Başa Dön

5n 1k Kapadokya

blank

5n 1k Kapadokya

Okuma süresi 4 dakika

Çok değil, Ankara’ya sadece 3 saat uzaklıkta tarihiyle, eşsiz coğrafyası ve kültürel mirasıyla bir doğa harikası bulunuyor. Peribacaları, yer altı şehirleri, mağara otelleri ve açık hava müzelerinin iç içe geçtiği büyüleyici atmosferiyle kocaman bir film platosunu andıran ve bozkırın ortasında masallardan kopup gelmiş bir “rüya şehir”gibi duran Kapadokya…

Burası bambaşka bir dünya… Gerçek olamayacak kadar güzel! Her defasında aynı heyecan ve şaşkınlıkla adım adım, sokak sokak keşfettiğim; her keşifte biraz daha etkilendiğim/büyülendiğim benzersiz bir medeniyet. Zamanın yavaşladığı hatta durduğu, insanı sakinleştirip ruhunu özgürleştiren doğal meditasyon merkezi. Şehir hayatının tozu toprağından, stresinden, kalabalığından bıkıp usananlar içinse hemen yanı başımızda bizi bekleyen gizemli bir sığınak. Hafta sonu nereye kaçsam da soluklansam diye düşünüyor ya da romantik bir tatil için adres arıyorsanız kendinizi daha fazla yormayın. Bavulları hazırlayın, yola çıkıyoruz. İstikamet Kapadokya…

Ne zaman Gitmeli?
Şimdi tam vakti, Aralık’a kalmayın.  Kasım’dan sonra hava iyice soğuyor, ısınmak isteyenleri ne çay ne de şal kurtarabiliyor. Ankara’dan bir depo benzinle yola çıkın, hiç mola vermeden 3 saatte Kapadokya’dasınız. Yolda Tuz Gölü’ne uğrayıp fotoğraf çekmek gibi heyecanlara kapılırsanız seyahat süreniz uzayabilir.

Nerede Kalmalı?
Kapadokya’da konaklama için pek çok seçenek var. İster çok yıldızlı lüks otellerde kalın, ister mağara odalarda… Bölge adeta butik oteller ve küçük/şirin pansiyonlar cenneti. Uçhisar beldesindeki La Maison du Şişik, sürprizli odaları ve sahiplerinin misafirperverliği ile fark yaratıyor. Bu renkli pansiyonun odalarına aile büyüklerinin isimleri verilmiş. Kostak Mustafa ya da Berber Osman, şansınıza hangi oda çıkarsa…La Maison du Şişik’in odaları kadar avlusu ve olağanüstü manzaraya sahip terası da meşhur. Yemeklerden sonra avluda toplanıp kahve keyfi yapmak ve terasta şallara sarınıp kahvaltıyı uzatmak adetten.

Nerede Yemek Yemeli?
Kapadokya yeme-içme kültürü açısından da çok gelişmiş, cafe ve restoran alternatifleri oldukça fazla. Nokta atışı yapmak isteyenlere Ürgüp bölgesindeki Ziggy Cafe’yi öneriyorum. İstanbul’u terk edip Ürgüp’e yerleşen Nuray ve Selim Yüksel’in işlettiği mekan, uluslararası üne sahip bir “fine dining” restoranı. İstanbul ve Bodrum’da uzun yıllar çalıştıktan sonra Kapadokya’ya transfer olan Şef Ali Özkan, hünerlerini Ziggy’nin mutfağında sergilemeye devam ediyor. Kabak çekirdekli özel sos ile hazırlanan ve yanında reyhanlı bulgur pilavı ile servis edilen “Özel Ziggy Bonfile”yi mutlaka denemelisiniz. Mekan, menüsünün yanı sıra, atmosferi ile de dikkat çekiyor. Oturma odası sıcaklığında dekore edilen Ziggy, müşterilerine rahatlık ve konforu bir arada yaşatıyor.

Ne İçmeli?
Elbette  şarap. Kapadokya’ya gidip şarap içmeden dönmek olmaz. İyi bir yemekle iyi bir şarap içilir. Hele Türkiye’de şarabın anavatanı sayılan Kapadokya’da iseniz, en iyisini içmeniz gerekir. Beyaz şarap sever misiniz? Cevabınız “Evet” ise, Kavaklıdere’nin özel üretim şarabı Cotes d’Avanos Sauvignon Blanc ile geç olmadan tanışın. Kavaklıdere’nin Kapadokya’daki bağlarından elde edilen üzüm çeşitleri ile ürettiği Cotes d’Avanos, Türkiye’nin en iyi beyaz şaraplarından biri olarak kabul ediliyor. Bölgedeki  ilk mağazasını Uçhisar–Ürgüp yolunda açan KAV Butik’ten satın alabileceğiniz bu mucizevi şarap sayesinde sevgilinizle baş başa geçirdiğiniz romantik akşam yemeğini taçlandırabilir ya da sıkı dostlarınızla yaptığınız sohbeti daha keyifli hale getirebilirsiniz.

Nerede Eğlenmeli?
Gece hayatı Ürgüp bölgesinde daha aktif ancak yine de biz şehirlileri tatmin edecek kadar hareketli değil. Adonis sinek avlıyor. Joy’da zaman harcamayın, kimse dans etmiyor. Ürgüp’te geceleri müzik dinleyip keyifli zaman geçirebileceğiniz tek mekan Saklıhan. Orada da “kop kop” bir eğlence ortamı beklemeyin. Gitar ve keman ile canlı müzik yapan bir grup 90’lı yılların popüler slow şarkılarını yorumluyor. Saklıhan, kalabalık ve nispeten nezih bir açık hava mekanı ancak müzik nedeniyle ortamda ağır/melankolik bir hava hakim. Herkesin kadehiyle bütünleşip hayallere daldığı, arada iç sızlatan muhabbetlerin yapıldığı bir yerde ne kadar eğlenilirse o kadar.

Kiminle Tanışmalı?
Size Kapadokya’nın en görmüş geçirmiş insanlarından birinin ismini veriyorum: Mehmet Türke. Bölgenin doğasına hakim, dilini çözmüş, ruhunu taşıyor. Nerede ne yapılır?, nasıl olur? hepsini biliyor. 40 yıldır Uçhisar’da yaşayan ve 22 yıldır La Maison du Şişik isimli pansiyonu işleten Türke’nin anlatacak çok güzel hikayeleri var. Bir akşam mekanına gidin, bir şişe Cotes d’Avanos açtırın ve muhabbete koyulun.

 

 

[nggallery id=618]

Yazar Hakkında /

Yazarımız hakkında kısa özgeçmişi çok yakında sayfamızda olacaktır.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.