Başa Dön

Biennale Venezia 2013

blank

Biennale Venezia 2013

Okuma süresi 4 dakika

Bu seneki Biennale özellikle kuvvetli, enteresan ve hoş… Ben her Biennale’e bayılıyorum, Venedik iyice canlanıyor! Bu ay Biennale Venezia 2013 günleri süresince, nereleri gezdiğimi sizlerle paylaşmak istedim…
blank

30 Mayıs Perşembe gecesi soluğu Venedik’te aldım ve Rialto balık pazarındaki Hong Kong Pavyonu Partisi’nde buluverdim kendimi… O kadar hoş bir atmosfer yaratılmıştı ki, gerçekten çok beğendim. Adımımı attım ve birisi ismimle bana seslendi. Bir baktım ki, eski arkadaşım Defne Ayas beni selamlıyordu! Ocak 2012’den bu yana, Witte de With, Center for Contemporary Art in Rotterdam Müdürü Defne Ayas…

Oradan zar zor ayrılıp, eşim Gaetano ile Rialto yakınındaki Trattoria della Madonna’da çok leziz bir akşam yemeğinden sonra, Trussardi’nin Tesa 113 Arsenale’deki partisine gitmek üzere San Marco yakınındaki teknelerin kalktığı iskeleyi aramaya koyulduk… Yolda İngiliz bir çift ile tanıştık; onlar da meğer aynı partiye gidiyorlarmış. İşte Venedik’te bayıldığım şey de bu zaten. Sihirli olan şehir aynı zamanda, İstanbul ve New York gibi, kozmopolit bir benliğe sahip… İşte bu yüzden çok ama çok seviyorum Venedik’i!

Trussardi
Fondazione Nicola Trussardi 10. yıldönümünü kutluyordu… Yağmurlu gecede, Arsenale’e varınca, muhteşem bir manzara bizleri karşıladı.

Pulp’in Jarvis Cocker’ı DJ’lik yapıyordu… New York, Milano, Floransa ve Bergamo’dan tanıdığımız bir çok ahbaba rastladık… Tabii Jessica Chastain, Giambattista Valli, Franca Sozzani gibi ünlü isimler de oradaydı. Massimiliano Gioni, bu seneki Biennale’in Direktörü, aynı zamanda Trussardi Vakfı’nın projelerini yürütüyor ve tabii ki o gece O da oradaydı.

Bol bol dans edip, içinde (gerçek olmayan) sigara izmaritleri olan kekten yedikten sonra gece 2 gibi pilimiz bitmeye başladı…. Dönüşte teknede tesadüfen yanımda oturan bir İngiliz kız ile konuşmaya başladık. Kendisi Victoria Aitken ve şarkıcı çıktı… İstanbul’da DJ Can Bener ile beraber bir projeleri olacakmış!

Camera Obscura
Ertesi gün la Cantina, Strada Nuova’da chiccetti ve aperitivo’dan sonra, Bauer Oteli’ndeki pop-up installation’a uğradım… Aganovich, Setecento’nun arkasındaki arkadaşım Alessandro Possati ve Fritz Stolberg’in müşterek bir projesi… Camera oBscura’yı mutlaka görün… 16. yüzyıldan kalma bir odada işlenen konu bana çok enteresan geldi. Bir sanatçının gözleri ile etrafını izlemesi ve moda dünyasının izlenmek istemesi konusu…

Palazzo Fortuny
Oradan benim belki en favori yerim, Palazzo Fortuny’e gittim ve sindire sindire gezdim her şeyi… Geçen sene vefat eden Katalan Antoni Tàpies 20. yüzyılın önde gelen sanatçılardan. “Göz”, sanatçının kendi görüş açısı, zaman ve yer sınırı olmadan o etrafını nasıl görüyor ve evren, insan doğası, sanat, hayatın sırrı konularını islemiş ömrü boyunca. Palazzo Fortuny’de yapılan her sergi birbirinden özgün ve düşündürücü oluyor… Saatlerce oturabilirim avlusunda veya herhangi bir katında…

Biennale Giardini
Cumartesi günü çocuklarla Lido’da bisiklet gezisinden sonra kendimizi Biennale Giardini’ye attık. Carol A. Feuerman yüzücü heykellerinden biriyle karşıma çıktı hemen Biennale’nin girişinde…

“Potemkin”
Bir başka hoşuma giden de padilyon dişi konulmuş eser “Potemkin” isminde, adeta kağıttan yapılmış bir gemi gibi Venedik sularında gördüğüm eserdi… Marco Tracanelli bu eserin arkasında ne derin konular saklamış! Adeta bir buz dağı, sadece çok az bir kısmı su dışında göz ile görülebiliyor…
blank
Alfa Romeo 4C
Akşam üstü Alfa Romeo 4C modelini Biennale’de tanıttı. Westin Europa & Regina Oteli’nde, DJ Felix müziği ve akrobatlar eşliğinde güneş batımını seyrettik, karşı yakadaki binalar adeta altına dönüşüverdi gözlerimizin önünde!

Farklı Bir Eser
Aynı zamanda karşı yakada Marc Quinn, doğuştan kolsuz engelli sanatçı Alison Lapper’ın 8 aylık hamileyken ki halini kocaman şişme bir heykel ile sergiliyor. Bu Biennale’de uzun tartışmalara sebep oldu. Mesela kilise hiç memnun değildi bu seçimden.. Fakat belki böyle kışkırtıcı sanat bazen hepimizi düşünmeye itiyor, rahat olduğumuz çevreden dışarı çıkıp kendimizi biraz başka bir ışıkta görmemizi sağlıyor…

Eğlence Dolu Bir Gün
Aksam, Palazzo Grassi’nin oteli Palazzina G, önce Krug Champagne’nin yemek daveti sonra New York’un Bungalow 8’i Amy Sacco aracılığı ile Venedik’e bir geceliğine transfer olmuştu… Ve böylelikle otel gece kulübüne dönüştü. Orada da arkadaşlarımızla bol bol eğlendikten sonra, gecenin neredeyse aydınlanmaya başladığı bir saatte kendimizi Venedik’in bütün gece devam eden gemi servisi ile evimize giderken bulduk.

Venedik Biennale 2013 Pavilyon’larını keşfetmeyi size bırakıyorum, yoksa destana dönecek bu ayki yazım!

Seller götüren Avrupa’dan sevgiler! Umut ediyorum ki, siz bu yazıyı okurken her yer günlük güneşlik olmuştur…

Gelecek yazımda görüşmek üzere…

Hoşça kalın!

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: