Başa Dön

Televizyon Haberciliğinin Dinamik Yüzü

blank

Televizyon Haberciliğinin Dinamik Yüzü

Okuma süresi 4 dakika

Haberciliğe Ankara’da başlayıp ardından İstanbul’a transfer olan televizyonun genç ve başarılı yüzü o… Kariyerinde hızla yükselen Mirgün Cabas’la çok sevdiği
habercilik mesleği ile ilgili bir röportaj gerçekleştirdik. İşte Ankara İletişim Fakültesi’nden NTV’ye uzanan habercilik macerasıyla Mirgün Cabas…

Ankara’ya hoş geldiniz diyerek başlayalım… İlef mezunu olduğunuzu biliyoruz… 90’lı yıllardan sonra Ankara hala aynı Ankara mı?

Mirgün Cabas: Bu Ankara, benim tanıdığım Ankara’dan çok farklı. Her şey, her şehir değişiyor ama ben Ankara’daki değişimin başka birçok yerden daha hızlı olduğunu görüyorum.  Kentin görünümü, insanların kentle ilişkisi çok hızlı değişti Ankara’da. Örneğin Kızılay, Atatürk Bulvarı şehrin odağı olmaktan çıkarıldı,  içinden transit geçilen yerler haline getirildi. Her şehirde görülen, alışveriş merkezlerinin yeni sosyal ve ticari merkezler olması durumu Ankara’da da var. Ama mesela alışveriş merkezleri İstanbul’da daha şehrin içindeyken Ankara’dakiler şehrin çevresine konumlandı, bu ve bunun gibi şeyler nedeniyle insanların şehirli ilişkisinin değiştiğini düşünüyorum.

İletişim fakültesinde okurken mi karar verdiniz haberci olmaya? Yoksa tesadüfler birbirini mi kovaladı?
M.C:
Fakültedeyken ortaya çıkan bir Milliyet stajı fırsatı sayesinde başladı her şey. Çok planlı olduğunu söyleyemem. Olaylardan sonradan gelişti.

Üniversite öğrencisiyken bir rol modeliniz var mıydı?
M.C
: Hayır yoktu. Gençken ve öğrenciyken de iyi bir gazete okuruydum ama örnek aldığım kimse yoktu.

İletişim Fakülteleri’nde yıllarca tartışılır gazeteci objektif olabilir mi sizce?
M.C
: İletişim kuramları bunun mümkün olmadığını söyler. Haksız da değildir. Ama yine de elimizden geleni yapmakla bir şey kaybetmeyiz.

Ekran önüne ilk kez Atv Ankara Bürosu’nda muhabir olarak çalışırken çıktınız. Her zaman söylenen bir şey vardır: “Ankara’dan geçmeden haberci olunmaz!” diye…  Siz de siyaseti, politikayı Ankara’da takip edip İstanbul’a gidenlerden misiniz?
M.C
: Ben gazeteciliğe Ankara’da başlamanın hep faydasını gördüm. Zira İstanbul’da da siyaset odaklı habercilik yaptım. Siyasetin pratiği çok karmaşıktır. Ankara’da kim kimdir, hangi mekanizma nasıl işler, Meclis, bürokrasi nasıl çalışır; bunlar gözlem olmadan, uzaktan kolay öğrenilecek şeyler değil…

Ankara Atv’de çalışırken Karum’dan Şirin Payzın’la yaptığınız program çok sevin bir program olmuştu. Tekrar Şirin Payzın veya başka bir ekiple bir araya gelip böyle bir program yapmayı düşünür müsünüz?
M.C:
ATV’nin Ankara bürosu çok özel bir zaman diliminde bir araya gelmiş insanların çok güzel bir iş çıkardığı bir yerdi. Bugün Çiğdem Anad, Gürkan Zengin, Şirin Payzın, Yavuz Oğhan, Erhan Karadağ gibi isimlerin yetişmiş birer televizyoncu haline geldikleri yerdi. Özel zamanlardı çünkü televizyon haberciliğinin başka türlü yapılabildiği bir siyaset ve medya ortamı vardı. Atv Ankara’da da biz bunu Baki Şehirlioğlu’na borçluyduk.

Türkiye’de habercilerin bu kadar popüler olduğu nadir görülen bir durum. Peki siz bu kadar popüler oluşunuzu neye bağlıyorsunuz?
M.C
: Popüler bir haber kanalında, çok uzun yıllar, geniş bir ilgi alanında çalışmış olmama, yani uzun süre görünür bir yerde olmama bağlıyorum.

NTV’nin jönü yakıştırmaları yapanlar bile olmuş…
M.C:
Hiç jön görmemişler sanırım!!!

Mesleğinizde bu kadar başarılı olmanızın bir sırrı var mı?
M.C
:  Mesleğin sırrı filan yok. Kendinden memnun olmamak var, ‘ben oldum’ dememek var, mesleğe elde kariyer planıyla başlamamak var.

Sizi örnek alan ve bu yolda yürümek isteyen gençlere ne tavsiye edersiniz? Sonuçta televizyon, habercilik kulağa hoş gelen meslekler ancak icra etmek ve tutunmak oldukça zor…
M.C
:  Bu işi 15 yıldır yapıyorum. Yönetici olarak da uzun süre çalıştım. Pek çok stajyerle, genç haberciyle çalıştım. Onlara karşı olabildiğince sabırlı ve hoşgörülü oldum çünkü staja başlamak üzere Milliyet gazetesinin o zamanki haber müdürü Derya Sazak’ın kapısının önünde beklediğim günü ve onun bana verdiği şansı hiç unutmadım. Sabrımı kaybettiğim tek gün, Ntv’deki genç bir kadın muhabirin, “İki yıldır muhabirlik yapıyorum, benim artık anchor olma zamanım geldi!” dediği gündü. Allahtan kanaldan ayrılmak istediğini söylemek için gelmişti…

Gelecekte Mirgün Cabas’ı hep “haberci” olarak mı göreceğiz yoksa başka projeler de var mı?
M.C
: İşimi seviyorum. Her ne olursa olsun başka bir iş yapmak zorunda kalmayı hiç istemem.

Peki, Mirgün Cabas iş dışında neler yapar?
M.C
: Kitap okurum, yemek pişiririm, motosiklete binerim…

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: