013’ü beklemeye.

2011 yılından tecrübeliyiz. İnternet’ten ziyaretçi biletlerimizi aldık, ekstra bagaj için ödememizi yaptık, Almanya’nın dondurucu soğuğuna karşın yünlülerimizi çantamıza koyduk. 19 Ocak Cumartesi öğle saatlerinde önce otelimize yerleştik. Ve tuttuk Altstadt’ın yolunu. Otelimizi seçerken Almanca anlamı eski şehir olan Altstadt’a yürüme mesafesinde olmasına dikkat etmiştik. Altstadt, şehrin kalbinin attığı bölgedir aslında. Çeşit çeşit dükkanlar, marka butikler, eski binalar, birahaneler, Ren Nehri… Gerçi tamamen fuara odaklandığımızdan çok fazla dolaştığımızı söyleyemem. Domuz ve patates çeşitlemelerinden oluşan geleneksel Alman yemekleri bizim damak tadımıza pek uymadığından deniz mahsulleri ile İtalyan ve İspanyol mutfaklarına yöneldik. Fuar süresince güzel yedik, güzel içtik!

Gelelim fuara… 10:00 – 18:00 arası açık olan fuarda katılımcılar tam 17 salona dağılmışlar. Alabildiğine büyük… Toplam 4 giriş kapısı bulunmakta. Hangi giriş/çıkışı kullanacağınıza dikkat etmeniz gerekiyor. Her girişe, uzun kuyruklar oluşmayacak şekilde vestiyerler hazırlanmış. Cüzi bir ücret ile ister bavulunuzu, ister şemsiyenizi, ister paltonuzu bırakabiliyorsunuz. Giriş kapılarından fuar haritasını temin edip, kataloğunu da satın alabiliyorsunuz. Zaten o kadar büyük bir alan ki haritasız başa çıkmak pek mümkün değil. Neyse ki her salonun tavanına o salonun numarasının yazılı olduğu her açıdan görülebilen kocaman bloklar asılı.

“Ne gerek var elde kitapçıkla dolaşmaya, yok mu bunun bir uygulaması” diyenleri de duyar gibiyim! Tabi ki var. Fuar binası görüntü itibariyle modern olmasa da son derece profesyonel yönetiliyor. 2011 yılından beri Apple kullanıcıları için “boot Düsseldorf App” isimli uygulamayı, maalesef Almanca olarak, devreye soktu. Bu uygulama ile iPhone ve iPad kullanıcıları fuar kataloğundan tüm bilgilere ulaşabiliyorlar.

Katılımcı firmalar/ürünler ile ziyaretçi sayısına baktığımızda 2011 yılına göre 2013 bize biraz sönük gözüktü. Yalnız ekonomik krizin yanı sıra birçok kazaya ve yolların kapanmasına sebep olan sert hava koşulları ve bizim de nasibini aldığımız havaalanı grevleri yüzünden de birçok ziyaretçinin seyahatini iptal ettiğini duyduk. Hatta stant yetkililerinin söylediklerine göre randevuları olan bazı ciddi yatırımcı/alıcılar ile telefon görüşmeleri ile yetinilmiş. İşin gerçeği biz halimizden memnunduk. Türkiye’de gezmek/görmek fırsatını bulamayacağımız birçok tekne hakkında bilgi aldık, önümüzdeki yıllarda gerçekleştirmeyi planladığımız yurt dışı programlarımız için ülke stantlarını gezdik, hem teknemiz için hem kendimize bol bol alışveriş yaptık. Değdi mi? Değdi!

Her ne kadar ismi “boat show” olsa da denizle ilgili her şeyi bulabilirsiniz bu fuarda. Salonları tek tek inceleyecek olursak daha iyi fikir edinebilirsiniz!

Salonlar
Salon 1 ve 2’ye “trendsport” adı verilmiş. Sörf, kite, wakeboard, SUP – Stand Up Paddling (sörf tahtası üzerinde ayakta kürek çekme sporu), su sporları okulları ve bu sporlar için malzeme tedarikçileri yer alıyordu. Yalnız bu alanda sadece malzeme tanıtımı ve satışı yapılmıyor, kurulmuş havuzda da gösteriler sergileniyordu! Biz gezerken çocuklara wakeboard yaptırıyorlardı. Aynı havuzda sörf gösterileri yapılıyordu, maalesef biz kaçırdık! Fuarın en renkli salonları olduğuna eminim.

Salon 3 ve 4’ün bir bölümü “dalış”a ayrılmıştı. Dalışla ilgili aklınıza gelebilecek her şey mevcuttu. 4m x 7m x 7m boyutlarında bir havuz düşünün. Ve o havuza 14 yaşından tutun 65 yaşına kadar deneme dalışı yapmak isteyen herkesi giydirip sokuyorlar. Dünyadaki belki de tüm dalış bölgeleri/merkezleri, çeşit çeşit dalış okulları, malzeme tedarikçileri, sualtı fotoğraf ve film ekipmanları bu fuarda yer almıştı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da sualtı fotoğraf sergisi açılmıştı. GoPro standında bir ara ciddi bir yoğunluk gördük. Almancamız pek olmadığından çok da anlayamadık. Sonra baktık şapkalar, t-shirt’ler havada uçuşuyor. En sonunda da bir adet yeni Go Pro Hero 3 fırlatıverdiler.

Salon 4’ün diğer yarısı, 5, 9, 10 ve 15 motor yatlar, sürat tekneleri ile jetski, şişme botlar, RIB’ler, F1 yarış tekneleri, deniz bisikletleri gibi diğer deniz araçlarına ayrılmıştı.

Salon 6 ve 7a ise yine motor yatlara ayrılmış olmasına rağmen bu salonlar “large-sized yachts” ve “super yachts” diye adlandırılmıştı. Absolute, Azimut-Benetti, Riva, Ferretti, Marquis, Monte Fino, Pershing, Princess, Sealine, Sessa Marine, Sunseeker gözümüze takılan motor yatlardı. Zaten takılmamalarına da imkan yoktu!

Salon 7 ise sanata ayrılmıştı, “maritime art”. Deniz konulu çalışmalar yapan sanatçıların eserleri görülebiliyor, hatta satışı bile yapılıyor. Bir köşede yağlıboya tablolar, bir diğerinde açık deniz fotoğrafları sergileniyor, canlı müzik performansları gerçekleştirilirken biraz soluklanıp bir şeyler atıştırabiliyorsunuz.

Salon 10, 11, 12 malzeme ve donanıma ayrılmıştı. Dikkatinizi çekerim 3 salondan bahsediyoruz. Bu salonlar tekne malzemelerinden tutun, marina aksamına, giyim-kuşamdan, hizmet sağlayıcılara ve denizcilik yayınlarına kadar aklınıza gelebilecek her şeyin sergilendiği salonlardı. Popüler markaların yanı sıra bizim kıyafet pazarları gibi rengarenk, çeşit çeşit polarları, salopetleri, bereleri, çantaları, çorapları, eldivenleri dizmiş indirimlerle satıyorlardı. Sanırım fuar alanının en kalabalık salonları buralardı!

Salon 12’nin yarısını “balık avı”na ayırmışlardı. Boy boy, dizi dizi makaralar, kamışlar, iğneler, rengarenk sırtılar vs. vs. Bir diğer ilginç salon da 12 numaraydı. Girişine kurulmuş havuzda olta makaralarını test edebiliyor, almayı planladığınız kanoyu deneyebiliyorsunuz. Diğer bir köşeye kurulmuş balık tutma simülasyon koltuğu da oldukça ilgi çekiyordu. Elinizde olta güya tuttuğunuz koca balığı yormaya çalışıyorsunuz.

Salon 13 ve 14 “kano” ve “su turizmi” üzerineydi. Okullar, dernekler, marinalar, turizm acenteleri, charter şirketleri, ülke stantları… Canınız mı sıkıldı, ya da enerji fazlanız mı var? Plaj voleybolu oynayabilirsiniz! Çocuğunuz yanınızda sıkılıyor mu? Onları oyalayacak kişiler ve oyun alanları Salon 14’teydi!

Yine bu salonlarda Avrupa’nın yeni trendini keşfettik: iç sularda tekneyle dolaşmak. Kiraladığınız 4, 6 ya da 8 kişilik kamaralara sahip nehir tekneleriyle haftalık turlara çıkabiliyorsunuz. Seçeceğiniz bölge ve tekne tipine göre fiyatlar çeşitlilik göstermekte. Biz de aklımızın bir köşesine yazdık, organizasyon şemasına not düştük.

Ayrıca, şirketlerin yanı sıra ülke stantları da kuruluyor bu salonlara. Ülkemiz standında da yine tanıdık simalarla demleme çay içip soluklanma fırsatı bulduk. Ülkemiz standında marinalar ve bazı charter firmaları yer almaktaydı.

Salon 16 ve 17 asıl ilgi alanımızdı. Denizlerimizde çok az sayıda karşılaşabildiğimiz, ancak dergilerden takip edebildiğimiz markalar boy boy karşımızda sergileniyor, bazılarının dünya prömiyerlerine şahit oluyor; dokunmamıza, gezmemize izin veriliyordu. Oyuncakçıya girmiş küçük çocuklar gibi bir o tekneye, bir bu tekneye koşup durduk. Tek gövdeliler, çift gövdeliler, üç gövdeliler… Gerçi 2011 yılındaki fuarda boy boy katamaranlar gezebilmiştik, bu yıl ise sadece 2 trimaran ve 2 katamaran sergilenmekteydi. Lagoon 39 ile Fountaine Pajot’nun Hélia 44 modelleri stantlarında yerlerini almıştı. Tabi “buna da şükür” dedik! Birkaç yıl evvel İstanbul’da öğrendiğimize göre ne yazık ki Ataköy Marina’nın vinçleri yeterli olmadığından CNR’da gerçekleştirilen kara fuarına katamaranlar getirilemiyormuş. Yüzen evler ise bizim için bir başka projeye dönüştü. İster gölde, ister denizde…

Peki kimler vardı?
Allures, Amel, Bavaria, Beneteau, Catana, Contest, Delphia, Discovery, Dufour, gururumuz EGE Yat, Faurby, Feeling, Garcia, Grand Soleil, Greenline, Gunfleet, Hallberg Rassy; Hanse, Italia, Jeanneau, Moody, Najad, Nautiner, Nautitech, Nordship, Outremer, Oyster, Pogo, Premiere, Salona, Solaris, Southerly, Scholtz, Swedestar, Tofinou, Wauquiez ve X-Yachts…

Sanırım böyle uzun bir anlatım ile fuarın ne kadar büyük bir alanda, ne kadar etkin kullanıldığını ifade edebilmişimdir. Sanat, spor, eğitim, turizm ancak böyle birlikte işlenebilirdi.

Yeni bir fuarda bir araya gelebilmek dileğiyle…

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.