Başa Dön

Rıdvan Kır: Süt Tüketimi Zararlı mı?

Rıdvan Kır: Süt Tüketimi Zararlı mı?

Okuma süresi 5 dakika

Dr. Rıdvan Kır günümüzde süt tüketiminin nasıl olması gerektiğini; yapısı bozulmuş süt tüketmenin insan üzerindeki olumsuz etkilerine ve insan yapısına uygun doğal gıdaların önemine değinerek MAG Business Okurları için anlatıyor.

Bu, son yıllarda sıklıkla tartışılan konuların başında gelmektedir. Konuyu açıklarken başınızı biraz ağrıtabilirim. İnsan vücudu alışık olduğu yapıya sahip gıdaları sindirebilir ve hücre içinde kullanabilir. Tüm gıdalarda durum böyledir. Çoğu kaynakta belirtildiği üzere gıdanın insan vücudu ve karakteri üzerinde etkisi bulunmaktadır. İnsan, neslinin yapısını muhafaza edebilmek için kesinlikle doğal gıdalara yönelmelidir. Günümüzde zannımca dünya çapında kasıtlı olarak uygulanan gıda politikalarıyla ismini söylemekte zorlandığımız hastalıklar, illetler çıkmaktadır. Önce tedavinin ardından hastalığın ortaya çıktığını düşünürsek durumun ciddiyetini daha iyi anlayabiliriz. Üzülerek söylemeliyim ki tükettiğimiz gıdaların yüzde altmışa yakını ne yazık ki doğal olmayan ürünlerden oluşmaktadır. 

Şimdi konuya biraz daha farklı bir açıdan bakalım. Kan gruplarına baktığınızda “0” grubunun bilinen en eski kan grubu olduğu, ardından tüketilen gıdaların ve evliliklerin etkisiyle “A” ve “B” grubu kanların, daha sonra da “AB” kan grubunun ortaya çıktığı görülmektedir. Gıda intolerans testlerine baktığımızda “0” grubu kanların herhangi bir gıdaya intoleransı olmamaktadır, yani alerjene benzer etki göstermemektedir. Sonradan ortaya çıkan kan guruplarında ise bazı gıdalara intolerans görülebilmektedir. “A” grubu kana sahip olanların et ürünlerini zor sindirmesi ve hâliyle protein ağırlıklı beslenmede zorlanmaları bundan olabilir. Aynı şekilde “0”, “B” ve “AB” kan guruplarında karbonhidrat ağırlıklı beslenmede zorlanmaları ve daha çok protein ağırlıklı beslenmelerde sağlık bulmaları da araştırmalarla desteklenmektedir. Ayrıntıya girmeden temel mantıkta ise glisemik indekse riayet etmek daha yapılabilir ve kolay bir çözüm olarak görülmektedir. Geniş perspektifte insanlık tarihine baktığımızda yapımızda büyük değişimlerin olduğu görülmektedir. Genetik yapısı bozuk abur cuburların tüketilmesiyle Amerika’da yeni kan gurubunun çıkması gerçekten ürkütücüdür. Öyleyse bizler yapımıza uygun doğal gıdaların peşinden ısrarla gitmeliyiz. Diyet yapanların çoğunlukla kullandığı kepekli ekmeklerin, yapılırken bile beyaz una kepek karıştırılarak piyasada satılması, genetiği bozuk buğdayın aynı şekilde tüketilmesi obeziteyi etkileyen unsurlardan birisidir. 

Lafı bu kadar uzattıktan sonra süt bahsine gelelim. Süt, sindirimi zor olan gıdalardan birisidir. İnsanlık tarihi boyunca sayısız faydası olup her devirde en faydalı gıdaların başında gelmektedir. Ne oldu da süt masumiyetini kaybetti? Aslında diğer gıdaların yapısı nasıl bozulduysa günümüzde aynı şey sütün başına da gelmektedir. Sütün bebeklikten itibaren kullanımına bakalım. Özellikle erkek bebeklerde yirmi dördüncü ay, kız bebeklerde ise yirminci aya kadar kesinlikle anne sütünden başka gıdaya başvurmamak gerekir. Marketlerde sıklıkla satılan hazır mamalar ya da inek sütü, keçi sütü gibi gıdalar anne sütünün yerini tutmadığı gibi çocuğun genetik kodlaması üzerinde olumsuz etkilere sebep olabilmektedir. Bilhassa birbirinden çok farklı özelliklere sahip enzimlerin çalışmasını sağlayan ve içinde birçok madde barındıran mamaların uzun vadedeki etkisi hastalık sebebi ya da karakterde görülen değişiklikler olabilir. Anne sütünün olmadığı durumlarda farklı bir anneden yardım almak bunların hepsinden daha mantıklı görünmektedir. Serbest piyasanın hâkim olduğu ve büyük şirketlerin çok zarar görebileceği gerçek ve uzun soluklu çalışmalar bulması zor; ama, bu etkiyi hesap etmek için âlim olmaya da gerek yok. 

Gençlere ve yetişkinlere gelelim. Ne yazık ki çoğumuz UHT diye geçen uzun ömürlü sütlerden tüketmekteyiz. Bu sütlerin muhtevasına baktığımızda keçi, inek vb. hayvanların sütlerinin karışık olduğu hatta içerisine sütün kimyasını değiştirecek ve raf ömrünü uzatacak maddelerin girdiğini görmekteyiz. Eski kaynakları birazcık araştırdığınızda sarı ve siyah ineğin sütünün bile karıştırılıp içilmesi tavsiye edilmemiştir (El Kanun El-Sağir fi’t Tıbb-İbni Sina). Ne yazık ki doğal olmayan maddelerle beraber farklı hayvanların sütünün karışmasıyla sindirim sorunları oluşmaktadır. Sütün doğalında bile midede kalma süresi yaklaşık iki saatken ambalajlı hâlini siz düşünün. Konunun özeti şu; sütün doğalını bulursanız en azından inek ya da keçi sütünü başka sütlerle karıştırmadan için. Bulamıyorsanız, ambalajlı sütleri içmenizin pek faydası yok. Faydadan çok zarar görmeniz de olası. En azından süt tüketirken tarçın kullanarak gıda mizacını dengeleme yoluna gidin. Şaşırdığım nokta özellikle ülkemizde birkaç yazar ve doktor dışında bakanlıklar dâhil kimsenin bu konuda halkı bilinçlendirmemesidir. Bunun sebebi olarak tıpta ya da diğer bilimlerde eğitim müfredatında böyle bir içeriğin olmaması görülebilir; ancak, bu bahanemiz olamaz. Gerçek milliyetçilik ve devletçilik kendi milletimizi ve geleceğimiz olan çocukları her tür riskten korumaktır. Çıkan bir hastalığa çare bulmaya çalışmaktan daha kolayı ve önemlisi hastalıkları önlemektir. 

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: