Başa Dön

Onun İçin “Zor” Yok NASUH MAHRUKİ

Onun İçin “Zor” Yok NASUH MAHRUKİ

Okuma süresi 7 dakika

Dağcılık denilince akla gelen ilk isim Nasuh Mahruki… Onu cesaret gerektiren outdoor sporlara olan tutkusuyla da tanıyoruz. Aynı zamanda AKUT ile birbirinden güzel projelere imza atan Nasuh Mahruki ile gündeme dair sıcak bir röportaj gerçekleştirdik. Kendisine en son çıkan kitabını ve Gezi Parkı olaylarınız sorduk…

Birbirimiz ile değil, kendimiz ile yarışmalıyız.
Yeteri kadar gayret edersek gerçekçi hedeflerimize ulaşabiliriz.
İlklere imza atmış ve ülkemize belirli şeyler kazandırmış birisinin Gezi Parkı olaylarında böyle bir kaza geçirmiş olması herkesi çok üzdü. Bize yaralanmanızdan ve sonucunda geçirdiğiniz operasyonlardan bahsedebilir misiniz?
Maalesef dört tane kemiğimi kırmışım, sağ diz altı bacağımda tibia ve fibula kemikleri kırıldı, her ikisinde de parçalı kırıklar vardı, çiviler ve plakalarla toparladılar. Dirseğimi kırdım ve yine plakalar ve çiviler takıldı. Bir de omuzumda akromion kemiğimi kırmışım ona müdahale edilmedi, zaman içerisinde kaynayacak.

Sizin gibi insana ve doğaya bu kadar bağlı olan birisi şu anda yaşanan olaylar ve geçiriyor olduğumuz dönem hakkında ne düşünüyor acaba?
Bu olaylar korkunç, günümüz Türkiyesi’nde kabul edilebilecek şeyler değil. Vatandaşımızın üzerinde böylesine orantısız bir güç kullanılması, bütün bu olaylar yaşanırken devletimizin sağlık birimlerinin ortada görünmemesi bence kabul edilemez şeyler. Birey hak ve özgürlükleri; müzakere edilebilecek, taviz verilebilecek konular, polisin şiddeti ya da başka türlü gerekçelerle vatandaşın elinden alınabilecek konular değildir. Zaten çağdaş dünya bu yüzden hayretler içerisinde izliyor Türkiye’yi. Çünkü onlar için, yani batı medeniyetini temsil eden bütün ülkeler için, birey hak ve özgürlükleri hiçbir şart altında pazarlık konusu yapılamaz ve taviz verilemez. Böyle bir şiddet uygulayamazsınız bir batı medeniyetinde. Türkiye çok ilginç bir süreç yaşıyor ama çıkacağız bir şekilde içinden.

Yine bu protestolarla bağlantılı olarak AKUT hakkında yanlış söylemlerde bulunuldu ve siz de karşı açıklamada bulundunuz. Yorumlarınızı alabilir miyiz bu konu ile ilgili?
Sosyal medyadaki söylemlerden bahsediyorsunuz… Çok anlamsız ve hiçbir gerçeklik payı bulunmayan bir iddiaydı ama maalesef yine şöyle bir şey yapılmaya çalışılıyor şu anda, özellikle başbakanımız Afrika’dan döndükten sonra böyle yeni bir süreç geliştirdiler ve şöyle bir iddia atıldı ortaya; “biz bu olayın istihbaratını üç ay öncesinden almıştık, aslında bu küresel medyanın ve küresel odaklarının Türkiye’nin gelişmesini, kalkınmasını, ilerlemesini, PKK olayını çözüyor olmasını durdurmak isteyenlerin bir oyunudur. Ve sokaklara çıkan milyonlarca insan ise bu mihrakların piyonlarıdır” gibi fantastik bir dünya anlatılmaya çalışılıyor bize. Bu anlatmaya çalışılan baştan sona yalan bir şey ama kendi seçmen kitleleri üzerinde de bir etkisi var diye hesap ediliyor anladığım kadarıyla… Bizi de bir şekilde bu havuza dahil etmenin taktiksel bir denemesini yaptılar ama o kadar da değil tabii ki, bu yapılanlar asla inandırıcı değil. Bakın Mehmet Ali Alabora bununla ilgili aynı şekilde suçlanıyor, KGB bununla ilgili suçlanıyor, Çarşı grubu yine aynı şekilde, ve belki başka birtakım kitleler ve insanlar daha… Bu iddialara inanmak için düşünemiyor, hiç bir yaşananı göremiyor olmak lazım. Bizi de bu olayın içine çekmeye ve suçlamaya çalıştılar, ben de konunun nereye götürüleceğini bildiğim için bu denli detaylı bir açıklama yazısı yazdım.

AKUT’ta gönüllü olarak yer alabilmek için atılması gereken adımlar nelerdir peki?
Katılan herkes AKUT’un yönetsel süreçlerinde, eğer isterlerse ve buna uygunlarsa operasyonel konularında yani arama ve kurtarma gibi çalışmalarında yer alıyorlar. Bunlarla ilgili bütün eğitimleri biz kendimiz veriyoruz. İlk olarak bir tanışma toplantısına katılmaları gerekiyor, bu toplantılar rutin olarak her ay gerçekleştiriliyor zaten. Biz kendimizi yani AKUT’u anlatıyoruz sonrada karşı tarafı dinliyoruz ve en verimli nasıl bir ünitede gönüllüsü olarak nerede yer alabileceklerine karar vermeye çalışıyoruz. Bundan sonra da aramıza katılan arkadaşlarımızı AKUT’un organizasyon işleri ve yönetsel süreçlerini takip eden çeşitli alt birimlere yönlendiriyoruz. Böylece AKUT’un bir parçası olmaya başlamış oluyorlar. Operasyonel anlamda kendilerini geliştirmek istiyorlarsa da arama kurtarma ile ilgili birimleri takip ediyorlar.

Son kitabınızın adı “Kendi Everest’inize Tırmanın” hakkında okurlarımızı kısaca bilgilendirebilir misiniz acaba?
“Kendi Everestinize Tırmanın” benim yedinci kitabım ve bir kişisel gelişim kitabı. Kendi hayatımda geriye dönüp, özellikle 20 yaşımdan sonrasına baktığımda, dağcılığa başladıktan sonraki bütün süreçlerin analizini, kendi yaşam yolculuğumu bir kişisel gelişim yolculuğuymuş gibi değerlendirip hangi adımları attığım, olaylara nasıl yaklaştığım, bakış açılarım ve vizyonumla ilgili soruların cevaplarını araştırarak 64 adımdan oluşan başarı ve mutluluğun zihin haritası adını verdiğim bir süreç çıkardım ortaya. Kitabın adı “Kendi Everestinize Tırmanın”, üst başlığı ise şu: “Herkes Everest’e Tırmanamayabilir Ama Herkesin Tırmanabileceği bir Everest’i Vardır”. Burada anlatmak istediğimse; “Aslında hepimizin kendi içine dönerek kendini keşfedip bu keşfettiği benliği ile ilgili potansiyelinin doruğuna ulaşmayı hedeflemesi en doğrusu olacaktır. Birbirimiz ile değil, kendimiz ile yarışmalıyız. Çünkü birbirimiz ile yarıştığımız zaman ya da bir başkasını önümüze bir hedef olarak koyduğumuz zaman limiti de beraberinde koyuyoruz aslında, yani o noktayı, o başkasını geçmek bizim için asıl hedef olmuş oluyor ve kendimizi sınırlamış oluyoruz. Ama kendimiz ile yarıştığımız, kendimizi aşmayı hedeflediğimiz zaman sınır olmuyor ve gidebildiğimiz yere kadar gitmeyi hedefliyoruz, bu durum bizi hep daha da ileriye taşıyor. Bir de her zaman bu işin altında dinamik olmak, gayret etmek ve çalışmak gerekir. Bu işin kaynağı çalışma arzusudur. Yeteri kadar gayret edersek gerçekçi hedeflerimize ulaşabiliriz.” Kitabım ile bunu anlatmaya çalışıyorum insanlara.

Halkın bu kadar çok sevdiği biri olarak acaba şu anda aklınızda aktif bir şekilde siyasette yer almak var mı ya da ileride böyle bir şey düşünür müsünüz?
Geleceği tabi ki şimdiden kestiremem; olabilir veya olmayabilir. Tamamen Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlara, benim o konuda yapabileceğim şeylerin olmasına ve daha bir sürü farklı faktöre bağlı. Ama ben bir sivil toplum örgütü lideri olarak ve bir sosyal girişimci olarak zaten ülkem ile ilgili yapmak istediğim bir çok şeyi yapabiliyorum. Etrafımda binlerce insan var, onlar ile gerçekten ciddi bir hareket alanına sahibiz hep birlikte. AKUT’un içerisinde, dernek, spor kulübü, çocuk akademisi, enstitüsü, üniversite toplulukları, liselerde kulüpleri gibi birçok faaliyet alanı var. Bu durum tabii ki hem beni çok mutlu ediyor, hem Türkiye’ye ciddi miktarda büyük bir katkı sağlıyor. O yüzden bundan daha fazlasını yapabileceğim bir süreç olursa ancak böyle bir şeye niyetlenebilirim diye düşünüyorum. Bu süreçte o noktada değilim, şimdilik bunu söyleyebilirim.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: