Başa Dön

Pin Design Studio: Projelere Gururla Bakmak

Pin Design Studio: Projelere Gururla Bakmak

Okuma süresi 6 dakika

Kendinden emin adımlarla yıllar önce sektöre giriş yapan ve geçtiğimiz yıllarda Pin Design Studio adıyla kendi markasını kuran İç Mimar Bengisu Akan, markasıyla verdiği hizmetlerden bahsederken, gerçekleştirdiği son projesini aktarıyor…

Öncelikle kendinizden bahseder misiniz? Pin Design Studio’nun öyküsü nasıl başladı?

Ankara doğumluyum. Tasarıma olan ilgim, gerçek anlamda kendimi bildim bileli mevcut. Lise çağımda dahi tasarım odaklı içerikler, dekorasyon dergileri, düşünülerek tasarım kaygısı ile oluşturulmuş mekânlar dikkatimi çekmiştir. Hacettepe Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı mezunuyum. Lisans dönemimde sabırsız ve meraklı -belki de heyecanlı demek daha doğru olur- yapım sebebiyle boyumdan büyük işlere kalkışarak Ankara Siteler’de birçok firma ile proje süreçleri yaşadım. Fuarlara katıldım. Kartvizitimi bastırıp dağıtarak yılların iç mimarı edasında projeler çizmeye giriştim. Mesleki bilgi yetersizliği ve insan ilişkilerinde henüz deneyimsizliğimin, heyecanımın getirdiği sonuçlar doğrultusunda zorlandığım da, başarılı olduğum da oldu… Geriye döndüğümde “İyi ki tüm bu süreci yaşama fırsatım olmuş.” diyorum. Her yeni iş, yeni proje sıfırdan başlamak kadar heyecanlı. Algılarınız açık olduğu sürece her anlamda eğiten, öğreti dolu, kendine özgü birer masal gibi hepsi. Lisans sürecimi tamamladıktan sonra Sherwood Mobilya ile yollarımız kesişti. Beş yıl kadar proje departmanı, üretim departmanı, reklam ve kurumsal ilişkiler, müşteri ilişkileri, mağaza tasarımları vs. birçok iş kaleminde yöneticilik yaptım. Bugün gerek mesleki anlamda, gerekse kazandığım bakış açısı olarak kendilerine çok şey borçluyum. 2018’den bu yana bir süre freelance olarak, sonrasında 2020’de kurduğum Pin Design Studio markam ile sektörde bulunuyorum.

Pin Design Studio olarak verdiğiniz hizmetler neler?

Hemen hemen tüm mekânlar için iç mekan, peyzaj ve cephe tasarımları yapıyoruz. Mekân ayrımı pek yapmayız açıkçası, çünkü her mekânın kendine özgü prensipleri olur. Hepsi ile ilgilenmek hem tüm disiplinlere hâkim olmamızı hem de çok yönlü düşünebilmemizi sağlar, kısıtlanmayız. Her seferinde öğrenir ve öğretiriz. AVM, otel, plaza, pub, kafe, üniversite, kat konut, müstakil konut, ofis, güzellik merkezi gibi birçok alanda mekân tasarımı, uygulama, şantiye süreçlerini yürütüyoruz. Kimi sıfırdan anahtar teslim, kimi koordinasyon ve uygulama projelerine yönelik, kimi şantiye takibi, kimi de yalnızca konsept proje üzerine. Her biri ayrı keyif. Her biri ayrı gurur. Referanslarımız bu anlamda hem çeşitli hem de sağlamdır. Çoğu işverenimiz ile arkadaşlık ve dostluk ilişkisi geliştirerek görüşmelerimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Bunun bana hissettirdiği duygu, ticari kaygımın her zaman önüne geçmiştir. Mesleğimi duygusal ve etik ilkeler doğrultusunda sadece sevdiğim için yapıyorum. Bence devamı, kendiliğinden kazancı getirir ve hayal etmekten geçer… İşverenin talebi ve ihtiyacı doğrultusunda projelendirme sürecimiz konseptte de kalabiliyor; malzeme seçimleri, mahal ve keşif listeleri metrajlar, uygulama detay projeleri, Shop DWG çizimleri ile beraber paket de hazırlıyoruz. Talep edilen doğrultuda gerek sabit ve hareketli mobilya/dekorasyon uygulama, gerekse diğer inşaat konularında uygulama hizmeti veriyoruz. Ayrıca kurumsal kimlik (logo, broşür, kartvizit, konsept renk paletleri vs.) ile, tasarladığımız projenin her detayını oluşturuyoruz. Bu sayede işveren bir tek bizim firmamız ile tüm süreci tamamlayabiliyor. Çok yakın bir tarihte ev ve ofis aksesuarları satışlarımız da başlayacak.

Projelendirme ve uygulama aşamasında öncelikleriniz neler?

Bence mekân tasarlamak girift bir iştir. Kullanıcının entelektüel birikimi, psikolojik durumu, hayal dünyası, sosyal çağın teknolojik ve toplumsal etkileşiminin üzerinde oluşturduğu etki, o mekâna yansımalı. İyileştirici nitelikte; fakat tasarımcının yorumu ve yönlendirmesi ile. Mekân her ne amaçla oluşturuldu ise (ofis, showroom, konut, otel vs.) o amaca yönelik son derece ergonomik, kendine has ve karakterli olması gerekir. Teknolojiden faydalanırken (son çıkan malzeme, mekanizma vs. bilgisi) geçmişten günümüze birbiri içine geçmiş birçok stili doğru orantı ve yumuşak geçişlerle kullanmayı severim. Adına bir nevi zamansız tasarım diyorlar. Her stilin ayrı materyal, doku, koku, renk ve tasarım donesi vardır. Bunlara hâkim olmak, doğru şekilde aktarabilmek çok önemlidir ve tabii ki hayal etmek; hayal ettiğimin gerçek hayatta karşısına geçerek mesleki tatmin arzumu doyurmak, benim mekân tasarlarkenki yakıtım… Bizlerin öncelikle çift yönlü düşünebilme yetisine sahip olması gerekir. Nedir bu çift yönlü düşünebilme? Hem mükemmele yakın bir tasarım ortaya çıkarabilmek için duygusal zekânın getirisi olarak sanat algısının yüksek olması, hayalperest olmak hem de hayal ettiği tasarımı realiteye uyarlayabilecek teknik bilgi birikiminin ve mantıksal zekâsının yüksek olması. Ben buna beynimizin sağ ve sol loblarını aynı anda aynı performansla kullanabilme yetisi diyorum (ne kadar mümkünse). Teknik ve sanatın iç içe olduğu, çok kutsal bir meslek olarak görüyorum. İyi bir iç mimarın meraklı, heyecanlı, obsesif, aynı zamanda soğuk kanlı, sabırlı ve farkındalık sahibi olması gerekir. Bizim mesleğimiz hata kaldırmayan bir meslek, dolayısı ile ne kadar ayrıntılara dikkat edersek o kadar az hata ile süreci tamamlarız. 

İzmir’de tamamladığınız loft villa projeniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Villamızın kaba yapısının bir kısmı dahil olmak üzere tüm sürecini bizler yönettik. Çok keyif aldığımız bir proje oldu. Bir ila iki ay içerisinde teslime hazır hale gelecek. Dört katlı, her kat 150 m2 olmak üzere toplam 600 m2lik iç mekâna sahip loft stili ile tasarladığımız bir yapı. 

Bu projenizde öne çıkan detaylar nelerdi?

En önemli ayrıntısı kesinlikle mutfak ve yaşam alanı: İç mekân ve dış mekan birlikte düşünülerek ihtiyaca göre doğramalar açıldığında birleşip tek mekân havası oluşturması. Çalışma alanı, oyun alanı, jakuzi, sauna alanı vs. her mekânı, kendine has bir karakterle, doğa ile bir bütünlük içinde, duvarlar ve kapalı kapılar ardında kalmadan, açık alanlar şeklinde oluşturduk. Kullanıcının hem ergonomik olarak rahat edeceği hem de ruhunu besleyebileceği düşüncesi ile hareket ettik.

Sizi en çok zorlayan ve size en keyif veren kısım hangisiydi?

En zorlayıcı kısım, İzmir’in yerel ekipleri ile çalıştığımız kalemler oldu. Her ne kadar zorlayıcı da olsa, uygulama ilerleyip de mekân kendini göstermeye başladıkça karşısına geçip seyretmek tüm yorgunluğu unutturuyor. Geneliyle süreç çok keyifliydi.

Gelecek projelerinizden biraz bahseder misiniz?

Hedeflerimiz arasında gerek yurt içinde gerek yurt dışında önemli ve değerli mekân tasarım ve uygulamalarına imza atmak ilk önceliğimiz. Diğer taraftan ev ve ofis aksesuarlarımızı çeşitlendirip, geliştirip son kullanıcı kitlesine hitap edecek şekilde satışa sunmak.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: