Başa Dön

Squash Türkiye Şampiyonu “Hüseyin Gümüş”

blank

Squash Türkiye Şampiyonu “Hüseyin Gümüş”

Okuma süresi 8 dakika

Üniversiteye başladığı ilk yıllarda squash ile tanışan Hüseyin Gümüş, o zamanlardan sonra bir daha bırakamadığı ve hayatının önemli bir kısmını kapsadığı squash’dan, spora olan tutkusundan, aldığı ödüllerden,  squash milli takımından ve onu anlatan daha birçok konudan bahsetti.

İlk olarak bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

1980 yılında Ankara’da doğdum. İlk ve orta öğretimini tamamladıktan sonra 1999 yılında Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesini kazandım. Squash’la ilk kez Bilkent Üniversitesi’nde tanıştım. Aynı yıl yabancı dil eğitimi için squash’ın doğduğu ülke İngiltere’ye gittim. Orada kaldığım 1 yıl içerisinde hem Londra’da hem de farklı şehirlerde (Manchester, Cambridge, Brighton gibi) squash oynama fırsatı buldum. 2000 yılında Türkiye’ye döndüğümde squash antrenmanlarına ara vermeden eğitimime de sorunsuz bir şekilde devam ettim. 2005 yılında lisanslı bir sporcu oldum ve geçen bu süreçte Türkiye genelinde resmi ve özel birçok turnuvaya katılarak çeşitli dereceler elde ettim. 2009 yılında 1. Kademe Squash Antrenörlük ve Hakemlik diplomasını aldım. 2010 yılında Ankara ve İstanbul’da yapılan milli takım seçmelerinde derece yaparak ilk milli takıma seçilen beş kişiden biri olma başarısını gösterdim. Nisan ayında Fransa’nın Aix en provence şehrinde yapılan Avrupa Takımlar Squash Şampiyonası’nda İspanya, Belçika, Hırvatistan, İsrail, Cebelitarık ve Kıbrıs gibi ülkelerin oyuncuları ile birbirinden başarılı maçlar yaparak ülkemi başarı ile temsil ettim. 2010 yılında yapılan, Türkiye’nin ilk ve tek para ödüllü resmi turnuvasında tüm maçlarını kazanıp namağlup olarak Türkiye şampiyonu oldum. 27 Şubat -1 Mart tarihleri arasında yine Türkiye’de ilk kez Professional Squash Association (Profesyonel Squash Oyuncuları Birliği) tarafından gerçekleştirilen Avrupa Konutları Uluslararası Squash Turnuvası’nda oynama şansını elde ettim. 6-9 Nisan 2011 tarihinde Budapeşte’de gerçekleşen Avrupa Takımlar Squash Şampiyonası’na katılarak ikinci kez üst üste milli formayı giyme şansını elde ettim. Son olarak Mayıs ayında İstanbul’da gerçekleşen “Best of 16” adlı Türkiye’nin en iyi 16 sporcusunun katıldığı özel turnuvada birinci oldum.

Squash’ın daha fazla kitlelere, özelliklede yeni nesil genç kuşaklara ulaşması için, 2008 yılından itibaren Bilkent Üniversitesi’nde ve özel kulüplerde düzenli olarak kişiye özel dersler ve workshoplar vermekteyim.

Squash’a ne zaman başladınız, hayatınıza neler kattı ve neden bu spor?
Squash’la ilk kez 1999 yılında Bilkent Üniversitesi’nde tanıştım. Aynı yıl yabancı dil eğitimi için squash’ın doğduğu ülke İngiltere’ye gittim. Orada kaldığım 1 yıl içerisinde hem Londra’da hem de farklı şehirlerde (Menchester, Cambridge, Brighton, gibi ) squash oynama fırsatı buldum. Amatör olarak başladığım bu spor her geçen gün hayatımda daha da fazla yer kaplamaya başladı. Her şeyden önce şunu söylemeliyim ki spor yapan beden ve bu bedeni taşıyan zihin daha sağlıklı oluyor. İş, sosyal ve de günlük hayatınızda daha aktif, pozitif ve enerji dolu olmakla birlikte vereceğiniz kararlarda analitik ve çok yönlü düşünmenize yardımcı oluyor.

Squash nasıl bir spor peki?
Bir çok spor dalında olduğu gibi squashda da kondisyon ve teknik çok çok önemlidir. Fakat squash’ı diğer bütün sporlardan ayıran unsur, sahip olduğunuz kondisyon ve tekniğinize ek olarak çok üst seviyede, dayanıklılık, sabır ve en önemlisi zekaya ihtiyacınız vardır.

Tenise benzeyen bir oyun squash. Neden tenis değil de suash?
Evet, squash aslında bir açıdan tenise çok benzer bir spordur. Malzemeleri tenis raketi ve topundan biraz daha hafif ve küçüktür. Vuruş sitili olarak her iki oyunda da  avuç içi, avuç dışı, kısa vuruş, vole, aşırtma ( Forehand,Backhand,drop shot, volley, loob) gibi farklı alternatifler vardır. Ama aynı zamanda da oldukça farklıdır, squash çok daha hareketli, tenis gibi omuzdan değil tamamen koldan ve bilekten güç alınarak oynanan bir spordur. Tenis yerine Squash tercih etmemin en büyük sebebi bu sporu yılın 4 mevsimi 365 gün oynayabilmemdir Aşırı yağmurda, aşırı sıcakta, aşırı soğukta benim için değişen tek şey squash kortunun klimasında yapacağım ufak derece ayarlarıdır.

Türkiye’de nerede veya hangi kulüplerde oynanabilir? Sizin oynadığınız bir kulüp var mı?
Türkiye’de yaklaşık 100 adet squash kortu vardır. (İngiltere’de 5000 adet ) Bunların büyük bir çoğunluğu Ankara, İstanbul, İzmir ve Antalya’dadır. Özel spor kulüplerinde, Üniversitelerde, Otel ve tatil köylerinde ayrıca Ankara’da bulunan halka açık tesislerde squash oynanabilir. Ayrıca portatif olarak 4 tarafı camdan oluşan ve istenildiği yere montaj yapılıp oynama şansı veren kortlarda mevcuttur. (Örneğin Giza piramitlerinin yanına, ya da Alışveriş merkezlerinin içerisinde konulmaktadır). Ben İstanbul’da spor merkezlerinde Ankara’da ise Bilkent Üniversitesi, Sports International ve Sheraton’da oynuyorum.

Türkiye birinciliği elde eden biri olarak squash’ın insan sağlığındaki önemi nelerdir?
Her sporun olduğu gibi squash’ında insan sağlığı için artıları tartışılmazdır. Her şeyden önce kişiyi zinde tutar, kilo kontrolüne yardımcı olur. Squash Dünyanın en çok kalori kaybettiren sporudur. (45 dk. 630 k/cal) Bütün kas gruplarını aynı anda çalıştır. Diğer spor branşların da pek mümkün değildir. Bir başka en belirgin faydası ise stres ile mücadele etmenizi sağlar. Oyun sonrasında stresten arınmış adeta 1 saatlik masaj almış gibi hissedersiniz.
Siz bu birinciliği nasıl başardınız?
Squash’a başladıktan birkaç yıl sonra Pakistanlı hoca Amir Nawas ile tanıştım. Belli bir süre sonra bire bir özel squash dersleri almaya başladım. Daha sonra kişisel gelişimimi yurtdışı kaynaklı kitaplar, videolar ve kendime ait antrenman metotları ile devam ettim. Geçtiğimiz yıl Dünya 148. sırada yer alan İssa Kamara’yı davet ettim ve düzenli olarak kendisi ile antrenman yapma fırsatı buldum. Sonuç olarak Başarımın 2 tane püf noktası var:
1. Çok klasik ama doğru bir şey istemek,
2. Disiplin.
Ben bu iki faktörü doğru zamanda doğru bir şekilde bir araya getirmeyi başardım, doğal olarak başarıda kaçınılmaz oldu. İnsanların aklında peki ya şans faktörü sorusu gelirse de şu cevabı vermek istiyorum, “Şans daima hazır olandan yanadır”.

Başka uğraştığınız spor dalı/dalları var mı? Gelecekteki hedefleriniz neler
Profesyonel olarak yok. Eklem, bağ, kas dokumu güçlü tutabilmek adın, fitnees yapmaya çalışıyorum, zaman buldukça da at binip ve tenis oynuyorum. Gelecekteki hedefim ilk önce Türkiye şampiyonluğum ve milli takımdaki istikrarımı her sene devam ettirmek. Maalesef Dünya sıralamasında hiçbir Türk oyuncu yok.  İkinci ve daha önemli hedefim uluslararası arenaya çıkıp Dünya sıralamasında yer almak. Bunun için önümüzdeki yıl planımı yaptım, şuan gerekli sponsor desteğini aramaktayım.

Ülkemizde birçok spor organizasyonu yapılıyor bu tür etkinlikler o ülkedeki sporu geliştiriyor. Squash’ın da bu tür etkinliklerle gelişeceğine inanıyor musunuz?
Tabi ki de yapılan her organizasyon turnuva, gösteri, seminer, eğitim, şampiyona hiç fark etmez  o sporun bilinirliğini arttırır ve başka kesimlere ulaşmasında büyük rol oynar. Ancak şunun altını çizmeliyim ki squash bir kitle sporu değildir. Bu nedenle Türkiye’de gelişim için yapılması gereken tek ve öncelikli şey altyapı çalışmasıdır. Sonuçta genç bir popülasyonumuz var.  İlköğretim seviyesine inildiğinde ülkece gelecek yıllarda çok daha büyük başarılara imza atacağımıza inanıyorum.

Maça çıkmadan önce yaptığınız özel bir şey var mı?
Turnuva haftasında ve de özellikle maç günü beslenmeme çok dikkat ederim. Şans getirmesi açısından korta ilk olarak ben girmeye çalışırım. Rakiplerim okumasın.

MAG okurları için bu sporla ya da sporun yararları ile ilgili söylemek istediğiniz başka konular var mı?
Ben spor aşığı birisiyim. Bütün okuyucularınıza başta squash olmak üzere herhangi bir sporu ya da birkaçını düzenli olarak yapmalarını tavsiye ediyorum. Gözlemlediğim kadarıyla Türk halkı olarak spor bilincimiz ve alışkanlığımız ne yazık ki çok fazla değil. Şunu biliyorum ki iş yoğunluğu, ya da kişisel sebeplerden dolayı herkes spora gerekli zamanı, önemi, bazen de maddi olanakları yaratamayabilir. Ancak açık havada yapılacak bir yürüyüş, asansör yerine merdiven kullanmakta iyi bir başlangıç olacaktır.

 

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.