Başa Dön

Masal Prensesi Petek Ertüre

blank

Masal Prensesi Petek Ertüre

Okuma süresi 4 dakika

Petek Ertüre, günümüzün en popüler kadınlarından… Televizyonda birçok programda sunuculuk deneyiminin ardından, dizilerde de başarılı bir oyunculuk performansı sergiledi. Bazılarınız onu Ali Ağaoğlu’yla uzun yıllardır olan birlikteliğiyle de tanıyorsunuz… Ama Petek, bundan çok daha fazlası! Çocuksu hallerini, sevimli gülüşünü, pozitif enerjisini ve samimiyetini görünce mutlaka hayatınızda bir yer ediyor. Onun bu halini bilen biz, farklı bir konsept tasarladık ve Petek’i tuttuk elinden, lunaparka götürdük. Kendisi için de, ekibimiz için de oldukça keyifli bir çekim oldu. Hatta Petek, çekimler sırasında, poz vermekten çok lunaparkın tadını çıkardı bile diyebiliriz..

 

Oyuncu olarak nelerden besleniyor, neleri takip ediyorsunuz?
Çok okurum. Film izlerim. Hiçbir Oscarlı iyi ve kaliteli filmi kaçırmam. Tiyatroya giderim, evde yerli ve yabancı dizileri, filmleri izliyorum. Bir de çekim arkalarını özellikle takip ediyorum.

Birçok oyunculuk ve sunuculuk teklifi alıyorsunuz, yeni sezonda sizi nasıl bir projede görebileceğiz?
Şimdilik açıklamak istemiyorum ama değerlendirmesini yaptığım, birkaç proje var. Kendime en uyanı ve mutlu olacağımı düşündüğüm projeyi seçmeye çalışıyorum.

Oyunculuğa nasıl başladınız?
Oyunculuk benim çocukluk hayalimdi. Hep “Televizyoncu olacağım” derdim. Lisede ve üniversitede de Radyo Televizyon ve Gazetecilik bölümü okudum. Lisenin ardından çalışma hayatına başladım. Hem okudum, hem de çalıştım. Televizyon eğitimiyle, oyunculuk eğitiminin çok farklı olduğunu anladım. Oyunculuk dersleri almaya başladım ama oyunculuğun yetenek ve zeka işi olduğuna inanıyorum.

Hayalini kurduğunuz bir rol var mı?
Zor, stratejik, psikolojik, iyiyle kötünün yansıması, hem ağır dram, hem de eğlenceli yanları olan bir rol…

Kimlerle birlikte oynamak istersiniz?
Türk Sineması’nın devi olan Türkân Şoray’la ve kesinlikle bir duayen olan Haluk Bilginer’le oynamak isterdim. Oynadığınız kişi de çok önemli. Bu işler karşılıklı paslaşma ve inanmayla oluyor.

Oyunculuk hayatınızda en sevdiğiniz rol hangisiydi?
Yedi senedir bu mesleği yapıyorum. Hep çok kaliteli projelerde yer aldım. Oyunculuk öyle bir aşk ki, rolleri ayıramıyorsun.

Sunuculuk da yaptınız… Kendinizi en iyi oyunculukla mı ifade edebildiğinizi düşünüyorsunuz?
Her şeyden önce oyunculuk geliyor. Mesleğim bu. Sunuculuk ayrı bir dünya, oyunculuk apayrı. Tiyatro ya da dizi hiç fark etmiyor. Benim kendimi iyi hissettiğim, iyi ifade edebildiğim ve en çok mutlu olduğum yer oyunculuk. Orada ayrı bir dünya kuruyorsun. Olmayan bir karaktere hayat verme, mutluyken ağlama, mutsuzken gülme, tamamen farklı bir dünya. Oynadığım her karakteri hissediyor hatta uzun bir süre o karakterin içinden çıkamıyorum. Bu çok hoşuma gidiyor. Aslında ikisinden de keyif alıyorum. Birinde anı yaşıyorsunuz, diğerinde ise hayat verdiğiniz bir karakter var.
“Asla oynamam” dediğiniz bir rol var mı?
Oyuncuysanız, “Asla oynamam” diye bir şey yok. Her karakteri, her şeyi oynarım. Yeter ki, senaryo ve yönetmen iyi olsun tek kuralım bu! Oyuncunun çok yönlü olması gerekir. Her şeyi oynamalı. Sevişme ve soyunma sahneleri senaryoda gereksiz bir detaysa, sadece reyting kaygısı içinse o zaman oynamam. Hikayenin bütünüyse ve o sahneyi çıkarttığımızda hikaye bozuluyorsa, oynarım. Çünkü aşkın içinde bütün bu güzellikler var, kavga, aşk, ihtiras, sevişme gibi…

Sizi İstinye Park’ta ya da Nişantaşı’nda göremiyoruz. Gününüz nasıl geçiyor?
Her yere gidiyorum ama basının olduğu yere pek gitmek istemiyorum. Elimde poşetle görüntü vermeme, sürekli alışverişe gitmeme gerek yok. Çok daha keyifli şeyler yapmak varken iki poşet alıp görüntülenmek bana keyif vermiyor. Gündüzleri beni makyajlı, topuklu ayakkabıyla göremezsiniz. Genelde eşofmanla gezerim.

En çok ne yapmak istiyorsunuz?
Senaryo yazmayı çok seviyorum. Bu sene Kasım ayında kitabım çıkıyor ve bir de “Çocuk Parti Evi” açıyorum, çocuklara olan düşkünlüğüm had safhada.

“Kalıcı bir şey bırakmak istiyorum dünyaya…”
Kitabın konusu nedir peki?
Hem kendi hayatımdan hem de gözlemlediğim şeylerden yola çıkarak bir kitap yazdım. Bunun daha kalıcı ve anlamlı olduğunu düşünüyorum. Kitabın içeriğini tamamen yaşadıklarım oluşturuyor. Kendini yalnız, güçsüz hisseden kadınlara hayatlarını nasıl değiştirebilecekleri konusuna odaklanıyorum ve kitap onlara her şeyin kendilerinde başladığı ve kendilerinde bittiği mesajını veriyor. Şimdiye kadar bir sürü dizide oynadım ama ne kadar akılda kaldı? Bir sinema filminde oynasaydım belki bir ödül alabilirdim, hep arşivde kalacak bir şey olurdu. Kitap arkamda bırakacağım bir eser olacak.

Bana “Neden butik açmıyorsun?” diyorlar. Kadınların mantığına göre; hayatındaki kişi para versin ve bir dükkan açsınlar. Bu bana kendi başarın gibi gelmiyor. Ben kalıcı bir şey olsun istiyorum.

 

 

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.