© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Balkanlarla Cazı Buluşturan “Lena Kovacevic ile Çok Özel”

Balkanlarla Cazı Buluşturan “Lena Kovacevic ile Çok Özel”

30 Haziran gecesi 15.Uluslararası Mağusa Kültür ve Sanat Festivali’nde gerçekleşen caz gecesinin, çok özel konuklarından biri, Balkan ve caz müziklerini buluşturan Lena Kovacevic… Henüz 6 yaşında piyano çalmaya başlayan ve Amsterdam’da caz üzerine eğitim aldığı Konservatuvarı derece ile bitiren Kovacevic, ilk albümünde caz ve pop üzerine Balkan tatları ekliyor… Aynı gece sahneye çıkacak olan ve folk ve cazı buluşturan Rebekka Bakken ile birlikte adaya caz keyfi getirecek Lena Kovacevic’in ilk albümüne ünlü bir prodüktör olarak Emir Kusturica ve Goran Bregovic ile çalışan Theodore Yanni imza atmış… Lena ile caz sahnesinde hızla tırmandığı başarılı kariyerini ve kendi müziklerini konuştuk… 

Müziğe ilk olarak klasik piyano eğitimi alarak başlamışsınız, bu durumda piyano sizin ilk aşkınız diyebilir miyiz?

6 yaşında piyano çalmaya başladım. Bir an önce bir piyanoya sahip olup, ne kadar çok piyano çalmak istediğimi hatırlıyorum. J.S.Bach en sevdiğim besteciydi ve hala piyano çalmayı çok seviyorum. Piyanoda hem klasik müzik, hem caz çalmaya bayılıyorum.

Amsterdam Müzik Konservatuvarı’nda caz üzerine eğitim aldınız ve derece ile mezun oldunuz, bu durumda caza çok tutkulu olduğunuzu söyleyebilir miyiz?

Klasik piyano eğitimi aldığım sırada caza aşık oldum. Bill Evans albümü “You Must Believe In Spring” bana çok ilham vermiştir diyebilirim ve şimdi caz hayatımın büyük bir parçası. Caz üzerine eğitim almaya karar verdiğimde, Amsterdam’daki Konservatuvar benim için çok doğru bir seçim oldu… Harika müzisyenlerle çalışabildiğim için çok şanslıydım ayrıca Bobby McFerrin, Richard Bona, Mark Murphy ve daha birçok ismin verdiği seminerlere katıldım.

Hollanda’da en iyi caz orkestralarından biri olan Hollanda Kraliyet Orkestrası ile işbirliği yaptınız, bu kariyerinizin başlangıcı için fazlaca bir meydan okuma sayılmaz mı?

Orkestra’dan, 2004 turnelerinin bir parçası olmam için telefonda bir teklif aldığımda benim için harika bir sürpriz oldu. Henüz çalışmalarımın ikinci senesinde, böyle bir prodüksiyonun parçası olmak, benim için büyük bir deneyimdi… 

Diana Krall ve Nina Simone gibi isimlerle çalışmış, ünlü Amerikalı basçı John Clayton’ın bir projesinde de yer aldınız, caz sahnesinde şansınız hep yaver gitmiş diyebilir miyiz?

Büyük ihtimalle cazın beni bu kadar çekmesinin esas nedeni kendi tarzınızı yaratma şansınızın daha yüksek olması ve John Clayton ile tanıştığım zaman bunun müzikte kendi sesini bulmak için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım.

İlk albümünüz daha önce Emir Kusturica ve Goran Bregović gibi ünlü isimlerle çalışan Avustralyalı Theodore Yanni’nin prodüktörlüğünde 2009 yılında yayınlandı, peki albümdeki müziklerinizi ve tarzınızı nasıl tanımlarsınız?

Bu albüm caz ve pop müzikten ilham aldığı kadar ayrıca hiç paralel olmayan Balkan müziklerini de işin içine sokuyor. Sevdiğim ve benim bir parçam gibi hissettiğim bütün müzikleri buluşturan bir albüm yapmak benim isteğimdi. Bir yandan her zaman Frank Sinatra dinlerdim ama elbette geleneksel şarkılarımızı söylemeyi de çok erken öğrendim ve Balkan ritimleri derinlerde bir yerde hep içimde. Theodore Yanni, Avustralya’da büyüdüğü halde, Yunanistan’da doğmuş ve bu yüzden bizim geleneksel müziklerimize kendi çok yakın hissetti ve tanıdığım en iyi müzisyenlerden biri…

Şimdiye kadar birçok prestijli festivalde sahneye çıktınız ve bu kez 15. Magusa Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali’nde sahne alıyorsunuz, tıpkı ilk albümünüzdeki gibi sahnede de Balkan müzikleri ve caz birarada mı olacak?

Müzisyenlerim ve ben Mağusa Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali’nde sahneye çıkmak gerçekten çok güzeldi. Konserde ilk albümümden şarkılar söyledim, ama ayrıca çok meşhur bazı şarkıları çok ilginç düzenlemelerle sahneye de taşıdım.

Albümünüzdeki kitapçıkta “ Eğer müzik duygu taşıyorsa, bir şekilde ruha ulaşır” demişsiniz, peki hangi ünlü şarkıcılar şarkılarında size bu duyguyu veriyor?

Bu anlamda hayran olduğum çok sayıda şarkıcı var. Caz şarkıcısı Mark Murphy en sevdiklerimden biri, en çok Sarah Vaughan, Sue Raney, Diana Krall, Kurt Elling, Jamie Cullum, ayrıca Amy Winehouse ve Jill Scot dinliyorum…

 

 

Yazar Hakkında /

Yazarımızın kısa özgeçmişi çok yakında burada, sayfamızda olacaktır.

Yorum Bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.