Başa Dön

Sinan Güleryüz ile Babalar Günü Özel

Sinan Güleryüz ile Babalar Günü Özel

Okuma süresi 7 dakika

Henüz yeni baba olan Müzisyen Sinan Güleryüz, baba olmanın kendisinde hissettirdiği duyguları ve kızı ile arasındaki sıcak bağı bizlerle paylaştı.

Baba olduğunuzda hissettiğiniz ilk şey neydi?

O saniye itibariyle hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. İnanılmaz bir duyguymuş bu. Sizden bir parçaya bakmak, ona dokunmak, koklamak, nefes alışından tedirgin olmak, her şey yolunda mı? diye sürekli kontrol etmek… Sayamayacağım binlerce şey var. Ama hissettiğim ilk şey; Luna doğumhanede ağlarken yanına gittim, hemşireler kundaklıyorlarken eğilip “Kızım, korkma ben artık yanındayım” dediğimde bir anda sesimi tanıyıp susması ve o an yaşadığımız şoktu. Sanki aylarca Özge’nin karnından beni hep dinlemiş ve sesimi tanıyıp buna olumlu bir tepki vermişti. Bu benim için inanılmaz bir durumdu. Özge’nin karnındayken Luna’ya fazlaca gitar çalıp şarkı söylerdim. Bir gün bunu denedim ve sanki daha önceden birçok sefer bunu önceden duymuş gibi dikkat kesilip gülümsemeye başladı. Sanıyorum ses dediğimiz şeyin ne kadar önemli olduğunu gösteren iki eşsiz olayı görmüş olduk bizde…

Baba kavramını tek bir cümleyle tanımlayabilir misiniz?

Baba tek bir şey değildir. Baba; birçok şeyin birleşimi, kanadında çok fazla şeyi toplayandır. Baba; güçtür, saygıdır, sırdaştır, kol kanat gerendir, en son duyan ama en hızlı çözendir, destektir, sırtını yaslayacağın dosttur, kahramandır, rol modeldir. Bu kelimeleri tek tek kullanmak babayı ne kadar açıklar bilemem ama hep o evde olmasını istediğimiz bir güç sembolüdür. Örnek olması gereken en önemli kişidir baba ve ileride tüm kız çocukları gibi o da ilk bana aşık olacak ve benim hem Özge’ye hem de kızıma olan yaklaşımım onun ileride beraber olacağı erkeklerin profilini oluşturacak. Aslında bir kız çocuğu için baba, çok ciddi bir rol modeldir.

Genelde birçok erkek, baba olmadan önce baba olmaktan korkar. Sizin çekinceleriniz var mıydı?

Ben baba olmayı çok önce istemeye başladım ki. Hatta çocuklarla diyaloğum hep çok farklı olmuştur. Gittiğimiz her yerde çocuklara mutlaka zaman ayırırım ve kısa bir süre sonrada onların oyun abisi olmayı başarırım. Sanıyorum bu da küçüklükten gelen bir alışkanlık. Voleybol oynadığım zamanlar da hep alt takımlara, küçük yaş gruplarına abilik yapardık. Bir abi ileride de bir baba olmanın duygusuna ben çok önceden girmiştim zaten.

Kendi babanızın size davranışlarıyla sizin çocuklarınıza karşı davranışlarınızı kıyasladığınızda gördüğünüz en büyük fark nedir?

Bunu söylemek için çok erken çünkü bunu bilebilmem için öncelikle kızımın biraz yaş alması lazım. Fakat sorunuza şöyle yaklaşabilirim, kızıma “şu doğrudur kızım bunu yapmalısın” dedikten sonra onu yapmasında ısrar etmem diye düşünüyorum. Babam hep “Ben sana söylüyorum işte zamanında biz yaptık bu hataları, şimdi sende aynılarını yapma” derdi ben bu kafada olmamaya çalışacağım çünkü insanlar hata yaptıkça tecrübe elde ediyor ve hayatı kendi seçimleri ile yönlendirerek büyüyor, öğreniyor ve yaşıyorlar. Ben bu kısımlarda devreye girmeyi daha çok seviyorum. Kızıma tek bir doğruyu empoze etmektense yolları gösterir ve kendi seçimini yapmasını, bu seçimin arkasında durmasını öğretirim.

Baba olduktan sonra hayatınızda neler değişti? Beklentileriniz doğrultusunda bir değişim mi oldu?

Tabii ki oldu. Bir kere öncelikle sıralamasında bir değişim oldu tamamen. Özge’yle her programımızı ona göre yapmaya başladık, birbirimize ayırdığımız vakti bile artık sadece Luna’ya ayırır olduk. Uyku düzenlerimiz, yaşam tarzımız hatta yediğimiz içtiğimiz şeyler bile değişti. Çünkü çocuk geldiği zaman bir anda hayatınızın merkezi oluyor. İnanılmaz muhtaç geliyoruz dünyaya ve kimin elinde olduğumuz, nasıl bir aileye doğduğumuz cidden çok önemli. İşte bu kadar değişimin içine ufaklığı adapte edip, onunla birlikte yol almayı öğreniyorsunuz. Her şeyden vazgeçip sadece evinde çocuğunu büyüten anne ve babalara da bu yüzden şaşırıyorum. Biz Luna ile birlikte yaptığımız ve yapmak istediğimiz şeylerden geri kalmamaya çalışan bir çiftiz. En başta Özge de ben de çalışmayı çok seviyoruz. Zaten onun üç hafta sete dönmesinden, benim müzik yapıp klip çıkarmayı ve ikimizinde YouTube çekmeyi hiç bırakmamasından anlarsınız bu durumu.

Çocuklarınızla yapmaktan en keyif aldığınız aktivite nedir?

Şu an için dans ve uykudan kalktığımızda ki ilk gülüş varya bence o.. Geçenlerde müzik açtık ve kucağımda dans ediyo, nasıl gülüyor biliyor musunuz. Yani tarifsiz. Bence dünyanın en güzel şeyine sahip olmak ve onunla sağlıkla geçirilen her saniye de çok ama çok kıymetli. O yüzden anne – baba olarak birbirimize daha iyi bakacağımıza söz verdik. Böylelikle evladımızla sağlıkla çok uzun yıllar geçiririz inşallah, temennimiz o yönde.

Çocuklarınızla arkadaş gibi mi yoksa baba-çocuk çizgisinin keskin olduğu bir iletişimi mi tercih ediyorsunuz? İlişkinizi nasıl tanımlarsınız?

Ben kesinlikle arkadaş gibi olmayı isterdim fakat babayla ne kadar arkadaş olunsa da ince bir otorite çizgisi kesinlikle olmalı. Yani evde birinden çekinilmeli çünkü o zaman bu arkadaşlığa verilen değer, saygı ve sevgi artar. Herkes yumuşak yanlı olursa eğer bu çocuklar tarafından sıklıkla kullanılır bir durum alır. Ben babamla da böyle bir ilişki içerisindeydim ve bunun hiç zararını görmedim aksine saygınlık olarak her zaman farklı bir açıdan baktım babama. Baba figürü genellikle en son başvurulan ve kesin çözümlerin geleceği yer gibi geliyor bana. O yüzden bende aynı bu yoldan ilerlemeyi düşünüyorum. Yani bana her şeyi anlatabilecek cesarette ve samimiyette olmakla birlikte hep çözemediği konuların başvuru kişisi olmayı isterim açıkçası…

Çocuğunuzun kariyerini oluşturma sürecinde nasıl bir etkiniz var? Tercihlerini tamamen kendisine mi bırakıyorsunuz?

Aslında her anne – babanın kendine göre doğrusu vardır ama önemli olan kendi doğrunuzu ne kadar dikte ettiğiniz ya da ne kadar kabul ettirmeye çalıştığınız. Kendi doğrularımızı kabul ettirmek yerine “ben senin yerinde olsam, böyle yapardım” cümlesini daha sık kurmak gelişim sürecinde etkili olacaktır.

Bugüne kadar aldığınız en güzel Babalar Günü hediyesi nedir?

Bugüne kadar ki en güzel Sevgililer Günü hediyem kızımla eve girmek oldu çünkü hastaneden çıkıp eve ilk girdiğimiz gün 14 Şubattı. Şimdi ise bugüne kadar alacağım en güzel hediye sanıyorum kızımla ilk Babalar Günümün olması olacaktır. Çünkü daha önce Babalar Günü’nü hiç kutlamamış bir baba olarak inşallah bu ve bundan sonraki tüm Babalar Günü benim için “en” olacaktır diye düşünüyorum ..

Babalar Günü için iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Her şeyden önce eşlerine her zaman tam destek olunmalı. Doğum süreci ile başlayan bir maraton, doğum sonrası ve lohusalık süreci, devamında gelişen her yeni gün… O yüzden bence ilk adım eşlere yardım. Ama bu yardım etme zorunluluğu değil babalık görevi olarak olmalı. Çünkü bir çocuk dünyaya geldiğinde sorumluluk bölünmeli ama biz çoğu zaman eşlerin üstüne atıyoruz bu görevi. Her baba adayının, kendini baba hissedenin ve tüm babaların Babalar Günü’nü kutluyorum.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: