Başa Dön

Adil Yıldırım: Aşk Aniden Kapıyı Çalar

Adil Yıldırım: Aşk Aniden Kapıyı Çalar

Okuma süresi 5 dakika

Nasıl geçtiğini anlamadan senenin sonuna geldik. Sanki zaman artık daha hızlı akıyor ve hızına yetişemiyoruz. Milenyum denen kavramı henüz net algılamış değiliz, çünkü gerek teknoloji gerekse tüketim anlayışı ile bir yerlere yetişmemiz gerekiyor, yetişemiyoruz ve en başta kendimize yetemiyoruz. Kendimizi ıskaladık. Kendi ruhumuza yabancı hale geldik. Günlük telaşlar içerisinde kaybolmuşken hayattan ne istediğimizi, bizi mutlu eden şeyleri ve amaçlarımızı bulamıyoruz. Bana kalırsa milenyum, bir çeşit kaybolmuşluk halidir.

Bu satırları okurken ne düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum; muhtemelen çok karamsar buldunuz ve belki de haklısınız fakat yine de ben, karamsarlık yerine gerçekçilik demeyi tercih ederim, çünkü etrafıma baktığım zaman mutlu insan bulmakta zorlanıyorum. Daha enteresan olanı; bunun maddiyatla bir ilgisi yok, yani parası olan da mutsuz ve huzursuz. Sosyal medyada mutluluk pozları veren insanlar, kendi hayatlarında bu rolü oynamayı bırakıyorlar. Bu durumda yeni yıla girerken herkese ilham verebilecek ve yaşanmış bir hikâyeyi sizlere sunmak istiyorum. Benim bundan tam sekiz sene önce bizzat şahit olduğum bu hikâyedeki danışanım, ismini vermeden bu hikâyeyi paylaşabileceğimi, çünkü başka insanlara ilham olmak istediğini söylemişti. Sekiz sene önce bir gün ofisimin kapısı çaldı; kırk beş yaşlarında, iyi giyimli ve zarif bir hanımefendi benden ilişkileri konusunda seans almak istediğini söyledi ve kendisiyle çalışmaya başladık. İlk başlarda çok karamsardı ve ne hayata ne de aşka dair bir umudu vardı. Aşk hayatında hep mutsuz olmuş ve yanlış insanları seçmişti, bunun nedenlerini anlamak ve artık hayatında bir şeyleri değiştirmek istiyordu. Seanslarımız başladığında yeni bir ayrılık yaşamıştı ve kendisini terk eden adamı unutamıyordu. Aslında adamın kendisi için doğru bir profil olmadığını ve zengin olması nedeniyle kendisine yanaştığını biliyordu, çünkü adam kendisinden sürekli borç istiyordu ve âşık olan bir kadının ne kadar fedakâr olacağını tahmin edersiniz… Adamın aldığı borçlar gittikçe büyüyordu ve kadın her defasında bir damla sevgi sözcüğü için adamı kırmamaya özen gösteriyordu, çünkü sevgi açlığı vardı. Çocukluğunda babasından hiç sevgi görmemiş daha birçok kadın gibi, o da bu sevgi açlığını yanlış adamlarla gidermeye çalışıyordu; üstelik babasına benzer, borç alan, yalan söyleyen ve sonra ortadan kaybolan profilleri seçiyordu. Bilinçaltı bizi yönetir ve hep travmalarımızın benzerlerini ararız.

Kendi hayatında yeni bir pencere açmak istiyordu fakat adım atacak cesareti yoktu; asla dışarı çıkmak, akşamları gezmek ve sosyalleşmek istemiyordu. Seanslarımızda kendisine yeni pencere açmadan ferahlamasının mümkün olmadığını anlattım. Bize nefes aldıracak bir rüzgârın esmesi için mutlaka pencereler açmamız gerekir. Yeni bir bakış açısı, yeni bir arkadaşlık, hatta yeni bir insanla tanışmak bile içine düştüğümüz darboğazdan bizi çekip çıkartır. Buna ihtiyacımız vardır, fakat yine de bunu görmezden geliriz.

İlk seanslarda bana asla inanmadı, kimseyi onu sevdiğim gibi sevemem diyordu, inatla saplantı haline getirmişti ve hatta adamı geri döndürüp düzeltmek, iyileştirmek, tedavi etmek istiyordu. Çalışmalarımızın ikinci ayında, artık onun zihninde başka mutluluk ihtimallerine inanmaya başladığını gördüm, çünkü seanslarda kendisine çizdiğim farklı bir hayatın tasarım sahnelerini gözünde canlandırabiliyordu. Şimdi ikinci aşamaya geçmemin vakti gelmişti; yani sahneleri hissetmek. Bir dans kursuna yazılmasını söylemiştim, çünkü dans etmeyi seviyordu fakat bir kursa yazılıp belirli günler dansa gitmeyi hiç düşünmemişti. Diğer insanlar gibi o da mutluluğun gelip kapısını çalmasını bekliyordu ancak, bu elbette mümkün değildi. Bir adım atması gerekiyordu ve benim görevim de ona bu adımı atmasında yönlendirici olmaktı. Dans kursuna yazıldığını ve orada bir ay içerisinde tam da kendi zevkine uygun bir adamla tanıştığını hayal etmesini söyledim. Pistte onunla dans ederken zihninde tasarım yapmasını istedim. “Dans ederken sana ne söyledi hayalinde?” diye sorduğumda, “Bir kahve içelim.” diye teklifte bulunduğunu söyledi. Tam üç ay geçti ve bu arada danışanım dansa gitmeye başlamıştı. Orada kendisine uygun bir adam olmadığını söylüyor fakat yine de seanslarını aksatmıyordu. Bir salı akşamı, seans saatinde ofisime geldiğinde yüzünde şaşkın bir ifade vardı ve bana uzaylı görmüş gibi bakıyordu. “Özür dilerim,” diye sözlerine başladı, “Biliyorsunuz, bugün dans kursum vardı ve ilk defa gelen bir adam benimle dans etmek istedi. Tam olarak benim tipim diyebilirim ve dans ederken bana aniden kahve içelim dedi, inanamadım, çünkü bu sahneyi zihnimde yaşamıştım.”

Aşk aniden kapıyı çalar. Biz ne olduğunu bile anlamadan bizi ele geçirir. Hayat sürprizlerle doludur ve yeni yıl her zaman için yeni bir pencerenin hayatımıza açılması anlamına gelir. İnsanlık tarihi boyunca nice umutsuzluk sona ermiş ve yeniden güneş doğmuştur. Hayatınızda mutlu değilseniz, yeni yılı bir fırsat gibi görmelisiniz ve hayal etmelisiniz. Gerçekten hayattan ne istiyorsunuz?

Bu sorunun cevabını net olarak biliyorsanız, yaşayacaksınız. Emin olun. İyi seneler!

 

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.