Başa Dön

Muhteşem Çift

Muhteşem Çift

Okuma süresi 8 dakika

20 yıldır Amerika’da Burn adını verdikleri merkezlerinde müşterilerine özel fitness ve sağlıklı beslenme programı sunan, eğitmenleri ve sağlık uzmanlarını eğiten uzman çift Karen ve Tony Hill, 2009 yılında ailevi nedenlerden dolayı Türkiye’ye döndüler. Holistik Beslenme Uzmanı Karen Hill, eşi Tony Hil’i, Türkiye’deki hayatlarını, bütünsel beslenme ve fitness alanındaki çalışmalarını tüm samimiyetiyle anlattı.

İsterseniz en baştan başlayalım: İkinizin de ayrı ayrı beslenme ve fitness konularına yönelmeniz nasıl oldu?
Ben 25 senedir spor hocalığı, 15 seneye aşkında beslenme uzmanlığı ile ilgileniyorum. Tony ise 30 seneyi aşkın süredir spor koçluğu yapıyor. Biz 17 sene önce evlendik ve 17 senedir de beraber çalışıyoruz. Ve şuna inanıyoruz: Bir kişi her şeyi mükemmel yapamaz ve biz mükemmel olduğumuz kısmı seçip mükemmel bir takım oluşturduk. Tony beslenme ile de uzun zamandır ilgileniyor ve bu konuda çok başarılı. Çünkü zamanında vücutçuları yarışmaya hazırlayanlardandı. Fakat aramızda iş bölümü yaptık.

Bu meslekleri seçmeye nasıl karar verdiniz?
Ben18 yaşında New York’a gittim ve üniversitenin ilk senesinde 15 kilo aldım . Bu arada ben politika ve business okuyordum. Kiloları vermek için birçok yere gittim, paralar harcadım ve olmadı. Araştırdım, okudum ve konu çok ilgimi çekmeye başladı. O arada kilolarımı çok güzel bir şekilde verdim. Okul bittikten sonra beslenme ve spor koçluğu üzerine eğitim almaya devam ettim ve şimdi buradayız.

Tony ise 14 yaşından itibaren bu meslekte olacağını biliyormuş. 16 yaşında bisikletle giderken bir araba çarpıyor ve metrelerce havaya uçtuktan sonra başının üzerine düşüyor. Hastaneye varıldığında ölü olarak not alınıyor, fakat hayata geri döndürülüyor. Bu olay, gerçekten onun bu meslekte olma kararını destekliyor.
Aynı zamanda Tony’nin, aynı anda polis, yedi sene asker ve emekli binbaşı olarak görev yaptığı bir geçmişi var.

20 yıldır bütünsel beslenme ve fitness konusunda uzman çalışmalarda bulunduğunuz Amerika’dan Türkiye’ye gelmeye nasıl karar verdiniz?
Ben, anne ve babamın tek kızıyım. 1985’den beri Amerika’da hayat kurduğum için senede bir görüşüyorduk. Bu arada evlendim ve iki oğlum oldu. Annem ve babam bu güzellikleri benimle yaşayamadılar. 2009’un başında annem ve babamı kaybetmeden, onlar ile güzel zamanlar geçirmek isteği doğdu içime. Eşimle paylaştım ve bana evet dedi. Spor kulübümüzü devrettik, her şeyi bırakıp 2009 yazında Türkiye’ye geldik. İyi ki de gelmişiz. Çünkü annem ve babam şimdi çok mutlu, torunları ve bizimle beraber. Bunları görebilmek PAHA BİÇİLMEZ…

Başladığınız andan bugüne Türkiye’deki müşteri ve danışan profilinizi nasıl tanımlarsınız?
“Danışan” profilimiz muhteşem tek kelimeyle… Öncelikle profilimiz karmakarışık, hayatın her köşesinden danışanımız var. İstanbul dışından, yurt dışından, kadın, erkek, genç, yaşlı… En güzeli de bize gerçekten ihtiyacı olanların geliyor olması. Rahatsız olan, kanser olan, sakat olan veya sporcu… Fark etmiyor. Biz bu durumdan çok ama çok memnunuz.

Sizce yabancı bir ülkede bu kadar başarılı olmanızın sebebi ne? Wilma Elles, Burcu Esmersoy, Halit Ergenç ve Kıvanç Tatlıtuğ gibi birçok ünlü isimle çalışmanın size kazandırdıkları ve kaybettirdikleri oldu mu?
Bence biz karşımızdakine bir bütün olarak bakıyoruz. Yani beslenme, spor, uyku ve ruhsal hayat. Bir hayat tarzı oturtmaya yönelik program sunuyoruz. Karşımızdakini dinliyoruz. Sağlıklı ve fit bir vücut, bir kalori girdisi veya çıkdısı ile bitmiyor maalesef… Bu programı yaparken aynı anda öğretiyoruz. Neyi; neden yapıyoruz. Bunu neden yemiyoruz bu saatte gibi örneğin. Ünlü kişiler ile çalışmamızın hiçbir kaybı yok; tam tersi müthiş güzel insanlar tanımış olduk.

Meslektaşlarınızın arasından kolayca sıyrılıp büyük isimler olmanızdaki en önemli faktör nedir? Üyelerinize sunduğunuz farklı imkanlar var mı?
Daha önce bahsettiğim gibi onlara bir bütün olarak bakıyoruz. Çalıştığımız insanlar, bizi sabah akşam arayıp ulaşabiliyorlar. Ne sekreter var ne de asistan. Bizi yurt dışından bile arayıp otel menüsünden yardım isteyebiliyorlar. Daha doğrusu gerçekten bizim ailemizin bir parçası oluyorlar. Dört sene önce çalıştığım insanlar bile beni arayıp soru sorabiliyorlar.

Diğer kısmı ise benim mesleğim, aslında hastalıklar ile ilgilenir. Bana zayıflaması gereken fakat aynı zamanda kanser, diyabeti veya tansiyonu olan insanlar gelir. Benim işim onları beslenme ve başka yöntemler ile hastalıklarını düzeltip doktora geri göndermek.

Meslektaşlarınızın sık sık düştüğü hatalar, yaptıkları yanlış yönlendirmeler sizce neler?
Beni en çok korkutan ve kızdıran yanlış bir kilo verme uğruna ve kilo vermeyi hızlandırma uğruna verilen ilaçlar, haplar, iğneler ve garip beslenme şekilleri…
Çok çabuk ve yanlış yapılan yöntemler ile verilen kilolar vücutta mühiş bir tahribat yaratır. Bu kilolar çok çabuk ve çirkin bir şekilde geri gelir. Kas kaybı yaratır, hatta ve hatta organlar bile zarar görür. İkinci yanlış yönlendirme ise yürüyüşü bir spor olarak kullanmak ve yeterli bulmak.

Bize biraz aile hayatınızdan ve Türkiye’deki sosyal çevrenizden bahseder misiniz?
Bizim aile hayatımız çok basittir. Çok evciliz. İki oğlumuz var, 16 ve 13 yaşlarında. Bizim için aile, toplumun çekirdeğidir ve müthiş değerlidir. Biz öğlenden sonra 15:00’a kadar çalışırız. Güne çok erken başlarız, Tony saat 6:00’da ben ise 7:30’da. Eğer kendimize izin verirsek akşama kadar da çalışabiliriz. Çok kişiye hayır demek zorunda kalıyoruz. Çünkü akşam gelmek istiyorlar. Ama biz şöyle bir karar verdik çok uzun zaman önce; iki kuruş eksik kazanalım ama çocuklarımızı biz büyütelim. Şimdiye kadar becerebildik Allah’ın izniyle. Sosyal hayatımız pek yok. Cumartesi ve pazar sinema günümüzdür ve çok severiz. Sabahları ben ve Tony saat 5:00’da uyanırız. Ben sabahları spor yapıp öyle işe giderim. Akşam yemeğimiz saat 6:00 – 6:30 arasıdır. Çocukların uyku saati 8:30 bizimki ise 9:00 veya en geç 9:30 dur. Biliyorum garip bir ev hayatı ama biz, dediklerimize ve öğrettiklerimize örnek yaşıyoruz…

Evli bir çift olmanız ve birlikte çalışmanız iş hayatınızı nasıl etkiliyor?
17 senedir evliyiz ve 17 senedir beraber çalışıyoruz. Şimdiye kadar hiç ama hiç sorun yaşamadık evliliğimizde bu durumdan. Ama bunun özel bir sebebi var tabii ki… Biz mesleğimize bir “iş” olarak bakmıyoruz. Kendimize “çalışıyor” diye de bakmıyoruz. Çünkü bu yaptığımız bizim hayat misyonumuz, hayat tarzımız ve hayatımız. Yani anlayacağınız biz 17 senedir çalışmıyoruz.

İnsanları istedikleri forma ve ideal kiloya getirmek dışında Tony, fiziksel engelli insanlarla; Siz ise kanserli Hastalarla çalışıyor. Özellikle bu alanlara yönelmenizin belli bir sebebi var mı?
Tonynin o trafik kazasında sol bacağı üç yerden kırılmıştı ve doktorlar onun hayat boyu topal kalacağını söylemişlerdi. Fakat gördüğünüz gibi sapasağlam. Ve Tony’nin Allah’ın yarattığı insan vücuduna müthiş bir saygısı var. Biliyor ki vücut kendi kendini düzelten bir alet ve o bakımdan elinden geleni ardına koymuyor.

Kanser ise çağımızın hastalığı… Beni çok üzen bir konu… Hayat şeklimiz, yediklerimiz ve içtiklerimiz değişti kötüye doğru. Bunların temel detaylarını ve bu hastalığın neden bu kadar yaygın olduğunu, iyileşebileceğini ve müthiş büyük bir endüstri olduğunu bildiğim için elimden geleni ardıma koymuyorum kendi çapımda. Tabii emin olun bu bildiklerimin hepsi tıp literatüründe var yeter ki araştırılsın.

Bütünsel beslenme ve fitness konusunda birçok kitap ve CD sahibisiniz. Sağlıklı bir yaşam için kısaca MAG okuyucularına sunabileceğiniz küçük ama etkili önerileriniz var mı?

Tabii ki…
1.) Akşam 5:00’dan sonra karbonhidrat tüketimini kesin (meyve ve bakliyat dahil)
2.) Tabağınıza bir bakın, eğer ki tabağınızdakiler doğandan gelmiş şekli ile değilse bir kenara koyun. Mesela ekmek… Bildiğim kadarı ile ekmek ağacı yok.
3.) Meyveler, yemeklerden ya yarım saat önce ya da iki saat sonra yenilsin.
4.) Kesinlikle ve kesinlikle tatlandırıcı ve diyet mamüller kullanmayın.
5.) Su İçin… Matematiksel olarak 90 kg ve üstü kişilerin en az 3.5 – 4 litre suya ihtiyaçları vardır.
6.) Sporu akşam yapmayın. Sabaha çekin.
7.) Özellikle sporu yemekten sonra yapmayın.
8.) Süt ve süt ürünlerinden elinizden geldiğince kadar uzak durun.
9.) Unutmayın bir bardak çay veya kahve vücuttan bir bardak su çalar.
10.) Balık yağı mutlaka artık hayatınızın bir parçası olsun.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: