Başa Dön

Villa Kore

Villa Kore

Okuma süresi 12 dakika

Bu ay size ülkemize çok değerli bir yatırım yaparak daha şimdiden ki henüz bir kaç hafta önce faaliyete geçti, yabancı basının da genişçe yer verdiği butik bir otel Villa Kore ve onun sahibi çok ilginç bir yaşam öyküsü olan genç bir adamla yaptığım söyleşiyle merhaba diyorum.

Onur Coşkun henüz otuzlu yaşlarında İzmir’in ve Adana’nın tanınmış ve varlıklı ailelerinden gelen genç bir adam. Hayatındaki en büyük ilgi alanları çalışmak, spor yapmak ve at binmek. Çok küçük yaşlarında Cemal Özgörköy’den her gece aldığı derslerle şampiyonluklar kazanmış, çok küçücük yaşından beri hiç durmadan çalışmış sayısız konuda derin bilgi sahibi bir insan. Fazlasıyla mütevazı. Röportaj yapmak için epey dil dökmek zorunda kaldım. Ama beni bilirsiniz. Çok özel bir şey buldum mu hemen paylaşmak isterim sizlerle. Çok küçük yaşında el becerileri büyüklerin dikkatini çekmiş. Çok zevkli ve gustosu olan bir adam.  Zorluklardan yılmayan bilakis zorlaştıkça daha da üstüne giderek mutlaka başarıyla sonuca ulaşan bir kişilik. Çok küçük yaşta kendi kendine yaşamayı öğrenmiş, ihtiyacı olmamasına rağmen ek işlerde çalışarak büyümüş, Amerika Birleşik Devletlerinde özel okullarla aynı eğitim kadrosuna sahip olması gerekçesiyle özel üniversite yerine develet üniversitesini bitirmiş, kendine ait bir ev tutulmuşken bir arkadaşıyla oda paylaşarak para tasarruf etmiş, annesi araba alabilecekken koyu karda kışta sokaklarda metro, otobüslerle yaşamını sürdürmüş her daim mütavazılığını muhafaza etmiş günümüz için insanlara gerçekten çok değişik gelebilecek değerlere sahip bir iş adamı Omur Coşkun.

Londra’ da masterını tamamladıktan sonra çalışmaya başladığı  borç içinde yüzen bir mermer firmasını düze çıkarırken diğer taraftan da maaşı yetmediği için hem garsonluk ve restoran yöneticiliği yapmış, hem de eski binaları alıp restore ederek çok yönlü ve ağır iş hayatını sürdürmüş. Eski evler ve apartmanları renove etmek bir merak gibi onu sarmış ve bu işe ciddi vakit ve nakit yatırmış. Bir ara arkadaşı Burak Akdoğu ile Class Cavalli mağazasını Türkiyede açarak tekstil işine de el atmış.

Ailesinin Koç ailesiyle ortak olarak sahip olduğu Talya oteli kendisini hiç çekmemiş olsa da Çeşmedeki 45 yıldır kendilerine ait olan bu araziyi otel yapma fikri doğmuş. 1 yıldan kısa bir sürede araziden aktif bir otel haline dönüştürdüğü bir yalı olan evini ve 18 odalı otel binasını gerçekten son derece şık bir şekilde Türk turizmine kazandırdı.

Villa Kore Çeşmenin en güzel sahili olan Yıldızburnunda  toplam 30 odası, plajı, havuzu, spası, ev yemekleri, Türk hamamı, pilates sütüdyosu ile hizmet veren butik bir otel. Kışında antiaging, wellnes ve detox merkezi olarak ayrıca hizmette aktif olacak.  Annesi Sayın Azize Ertenü ve teyzesi Sayın Ayşen Ertenü’nün zevkleriyle her odası farklı şekilde dekore edilen otelin her köşesi ama her köşesi ve her detayı ve objesi gerçekten insanı hayran bırakıyor. Slow kategorideki bu cennet conseptte Azize Ertenü’nün kendisine ait olan arazilerde bulunan zeytin ağaçları ve üzümlerden elde edilen yiyecekler organik olarak misafirlere sunuluyor. Yakın zamanda otelde kendi üretimleri olan organik zeytin yağı, şarap gibi gıdaların satışına da başlanacak.

İleriye yönelik yeni oteller açmak plan ve projeleri arasında olan Onur Coşkun ilk olarak annesi Sayın Azize Ertenü’ nün Çukurcuma’ daki bir kaç katlı tarihi binasını residance haline dönüştürmeyi planlıyor.

Sahip olduğu engin tecrübeleri ışığında gençlerin anne babaları için tavsiyelerde bulunan Onur Coşkun  ” Çocuklarınızı siz varlıklı dahi olsanız mutlaka genç yaşta iş hayatına sokun ve kendi kendilerine para kazanmayı ve sürekli üretici olmayı, sorumluluk almayı öğretin.” diyor. Gençler için ise ”Özünüzü sıkın, zorluklar karşısında asla havlu atmayın, çok okuyun, tecrübesi olanlardan ders alın, tüm yaradılışı ve insanları sevin.” diyor.

Küçük yaşından beri yalnız yaşayan ve sayısız pek çok işte çalışarak sonsuz tecrübeler kazanmış bu genç iş adamına evini böylesi konsept bir butik otele dönüştürerek Türkiyemize eşsiz ve güzel bir değer kattığı için teşekkür ediyoruz.

Nasıl bir ailede nasıl bir çocukluğun oldu?

İzmir’li bir anne Azize Ertenü ve Adanalı bir baba,Hüsnü Coşkun’un ilk çocuğu olarak 17/02/1979’da İzmir’de doğmuşum. Annem, Amerikan Kız Koleji, sonra da Boğaziçi Üniveritesi mezunu olan tam bir İzmirli kadın. Babam,yüksek kimya mühendisliği mezunu ilk okul eğitimi Adana’da,üniversite eğitimi İstanbul’da geçmiş,güneyli genleri daha ağır basan bir Adana’lı.Babam aileden gelen çiftçiliği iş olarak seçtiği için Adana ile Kadirli arasında geçen bir çocukluğum oldu.Dışa dönük,arkadaş canlısı bir kova olarak annem beni küçüklüğümde her gün parka götürerek, birkaç kapı çocuklu arkadaş gezmesi,en son da akşam eve girmeden bir de komşu çocuklarına uğramaca şeklinde ancak avuturmuş.El becerilerim 3-4 yaşından beri çok gelişmiş olduğundan annemin bütün arkadaşlarının benimle ilgili anlattıkları anıları ‘’Onur , nasıl da 4 yaşında portakal soyardın,görünce şok olmuştuk ’’ olmuştur.Spora önem vermiş kendisi de voleybol ve tenis oynamış bir annesi olan her çocuk gibi tenis, tekvando, yazları Çeşme’de anneannem ve dedemin yanında windsurf, yelken,kışın kayak ve snowbord dahil hemen hemen her sporu yaptım. Bu arada dedemin yarış atlarına da ufak ufak binerdim.İlkokulu Adana’da bitirdiğim sene İzmir Tevfik Fikret Lisesi’ni kazandım. O yıl annem ve babam ayrıldılar ve biz annemle İzmir’e yerleştik. 11 yaşındaydım,dedem bana bir at aldı ve binicilik sporuna başladım. Atlar ve binicilik benim hayatımın o gün bugündür en önemli yerini teşkil eder.

İlk derecemi sevgili Cemal Özgörkey’in beni her gece iş çıkışında Buca Atlıspor Klubü’nde büyük bir özveri ile eğitmesi sayesinde aldım ‘’Yıldızlar Şampiyonu’’.O günlere gelene kadar ilk atım da kafası bozuk bir attı; her yarıştan sinirimden ağlayarak ve ellerim kanayarak çıktığımda ve yakın abi dediğim insanlar bile anneme ‘’Bu çocuğu tenise falan yönlendir kabiliyeti yok’’dediklerinde bana bir tek annem inanmıştı ve desteklemişti. Ben de imanla ve seygiyle çalışarak neler başarılacağını herkese ispat etmiştim. Daha sonra binicilikte ilerlemek için lise 1.sınıfta Ankara’ya okumaya,lise 2. Ve 3. Sınıfta da İstanbul’a taşınıp Saint Joseph’de lise eğitimimi tamamladım. Bu şehirlerde kendi evimde oturup,kendi yemeğimi yapmayı,evime bakmayı çok küçük yaşta öğrendim. Bu arada hiç özel ders almadım,hiç kurslara girmedim,okullarda bile yazdırıldığım servisten çıkıp,vapur,dolmuş gibi toplu taşıma araçlarını kullandım.Hiç bir konuda aşırılığım yoktur.Tevazu benim hem ailemden gelen , hem de kendimde olan bir özelliğimdir.Liseden sonra annemim ısrarı ve seçimi sonucu A.B.D’de Kuzey Virginia’da George Town Üniversitesinde 1 yıl İngilizcemi kuvvetlendirip,sonra devlet üniversitesi olan George Mason’a devam etme kararı aldım. A.B.D’de özel üniversitelerle aynı eğitmen kadrosuna sahip olmasına rağmen devlet üniversiteleri yarı fiyattaır. Tabii bir de ev tutmam gerekiyordu. Annem 750 dolara bir stüdyo daire tutmuş ve parasını ödeyip dönmüştü. Ben bu parayı geri alıp,250 dolara bir bankacı hanım ve bir Türk garson arkadaşın evlerinin bir odasını kiraladım.Her gün okula gitmek için uzun bir yürüyüş ve metrobüs kullandım.Kışın bayağı soğuk ve karlı olan Virginia da bu zorlu bir süreçti.

İlk seneden sonra annem kendine bir garsonluk işi bul dedi ve böylelikle bir Türk restoranında garsonlukla ilk çalışma hayatım başladı.İkinci sene kendi kazandığım 8000 $ ile ile ilk arabamı aldım.Çok sevdiğim ve ‘’honeycim’’diye hitap ettiğim Sevil Altınsoy ile bir ev tutup roommate oldum.Bu bana tekrar bir aile kavramı yarattı. Daha sonra 9 yaş küçük kardeşim son sınıftayken bize katıldı. Liseyi benim yanımda okudu.Babalık etmeyi kardeşime bakarak öğrendim. O da sonra üniversiteyi Montreal Macguil’den mezun olup, LSE’de Londra’da master yaptı. Bu günlerde Deuche Bank’a transfer oluyor.

Ben de daha sonra Marketing ve MIS bölümlerinde double majör yapıp bir Türk mermer firmasında çalışmaya başladım.Kredi ile kurulmuş ve borçlu bir firmayı birkaç sene içinde az elemanla düze çıkardık. Bu arada maaşım 1500 $ bana yetmediği için akşamları garsonluğa ve restoran manager lığa devam ettim. Bu arada kendime 2 ev alıp içlerini özel yapıp,oda oda kiralıyordum.Bu arada Amerika’da hiç ata binme fırsatım olmadı,uygun at çiftliği bulamadım ve Türkiye’deki 2 atımı sattım. Eski ev ve apartmanları renuve etme merakım o zamandan başlamıştı. Patronumu bu markete yönlendirdim.

2008 sonunda bir anda Türkiye’ye dönme tesiri aldım. Evimin birini sattım,birini kiraladım ve birikimim ile Türkiye’ye döndüm. İstanbul’a yerleştim, bu seneler içinde birkaç eski ev alıp yapıp sattım. Class Cavalli mağazasını ev arkadaşım Burak Akdoğu ile açtım. Böylelikle birkaç sene tekstil işine de değinmiş oldum. Sonra bu işleri bırakıp kendi finans işlerime ve emlak yatırımlarına devam ettim. Bu arada tekrar at alıp biniciliğe başladım.

VİLLA KORE’ nin doğuşu

Otelci yapmak ve otelci olmak fikri kimden ve nasıl doğdu? Bir gün bir otel yapacağın hayalin var mıydı hiç?

Daha önce ailemin Antalya Talya otelde Koç grubuyla bir otel tecrübesi olmuştu. Bu bende hiç parlak bir ışık yakmamıştır. Ve sonra da tamamen bir kayıp olmuştur. Çeşme’de ki arsamız 45 senedir elimizdeydi ve önce üstüne villa sonra residance mı yapalım derken,otel yapma fikri doğdu,bu daha çok benim düşüncemdi Ve 2 yıl önce Milano üniversitesinden mezun bir mimar hanım projesini çizdi. 2 yıl belediyeden kaynaklanan ir sürü bürokratik iş dolayısı ile başlayamadık. Kısmet bu kışaymış. Öndeki evimiz de denize sıfır bir yalıydı. Onu da düzenleyerek 2 inşaatı aynı anda ortaya çıkardık. Arkadaki binamı 18 odalı 2 katlı ,üstte teras restoranı olup alt katı da spa ve büyük bir mutfak olarak düzenlenmiştir.Spa’da Türk hamamı ,sauna , fittness,pilates,reformer,masaj olarak servis verilmektedir.Kış aylarında wellness antiaging, detoks konsepti düşünüyoruz.

Bu arada annemin de merakı üzerine kendi tarlalarımızda , zeytinlik ve bağlarımızda kendi organik sebze ve meyvelerimizi yetiştirmeye başladık bile. Kendi zeytinyağı ve şarabımızı yapmak ve biraz da misafirlerimiz için otelde kendi ürünlerimizden bir küçük shop oluşturmak projelerimiz içerisinde.

Ben geçen yaz buraya geldiğimde gördüğüm boş arazide şu anda koskoca bir otel yükseliyor üstelik aktif. İçinde konuklar var mutfağı  full hizmet veriyor. Bu kadar kısa zamanda nasıl başardın bunu?

2 mimar değiştirdikten sonra ki bu bize zaman kaybettirdi kendimiz mimariyle de meşgul olduk. Teyzem Ayşen Ertenü zevkiyle ön evde her odamızı ayrı ayrı döşeyerek , aksesuarlarını bile bizzat kendi taşıdı,harikalar yarattı. Arka yeni binada daha çok benim sadeliğim var.

Başka Otel Projesi var mı gelecekte?

2005’de annemin aldığı Çukurcuma’da  katlı tarihi bir bina var. Onun bürokratik işlemleri de senelerdir sürüyor. Bıkmazsam onu da küçük bir residance haline dönüşmüştürebilirim.

Bu işi yapacak olanlara tavsiyelerin nedir?

Hizmet sektörü çok zorlu bir yolculuk,ayrıca otel inşaatı da diğer inşaatlardan çok daha detaylı ve zor. Arka ve Ön binada toplam 30 oda var. Arka bina ikinci bayramda devreye girecek.Şu anda 11 personel çalışıyor arka bina hizmete girince bu sayı artacak.

Gençlere Tavsiyelerim ise,

Aslında önce onları yetiştiren anne babalara seslenmeli.Çocuklarınızı varlıklı veya yoksul mutlaka genç yaşta çalıştırın.Kendi parasını kendi kazanmasını ve üretici olmasını öğretin. Hayat hiçbir zaman sizin planladığınız gibi gitmez.Siz çocuklarınızı koruyp,kollayıp şımartırsanız bilin ki hayat onları tokatlayacaktır. Onlara kendi kazançlarıyla küçük yaştan kendi ihtiyaçlarını sağlamayı öğretin. Bırakın biraz sıkıntı çekmeyi emek vermeyi , sorumluluk almayı öğrensinler. Sonra rahat edeceklerdir emin olun. Gençler özünüzü sıkın,zorluklar karşısında hemen havlu atmayın. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın.Mutlaka ruhsal ve beyinsel gelişiminiz için okuyun,öğrenin ve tecrübeleri olanları örnek alın. Hayatı,insanları ve tüm yaradılışı sevin,sayın ki hayat da size aynı karşılığı versin.

Sözlerimi bitirirken hayatta en değer verdiğim iki varlığa dedem Hasan Ertenü ve anneannem Sevim Kahraman Ertenü’ye bana verdikleri özenli zamanlar,sonsuz ve beklentisiz sevgileri ve bütün öğrettikleri güzel hasletler için binlerce teşekkür etmek isterim.

Ben de her ikisinin de sonsuz maddi ve manevi emekleri var. Güzel insanlar sizi çok seviyorum iyi ki böyle bir aileye gelmişim. Teşekkür ederim.

Sevgiler.

Yazar Hakkında /

Yazarımız Sinem Yıldırım kısa özgeçmişi kısa bir süre içinde sayfamızda olacaktır.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: