Başa Dön

Stil Sahibi DJ Doğuş Çabakçor

blank

Stil Sahibi DJ Doğuş Çabakçor

Okuma süresi 3 dakika

Müzik dünyasının genç DJ’lerinden Doğuş Çabakçor, örnek alınacak bir başarı öyküsüne sahip. Yaz boyunca Çeşme’de sergilediği performanslarla adından söz ettirdi. İstanbul’da sosyetik partilerin DJ’i olarak tanındı. Dünyaca ünlü şarkılara yaptığı remiksler ve göz alıcı imajıyla dikkat çekmeyi başardı.

 
Çabakçor, kısa sürede yakaladığı popülaritenin tesadüf olmadığına inanıyor. Çaldığı partilerde müziği, görsel şovları ve özel kostümleriyle fark yarattığını düşünüyor.

Aralık 2010’dan itibaren W Lounge İstanbul’un müzik direktörlüğü görevini de yürüten başarılı DJ ile tahmininden hızlı gelişen müzik kariyerini konuştuk.

 

İşletme üzerine eğitim aldıktan sonra DJ’lik nasıl hayatına girdi?

Ailemin Uludağ’daki otelinde ve bazı mekanlarda hobi olarak DJ’lik yapıyordum. Yaz tatilinde Barcelona’da dinlediğim müzik beni çok etkiledi. Orada birçok DJ ile tanıştım ve çalmak istediğim müzik tarzını oluşturmaya başladım. Bu tatilin ardından İstanbul’da özel bir partide çaldım ve o geceden sonra teklifler art arda gelmeye başladı.

 

Mesleğe ne gibi yenilikler getirdin? 

En başta “stil sahibi DJ” olarak biliniyor olmak beni çok mutlu ediyor. DJ’liğin sadece işitsel bir iş olmadığını, görselliğin de önemli olduğunu ispatladığımı düşünüyorum. Gerek sahne kostümlerim,  gerekse partiler için hazırladığım animasyon videolar ile performanslarımı zenginleştiriyorum.

 

Bu işi neden yapıyorsun? En büyük motivasyonun nedir?

Yaptığım işi seviyor ve bu işte seviliyor olmam yeterli aslında. İnsanlar beni dinlemekten keyif alıyorlar. Farklı bir şeyler yapmak istediğimi biliyorlar ve yeniliklerime açıklar. Rüyamda bile bir sonraki performansımı düşünüyorum.

 

İmajına önem veren, stil sahibi bir müzik adamısın. Bazen bunun müziğinin önüne geçtiğini düşünüyor musun?

Hayır, kesinlikle düşünmüyorum çünkü buna izin vermiyorum. Müziğim her zaman bir numara olmak zorunda, yoksa başka şekilde algılanabilirim. Sonuçta ben fotomodel değilim.

 

Kalburüstü mekanlarda/partilerde çalmaya özen gösteriyorsun. Müziğini sadece belli bir kitlenin anlayabileceğini mi düşünüyorsun?

Ben aslında mekan değil dinleyici seçiyorum. Yaptığım müziğin bir benzerini ancak yurt dışında dinleyebilirsiniz. Çaldığım yerlerdeki insanlar bu müziğe yabancılık çekmiyor, çok rahat eşlik edebiliyorlar.

 

“Sosyetenin DJ’i” yakıştırmasından memnun musun? 

Bu sıfatı ben seçmedim, beni tanıyanlar seçti.  Sebebi ise ortada, müzik yaptığım mekanlar ve insanlar. Bugüne kadar çoğunlukla İstanbul’un elit kesiminin katıldığı partilerde çaldım ve bundan gerçekten keyif alıyorum.

 

Performanslarında önceliğin nedir? İnsanları eğlendirmek mi, sevdiğin müziği çalmak mı?

Müziğe yeni başladığım dönemlerde bu ikilemi yaşamıştım ancak kendimi ispatladıktan sonra çaldığım müziğe göre kitlem oluşmaya başladı. Sadece insanları eğlendirmeye çalışmak ya da sevdiğin müziği çalmak hiçbir zaman tek başına yeterli olmaz.

 

 

İstanbul ve Ankara’da çalmış bir DJ olarak, iki şehrin eğlence kültürü arasında ne gibi farklar gözlemledin?

İstanbul ve Ankara dinleyicisi arasında karakteristik olarak çok büyük farklılık yok ancak güncel olanı takip etmek açısından İstanbul dinleyicisi elbette çok daha şanslı. Son dönemlerde Ankara’da da bir iki mekan ciddi anlamda İstanbul gecelerini aratmayacak partiler düzenlemeye başladı, umarım devamı gelir.

 

[nggallery id=941]

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.