Başa Dön

“Öteki” Ece Vahapoğlu

blank

“Öteki” Ece Vahapoğlu

Okuma süresi 6 dakika

Türkiye’deki modern ve muhafazakar yaşamları anlattığı son romanı “Öteki” ile çok konuşulan yazar Ece Vahapoğlu…

Mart 1978 İstanbul doğumlusunuz. Beş buçuk yaşında ilkokula başladınız. Ailenizin yönlendirmesi ve desteği dışında yetenekleriniz nasıl ortaya çıktı?
Kendiliğinden çıktı gibi geliyor bana. Aile desteği tabi ki çok önemlidir. Onların sevgisiyle büyüdük fakat ailem özellikle şunu yapmalısın bunu yapmalısın demedi. Dolayısıyla ben dünyaya tek başımıza geldiğimizi ve tek başımıza öleceğimize inanan biri olarak epeyce tek başıma aslında devam ettirdim hayatımı.  Küçüklükten beri hayal kuran bir çocuktum. Çok çalışkandım. Şimdi de bunları devam ettiriyorum hem hayal gücümü kullanıyorum, hem çalışkanlığımı ama yeteneklerim yaptığım işler başarılı oldukça ortaya çıktı diyelim. İnanç çok önemli. Öncelikle kendime inandım ben. Kendime inandıkça, çevrem bana inandı ve devamı geldi.  Hedefler koydum ve o hedeflere ulaşmak için fedakarlıklar yaparak çalıştım. Eğer inanırsanız ve çalışırsanız başarılı olabilirsiniz.
Hayal kurar mıydınız çocukken?  Edinmek istediğiniz meslek belli miydi?
Çok hayal kurardım, hala da kuruyorum.  Hayalsiz bir dünya düşünemiyorum. Küçükken çok fazla masal kitabı okurdum. Hatta annem ve babam doğum günlerimde bana masal kitabı hediye ettiğinde çok mutlu olurdum.  Bir oyuncaktan daha çok mutlu oluyordum bir kitap hediye edildiğinde. Şöyle söyleyebilirim ki; hayal kurmadığım tek bir gün bile yok bu yaşıma kadar. Küçükken de çok hayalperesttim, hayali oyunlar oynardım, kafamda senaryolar yazardım.  Şimdi bile inanılmaz bir komple teorili senaryo yazdım kafamda… Çok da rüya görürüm.  Rüyalarımın da bir şekilde bana mesaj ilettiğine inanırım. O yüzden bu tarz mistik ve tasavvufi konular çok ilgimi çekiyor, iç içe yaşıyorum.
İtalya’daki Amerikan Üniversitesi’ni birincilikle bitirdiniz. Fransa’da “AB ve Uluslararası İlişkiler” yüksek lisansı yaptınız. 2001 yılında kişisel başarı kategorisinde “Türkiye’nin En Başarılı Genci” seçildiniz. İlk kitabınızı da yirmi üç yaşındayken yayınladınız. Bu kadar genç yaşta bu başarıların size yüklediği sorumluklar olmadı mı?
Siz soruyu sorarken bile yoruldum… Gülümsedim aynı zamanda! Elbette tek başına bir başarı ödülü bile kişiye sorumluluk yükler ancak bu sorumluluğun bana yüklendiğinin farkında değildim ama artık farkındayım. Daha önce bilinçaltımda gizlenmişti bu. Zaten çalışıyorum, üretiyorum, öğrenmeye açığım ve öğrendiklerimi paylaşıyorum şeklinde düşünüyorum. Hala öyle düşünmekle beraber şu anda daha büyük sorumlulukları omzumda taşıyorum. Topluma karşı görevlerim var.  Ciddi bir imajım var. Dolayısıyla bu saygınlığı, bu sevgiyi kaybetmemek için çalışmaya devam edeceğim. Ama sorumluluk güzel bir şey çünkü attığınız adımları daha dikkatli atıyorsunuz, bu da sizi daha da motive ediyor.
Sizce başarılı olmak için salt eğitim yeterli midir? Şans ya da kader sizden yana oldu mu kariyer hikâyenizde?
Benim örneğimde evet, iyi okullarda okudum.  Bazısını ailem karşıladı, bazısını burslu okudum. Eğitimin çok faydası var. Yurtdışında okumak, kültürel algımı çok açtı, dünya görüşümü geliştirdi. Ancak salt eğitim yeterli değil. Zeka ve aklın birleşmesi gerekir.  İç güdüler de çok önemlidir hayatta başarılı olabilmek için. Bugün pek çok iş adamıyla konuştuğumda, aralarında hala ilkokul mezunu olup şu an milyon dolarları olanlar tanıyorum. “Keşke okusaydım” diyorlar o ayrı ama ticaret kafası olduğu için o kişiler başarılı olmuş. Çoğunu da takdir etmek lazım. O yüzden salt eğitim yeterli değil. Eğitimin üzerine iç güdüleri kullanmak, biraz sivri zekaya sahip olmak gerekiyor.
Televizyon programı sunuyorsunuz ve köşe yazarlığı yapıyorsunuz. Ece Vahapoğlu’nun bir günü nasıl geçiyor?
Ece Vahapoğlu yoğun bir kadın fakat zaman yönetimini iyi yapıyorum. Yıllardır düzenli olarak spor yapıyorum, aksatmadan sağlıklı besleniyorum, öğünlerimi kaçırmamaya dikkat ediyorum. Bu tarz kendime dikkat ettiğim fiziki aktiviteler dışında; toplantılarım oluyor, öğlenleri genelde iş yemeğine ayırıyorum.  Sunuculuk varsa, sunuculukla ilgili toplantı oluyor. Yazı yazacaksam, evde bilgisayarımda yazıp, gazeteye yolluyorum. Röportaj yapacaksam, röportajı ayarlıyorum.  Sunuculuğum yurtdışında veya şehir dışındaysa, seyahat ediyorum. “Öteki” kitabımdan sonra üniversitelerde söyleşilerin sayısı çok arttı. Bütün Türkiye’yi geziyorum ve de kitap imza günleri oluyor. Dolayısıyla hep yoğun ama her günüm aynı değil. O yüzden hani bir günüm şöyle geçiyor tarifi yapamam.
Sosyal hayatınızda yapmaktan hoşlandığınız şeyler nelerdir mesela?
Sinemaya gitmeyi çok seviyorum ama sinemadan ziyade ben kitap okumayı çok severim. Çok okuyorum. Kitaplar benim en iyi arkadaşım! Hem yazmak benim için terapi ama okumak da terapi yöntemi. Spor yapıyorum, arkadaşlarımla sosyalleşiyorum. Eskiden çok alışveriş yapardım artık tasarruf yapıyorum evimin kredisini ödüyorum. Kendimce güzel bir yaşamım var ama çoğunluğunu çalışmak alıyor.
Peki, televizyon ve gazetelerde beğendiğiniz, takip ettiğiniz kişiler kimlerdir?
Gazeteci olduğum için bir de yazar olduğum için özellikle yazar olduğum için hem Türkiye’nin gündemini takip ediyorum ama özel ilgi olarak tabi ki okuduğum köşe yazarları, çeşitli roman yazarları var. Okuyorum, çok okuduğum için şu an bu liste çok uzun bir liste olur.
Meraklıların ve yeniliği sevenlerin hedefleri hiçbir zaman bitmez. Bundan sonraki hedefleriniz neler?
Yeni romanlar yazmak. Öteki kitabımın devamı bekleniyor onu belki yazacağım ama olacak gibi gözüküyor çünkü nabız yokladık okuyucu devamını istiyor. Kitabın filmini yapmak üzere bazı teklifler var. Amerika’ya gideceğim kitabın Amerika’da İngilizce yayınlanması için dolayısıyla “Ötek”i ile ilgili pek çok proje var; kitabın İngilizce olarak dünyada yayınlanması, filminin çekilmesi gibi… Onun dışında televizyon kanallarından teklifler var. Yakında bir talk show tarzı programla karşınızda olabilirim. Ben de sürprizler bitmiyor, proje de bitmiyor çünkü insanın hedefi bittiğinde ümidi de biter. O yüzden her zaman yeni projeler olacaktır.
Son bir mesaj alalım… Söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Mevlana felsefesine inanan biriyim. O yüzden ön yargılı olmayıp, kimseyi ötekileştirmediğimiz bir dünyada hoşgörüyle yaşamaya davet ediyorum herkesi. Herkes, herkesi sevmek zorunda değil ama saygıyı, sevgiyi elimizden geldiğince büyütmeye çalışalım. Teşekkür ederim

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.