Başa Dön

Sanat Eseri Tasarımlarıyla “Hafize Ayık”

blank

Sanat Eseri Tasarımlarıyla “Hafize Ayık”

Okuma süresi 4 dakika

Birbirinden özel birçok kıyafet tasarlayan Hafize Ayık ile yakaladığı başarıyı, modayı Arjantin Caddesi’ndeki şık butiğinde konuştuk…

Hafize Hanım; moda serüvenine nasıl başladınız?
Moda çocukluğumdan beri benim için bir tutkuydu. Çocukluğumda sürekli kadın siluetleri çizer ve onlara şık kıyafetler giydirirdim. Daha sonra bu kabiliyetimi profesyonel hale getirmek için birçok eğitim aldım. Sonra çocukluğumun tutkusu, iş hayatım başladı.

İlk modaevinizi ne zaman açtınız?
Onaltı yıl önce küçük bir dairede başlayan moda serüvenim, bugün Arjantin Caddesi’nde bir butiğe dönüştü. Tabi ki bu yolu kat etmek çok kolay olmadı. Sürekli hareket halindesiniz. Her sene hazırlanan modacıların koleksiyonlarını takip etmek, defilelere katılmak, dünyayla entegre olmak ve bunu kendi müşterilerimize empoze etmek gerekiyor.

İşiniz çok zor, sanatsal bir iş yapıyorsunuz…  
Sıkıldığınız anlar oluyor mu?
Evet zor… Bir kumaş parçasını kendinizden bir şeyler katarak bir sanat eserine dönüştürüyorsunuz.  Bizim işimiz sanatsal bir iş; aynı resim çizmek veya heykel yapmak gibi… Eğer bu mesleğe karşı sevginiz, beceriniz ve kabiliyetiniz yoksa bu işte başarılı olmanız imkansız. Bizim işimiz en ufak hatayı kaldırmaz. Teknik yönden her kumaşı tanımalı ve her kumaşın farklı işlendiğini bilmeniz gerekir. Tabi ki bu kadar zorluğun yanında güzel yanları yok mu? Çok… Düşünün ki sizin kişiye özel tasarladığınız ve diktiğiniz bir kıyafetin;  en mutlu, en önemli günlerde giyilmesi, sizin enerjinizi taşıması ve o kıyafetin başkaları tarafından beğenilmesi kadar insanı gururlandıran ve mutlu eden başka bir duygu olamaz…

Sizce tasarımcı ve modacı olmak arasındaki fark nedir?
Ülkemizde modacı kavramı çok anlaşılamıyor. Herkese modacı denilebiliyor. Birine modacı denmesi için çok iyi tasarım yapması, farklı bir çizgi yakalaması ve iyi teknik bilmesi gerekiyor.  Şimdi modeli çizdiniz, kumaşa uygulamak lazım…  İkincisi keseceksiniz, kalıp bilmeniz gerekiyor… Kalıp bilmeden kumaşı kesemezsiniz. Üçüncüsü çok iyi dikiş bilmelisiniz. Bu üç kavram biraraya geldiğinde bu vasıfları taşıyana modacı denir.

“Sadece çizim yaparsanız tasarımcı olursunuz. Kalıp çıkartırsanız modelist olursunuz. Dikiş dikerseniz terzi olursunuz. Bu üç kavram biraraya geldiğinde “modacı” olursunuz…”
Kıyafetleriniz daha çok kimlere hitap ediyor ve kimlerle çalışıyorsunuz?
Cemiyet hayatının önemli isimleriyle çalışıyorum. Çok geniş bir müşteri portföyüm var. Ben işimi anlayabilen ve kalitemi bilen her kesim insana hitap ediyorum. Birkaç isim vermem gerekirse cemiyet hayatının en gözde hanımlarından Şenay Dağlı’yı giydiriyorum. Şenay Hanım’la çalışmak büyük bir zevk, cesur bir kadın ve her kıyafeti çok iyi taşıyor. Bazen Osmanlı Sultanı, bazen Marie Antoinette, bazen şık bir tayyörle protokol kadını, bazen de tuvaletle düğünlerin en gözde kadını olabiliyor. Mesela çok değer verdiğim ve zevkini beğendiğim bir isim; Zuhal Kızılot. Her zaman şık her zaman en güzel. Ayrıca Ebru Koçoğlu, Berna Sarıoğlu cemiyetin hoş bayanlarından… Tabii isimlerini vermem belki doğru olmayabilir ama protokolden bakan eşleri, kadın milletvekilleri ve büyükelçi eşlerini giydiriyorum. En çok severek giydirdiğim isimlerden birisi ise editörünüz Beril Çavuşoğlu, kıyafetlerimi çok güzel taşıyor kendisine sonsuz teşekkürler…

Peki birbirinden güzel bu kıyafetleri nasıl tasarlıyorsunuz?
Benim tasarım yapabilmem için; dingin, sakin bir ortam ve sadece tasarımımı düşünüp konsantre olmam gerekir. Mesela siz şimdi bana bir kıyafet tasarla derseniz tasarlarım… Fakat ortaya çıkan benim tasarımım olmaz.  Çünkü bunlar hemen tasarlanacak şeyler değil. Bunu sabırla ve dikkatlice, kendinizi katarak geliştirmeniz gerekir. Bazen bir tane kıyafet bile tasarlayamazken bazen de bir anda birkaç tane tasarım yapabiliyorum.

İleriye yönelik hedefleriniz nelerdir?
2013 Paris Moda Haftası’nda ilk haute couture koleksiyonumu moda tutkunlarının beğenisine sunacağım. Koleksiyonla ilgili çalışmalara başladım. Bir modacının en büyük hedefi “modanın kalbi Paris’te” defile yapmaktır. Bu da öyle kolay bir iş değil… Alt yapıyı çok iyi hazırlamayı gerektirir. Dünyadan her sene pek çok genç tasarımcı Paris’te kendini ispatlama çabasında… Önemli olan o kadar tasarımcının içinden sıyrılıp çıkmak. Onun için ilk koleksiyon çok önemli. Tasarımlarınız kendinize özgü ve farklı olmalı…

[nggallery id=692]

 

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: