Başa Dön

Bir Savaş Kadını Souadad Al-Sigab Kandemir

Bir Savaş Kadını Souadad Al-Sigab Kandemir

Okuma süresi 7 dakika

Souadad Al-Sigab Kandemir, o bir savaş kadını. Hayatının en güzel yılları; nedeni, niçini bile tam olarak bilinmeyen Irak Savaşı’nda geçmiş. Yüzüne baktığınızda dikkati çeken ilk şey, pırıl pırıl parlayan gece gibi derin gözleri ve muhteşem saçları.

 

Güzelliği, sadece yüzünde değil; acılarla ve çok sıkı bir eğitimle yoğrulmuş ruhunda ve ellerinden doğan her bir parçada. Tuval üzerine yağlı boya tablolar, mücevherler, halı ve çini tasarımlarının yanı sıra farklı tasarım çalışmaları da var. Tüm eserlerinde, doğup büyüdüğü Mezopotamya’nın merkezindeki ülkenin toprağının kokusuyla, okuyup yaşadığı ülke Türkiye’nin tarihini harmanlıyor.

Hedeflediği nokta, geleneksel sanata çağdaş bir yorum getirmek. Yurt dışında aldığı pek çok ödülü ve hem Türkiye’de hem yurt dışında gerçekleştirmekte olduğu sayısız sergileri var. Bir dakikasını boş geçirmiyor, her an üretim halinde. Yağlı boya tabloları ve tasarımlarından oluşan muhteşem koleksiyonun bir bölümü Christies ve Harrold’s’ın yanı sıra kraliyet aileleri ve ülkemizin seçkin kişilerine ait koleksiyonlarda yer almakta. Kendisini ve ailesini yıllardır tanımaktan sevinç duyduğum bu nadide

insanla siz MAG okuyucuları için röportaj yaptım.

 

Bize biraz çocukluğundan ve aldığın

eğitimlerinden bahseder misin?

Sevgili Sinem, öncelikle sana ve değerli

çalışma arkadaşlarına bir kez daha çok

teşekkür ediyorum. Bağdat’ta doğdum. Her

zaman gurur duyduğum diplomat bir ailenin

mensubuyum. Babamın görevi nedeniyle

ilk, orta ve lise öğrenimimi Bağdat başta olmak üzere Paris, Havana,

Viyana ve Tunus’da tamamladım. Babamın 1986 senesinde Irak

İstanbul Başkonsolosluğu’na atanmasıyla İstanbul’a geldik. Mimar

Sinan Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Çini, Halı ve Eski Kumaş

Onarımları Bölümü’nden lisans derecesiyle mezun oldum.

LCC’den moda ve tasarım, yine St. Petersburg’daki değerli hocalardan

özel yağlı boya derslerinin yanı sıra teknolojiyi de takip ederek

photoshop ve freehand programları üzerine de eğitim aldım.

Caddebostan’da bulunan Atölye Sanat Evi’nde altı yıl boyunca

geleneksel sanatlar ve ahşap restorasyon bölümünde dersler verdim.

Geçtiğimiz yıl Mimar Sinan Üniversetesi Geleneksel Türk Sanatları

Bölümü’nde Çini üzerine yüksek lisans tezimi verdim. Şu anda

Mimar Sinan Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’nde Çini

Onarımları üzerine doktora yapıyorum.

Nasıl bir çocukluk yaşadın? Ailenin üzerindeki etkisi

nasıldı? Sanatla kaç yaşında ilgilenmeye başladın?

Irak’ın yedinci aşiretine mensup olan Al-Sigab El Seyyid

mensubuyum. Bir Sheikha titri taşıyorum. Örf adet ve özel eğitimlerin

yanı sıra diplomatik eğitimlerden geçirilerek büyüdük. Pek çok

ülkede yaşadık. Bir savaş kadını olduğumu hiçbir zaman unutmadım.

Savaşlar hayatımızın en güzel yıllarında yer aldı. Nedeni bilinmeyen

ve pek çok kayıplar verdiğimiz savaşların olduğu bir dünyada

çocukluğumuzu yaşadık.

Dört kardeşin ikincisiyim. Çocukluğumdan beri tarihe, kültüre ve

sanata ayrı bir önem duyardım. Yedi yaşındayken Fransa’da tarihi

eserler ile buluşmam, içimdeki sanat çanlarımın çalmasına neden

oldu. Mezopotamya gibi dev bir medeniyetin içinde doğup, sanata

ve kültüre kayıtsız kalmak imkansız. Ailemin üzerimdeki etkisi ise

eğitim ve insan olmak konusunda oldu.

Şu an bulunduğun yer çocukluk hayalin miydi?

Her çocuk gibi benim de hayallerim vardı o yıllarda. Babamın

yanında bir diplomat da olmak isterdim. Ama sanat daha ağır

bastı.

Aileni anlatır mısın lütfen bize, eşin çocukların,

okulları…

Mezun olup Bağdat’a giderken hayat bizi bir noktada birleştirdi.

Atılay ile tanıştık ve Allah’a çok şükür 22 yılı geride bıraktık. Eşim

gazeteci, bir kızım bir oğlum var. Kızım Ala, İngiltere’de hukuk

tahsili yapıyor, oğlum Emir ise beşinci sınıf öğrencisi.

Çocukların sanata ilgililer mi? Onların da senin gibi

yetenekleri var mı? Varsa neler ve bu konularda neler

yapıyorlar?

Çocuklarım küçüklüklerinden beri hep sanatın içindeler. Yıllar

yılı bu havayı teneffüs ettikleri için sanatla ister istemez ilgililer.

Gerçek anlamda bir şey çizmiyorlar, tasarlamıyorlar ama renk

kombinasyonunda ve tasarım çalışmalarında oldukça iddialı

olduklarını söyleyebilirim. Sanatın temelleri olan denge, renk ve

planlamayı iyi biliyorlar.

Öğrencilerinle ilişkin nasıl?

Her zaman hayata farklı açıdan bakmalarını vurguluyorum. Farklı

düşünmeleri halinde başarının geleceğini söylüyorum. Hayal

etmeyi de vurgulamadan edemiyorum.

 

Nerelerde sergilerin oldu? Sırada nereler var?

Yurt içinde ve yurt dışında pek çok sergim oldu. Dubai Burj Al

Arab Oteli, Quintessentially, İbrahim Paşa Sarayı, Dolmabahçe

Sarayı ve Bodrum Hamak Otel gibi pek çok yerde sergilerim oldu.

En sonuncusu da Yıldız Sarayı Kaskad Köşkü’nde idi. Sırada 9

Eylül 2014’de Mimar Sinan Üniversitesi katılımıyla Sharjah Hat

Müzesi’nde sergimin açılışı var.

Resim dışında başka hangi tasarım ve eserlerin var,

neler ve nerelerde sergilendiler?

Sanatçı ve tasarımcının sınırı yoktur. Her alanda çizgim ve

yeteneğim yüksek. Tasarlayamayacağım bir şey yoktur. Halı,

çini, yağlı boya, mücevher ve birçok konuda iddialı olduğumu

vurgulamak isterim.

2008 senesinde dünyada bir ilki gerçekleştirdim. Tablolarımdan

yola çıkarak ürettiğimiz nadide mücevherlerden oluşan “Words and

Domes” koleksiyonu büyük bir ilgi topladı. Bu mücevherlerin her

biri özel ve limitli olarak üretildi.

Yine bir başka sene Bahreyn Kraliyet ailelerinin himayelerinde

düzenlenen, dünyanın mücevher oscarı olarak kabul edilen

“The Premier Middle East Jewelry & Pens Awards”da iki eserimin

iki dalda ödüle layık görülmesi ve ülkemizin farklı bir alanda

tanıtılması beni gururlandırdı.

Yurt dışındaki sanata bakış açısıyla Türkiye’deki

arasında sence ne gibi farklar var?

Her yönüyle son derece zengin bir coğrafyada yaşıyoruz. Tabuları

yıkıp, ana köküne bağlı kalarak farklı bir tarz yaratmak gerekiyor.

Sanatı, özgün düşünce ve Ortadoğu sanatına çağdaş bir şekilde

taşımak gerektiğine inanıyoum. Soyut İslam, sanatın kendisidir.

En büyük hayalin nedir?

En büyük hayalim, geleneksel sanatta çağdaş bir marka üretmek ve

bunu uluslararası platforma taşımak. Onun için çalışıyorum…

Zamanını nasıl geçiriyorsun, çok seyahat ediyor

musun, daha çok nerelere gidiyorsun?

Zamanım ve beynim hep bir şey üretmekle geçiyor, boş olmayı

sevmiyorum. Çok seyahat ediyorum. Dünyanın her tarafına…

Özellikle de tarih ve kültür kokan yerlere…

Mutlu musun?

Kanaat, tükenmeyen bir servettir…

Bu işlerin zorlukları nedir?

Her bir başarıya başarı katmak, büyük bir sorumluluk ve hazdır.

Türkiye’de bu sanatların ve sanatçıların yolunu açmak

için ne eksikler var, neler yapılmalı sence?

Devletin, iş adamlarının, derneklerin ve vakıfların sanata ve

sanatçıya destek vermesi gerektiğine inanıyorum. Özellikle bu

muhteşem Türk sanatlarını ileriki yüzyıla nasıl taşıyacağız, onu

düşünmek lazım…

Nelerden ilham alıyorsun? Motifler ve tablolarının

isimleri nereden aklına geliyor? Temanı nasıl ve neye

göre belirliyorsun?

Mezopotamya, Anadolu, Osmanlı, Roma ve Bizans’tan oluşan

o kadar güzel bir bölgenin içindeyiz ki tabanındaki geleneksel

oluşumun çok güzel sentezini yapabiliyorum. Bence bir sanatçı,

farklı konulara eğildiği zaman başarılara ulaşabilir. Bu da eğitim

gerektiriyor…

Yazar Hakkında /

Yazarımız Sinem Yıldırım kısa özgeçmişi kısa bir süre içinde sayfamızda olacaktır.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: